Hukuk, sosyal adalete hiç sahip olmamış halklar için aynı değildir. Verili bir yerdeki nesnel koşullar, orada ne kadar ‘‘uzman kuruluş’’ faaliyet gösteriyor olursa olsun, insan hakları konusundaki farkındalık ve uygulama derecesini belirler. Okuma yazma bilmemenin, açlığın, işsizliğin ve sağlıksızlığın hüküm sürdüğü bir yerde İnsan Hakları Sözleşmesi ne anlama gelir? Az ya da hiç! İnsanlık tarafından...
Bir 19. yüzyıl kıta Avrupası düşünürü olarak G.W.F. Hegel’in günümüzde Türkiye’de yürütülen Anayasa tartışmaları esnasında yeniden hatırlanması şaşırtıcı mıdır? Düşünürün genel felsefi kuramına içkin olarak geliştirdiği devlet ve sivil toplum yaklaşımının kendisinden sonraki kuşaklar üzerindeki etkisi düşünüldüğünde bu sorunun cevabının olumsuz olduğu aşikâr. Hegel’in felsefesi mantıktan, doğa felsefesine, etiğe, hukuka ve siyasetin başlıca kavramlarına değin...
“Kendi halkının sorumsuzluğu yüzünden bir ülkenin Komünistleşmesini neden öylece durup izlememiz gerektiğini anlamıyorum.” ― Henry Kissinger Yüzyıla yaklaşan ömrünün sonuna doğru şu güzide sözlerinin bir komünist partinin yayın organına taşındığını görseydi bunaması varsa bile kesin toparlardı. Gerçi bu sözleri sarfettiği dönemin yani “soğuk savaş”ın[1] kazananı, kendisinin de aktif militanı olduğu cepheydi ama yine de nereden baksak...
Berkun Oya’nın “Bir Başkadır” adlı dizisi, Türkiye’de uzun süredir hiçbir sanatsal yapıtın beceremediği kadar hararetle tartışıldı. Bu tartışmalarda, özellikle diziye soldan yöneltilen eleştirilerin bir kısmında katılmadığım bir yön var, ve bu, aslına bakılırsa, epeydir soldan yapılan sanat eleştirilerinde gözlemlediğim bir sıkıntı. Dolayısıyla, bu yazıyı kaleme almaktaki esas amacım, “Bir Başkadır” dizisinin kendisinden çok, sanat eleştirisinin...
İtalyan besteci Luciano Berio (1925-2003), kadın sesi ve büyük orkestra için bestelediği Epifaniler’de 20. yüzyıl Avrupası’nın hem yeni sanat anlayışının hem de modern hayatının bir dökümünü -ve de “açık” bir yorumunu- sunan metinlerden yararlanır. Yapıtını şöyle açıklamaya başlar besteci: 1959’dan 1961’e kadar besteleyip 1965’te yeniden gözden geçirdiğim Epifaniler, yedi orkestral parçadan oluşan bir dizinin beş...
Orta sınıf ideolojisi, tabiatı gereği sosyalizmin değerleri ve özüyle karşıtlık üretir. Bu karşıtlık; siyaset sahnesinde yahut siyasal alandan etkilenen geniş emekçi sınıflar içerisinde her zaman, her koşulda ve her siyasal kesitte gözle görülür olmayabilir. İdeolojiler alanındaki hesaplaşmanın seyri, işçi sınıfının ülke siyasetindeki gücü bu açıdan belirleyendir. Ülkemizde de böyledir. Ülkemizde sermaye sınıfının içerisinde olduğu kriz,...
Savaş, sözlükte “devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele” olarak tanımlanıyor. Savaşın aracı olan silah öne çıkarılmış; tanımın içi boşaltılmış. Oysa tanımın anahtar kavramı ve öznesi devlet; gizlenen temel fiili ise şiddet. Tarihsel materyalizm, savaşın nedenselliğini maddi dünyanın ilişkilerinde aramamız gerektiğini söylüyor. Sınıfsal boyut teorinin ışığında görünür hale gelir; bu, çoklukla derin bir çözümlemeyi gerektirir....
Marxism-Leninism Today sitesinde yayımlanan bu makale Türkçe’ye Özgür Balkılıç ve Eren Karaca Akbaş tarafından çevrildi. Makale, Michael Parenti’nin Kara Gömlekliler ve Kızıllar: Akılcı Faşizm ve Komünizmin Devrilmesi isimli kitabına dayanmaktadır. Parenti, ABD’de pek çok üniversitede öğretim üyeliği yapmış, özellikle siyaset bilimi ve tarihyazımı alanlarında eserler vermiş saygın bir bilim insanıdır. Parenti’nin bu makalesi iki açıdan...
Bundan bir yıl önce, Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya düzenlenen ve El-Kaide’nin Yemen kolu tarafından üstlenilen, 11 kişinin katledildiği saldırının İslamofobi tartışmasını yeniden alevlendirdiğine şahit olmuştuk. İslamcı yazarların saldırıların ardından dile getirdiği ilk şey, bu olayın Avrupa’da yükselen İslam karşıtlığı için bir gerekçe oluşturmaması gerektiğiydi. Bu ilk tepkiyi ise, bir anlamda saldırıyı mazur gösteren, Charlie...
İşçi sınıfı ve onun kesimleri üzerine yapılan çalışmalara Haziran ile yeniden bir canlanma geldiği gözüküyor. Canlanma, kelime anlamı itibariyle, başta, olumlu gibi gözüküyor; fakat beraberinde getirdiği belirsizlik ve kirlilik, netlikten ziyade sınıftan uzaklaşmaya kapı aralayan bir muğlaklığa varıyor. Sevimsizlik, analizlerin köşelerine iliştirilmiş liberal darbeler ile Marksizmin sınırlarına dahil edilmesi mümkün olmayan yöntemlerin, kavramların bol keseden...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×