“Proletarya, ancak ulus ve meslek farkı olmaksızın birlikte savaşırsa özgürlüğüne kavuşabilir. Aynı şekilde, ancak cinsiyet ayrımı olmadan bir arada durursa özgür olabilir. Büyük proleter kadın kitlelerinin proletaryanın kurtuluş mücadelesi ile buluşması, sosyalist düşüncenin zaferi ve sosyalist bir toplumun inşası için ön koşullardan biridir.” Clara Zetkin, Gotha, 1896 Marksizm kadınların ikincilliğinin kökenlerini, aile içi rollerini, işgücüne...
Kapitalizmin ve gericiliğin baskısı altında geçen AKP’li yıllarda kadının toplumsal konumunun ekonomik, kültürel ve siyasal olarak geriletilmesinin bir yansıması olan kadına yönelik şiddet, yakıcı bir gündem olarak önümüzde duruyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre, Türkiye’de sadece 2018 yılı içerisinde 440 kadın katledildi, 317 kadın ise cinsel şiddete maruz kaldı. Kadına yönelik şiddetin en uç...
İddia bu ya, Mehmet Ali Aybar’ın “biz tanrının kitabını reddetmişiz, lafı mı olur” diyerek kendisini Marksizmin temellerine, Lenin’in düşüncesine karşı çıkmakla eleştirenlere diklendiği söylenir. Burada “siz ne biçim Marksistlersiniz, tabularınız, fetişleriniz var” türünden bir alaycılık olduğu açık. Aybar’ın üretken, yaratıcı, mücadeleci bir aydın olduğu kesindi, lakin Marksizmle kurduğu ilişkide ciddi sorunlar vardı, Lenin’i ve Bolşevikleri...
2013’te, Haziran günlerinde “Bu insanlar nereden çıktı?” sorusu herkesin dilindeydi, şaşkınlık ve keyifle… Bugünse, “Biz Gezi’yi gerçekten yaşadık mı?” diye soranlara rastlıyoruz, bezginlik ve karamsarlıkla… Oysa ileriye atılış da gerçek, bugün yanıltıcı öğeler barındıran geriye çekiliş de… Gerçek olmayan, bir kısım solcunun kafasındaki Haziran. Sanırım büyük halk hareketiyle yeniden evlerine çekilen insanlar arasındaki ilişkiyi anlamak...
2013’te, Haziran günlerinde “Bu insanlar nereden çıktı?” sorusu herkesin dilindeydi, şaşkınlık ve keyifle… Bugünse, “Biz Gezi’yi gerçekten yaşadık mı?” diye soranlara rastlıyoruz, bezginlik ve karamsarlıkla… Oysa ileriye atılış da gerçek, bugün yanıltıcı öğeler barındıran geriye çekiliş de… Gerçek olmayan, bir kısım solcunun kafasındaki Haziran. Sanırım büyük halk hareketiyle yeniden evlerine çekilen insanlar arasındaki ilişkiyi anlamak...
Türkiye komünist hareketinin tarihinde önemli eksikliklerden biri teorisyene sahip olmayışıdır denebilir. Komünist hareket önemli stratejistlere ya da siyaset adamlarına sahip olmuştur ancak teoriyi yeniden üretmek ve ideolojik girdiler yapmak konusunda fazla yaratıcı olamamıştır. Bu nedenle 1990’lara gelinceye kadar komünist hareketin liderlerinin geride bıraktığı önemli bir yazılı külliyat olduğu söylenemez. Mustafa Suphi bu açıdan bir istisna...
Merhaba, Gelenek’in 121. sayısını Haziran Direnişi’ne ayırmıştık. Ve bu konuda düşünmeye ve tartışmaya daha uzun bir süre devam edeceğimizden bahsetmiştik. Görüldüğü üzere, bu sayımızda da yine büyük ölçüde Haziran Direnişi’ne ve onun işaret ettiği olgulara yer verdik. Aslında 2013 Haziran’ında gerçekleşen toplumsal patlamadan bir süre önce AKP’nin İkinci Cumhuriyet’i kurma çabaları karşısında bir takım toplumsal...
Merhaba, Gelenek yayın hayatına yeniden basılı olarak devam ediyor. Dergimiz son kez 111. sayı ile basılı olarak karşınıza çıkmıştı. Bu sayının ardından ise internetten yayınlanmaya devam etti. 117. sayıya gelene kadarki beş sayı Marksist Leninist Araştırmalar Merkezi’nin internet sitesinden bulunabilir. Gelenek bundan sonra iki ayda bir yayınlanacak. Her sayıda teorik düzlemde daha derinlemesine irdelenmesi gerektiğini...
Arap Dünyası ve geniş anlamıyla Orta Doğu büyük bir dönüşüm geçiriyor. Türkiye Komünist Partisi içinde bulunduğumuz süreci, genel olarak emperyalistlerin yoğun bir restorasyon çabasının da işin içinde olduğu, bölgedeki güç dengelerinde büyük bir değişim olarak değerlendiriyor. Türkiye’deki yeni rejim ve onun iktidar partisi bu olaylarda önemli bir rol üstlendiğinden bu konudaki görüş ve analizlerimizi sizlerle...
90 yıl önceydi… İki emperyalist odağın insanlığın üzerinde tepiştiği dehşet verici bir ortamda, ezilenler proletaryanın şahsında ayağa kalkmış “başka alem için” kolları sıvamışlardı. Bastıkları toprak Rusya’ydı, uçsuz bucaksız ve ölçüsüz. Kimileri haklı olarak “tarih öncesinden çıkış” diye adlandırdı, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı, her şeyin kendini ona göre yeniden konumlandırdığı yeni bir dünyaya işaret ederek....
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×