Dünya ölçeğinde oldukça zorlu bir yılı geride bıraktığımız günlerdeyiz. Önümüzdeki yılın öncülünden daha az zor olacağını düşünmemiz için de herhangi bir gösterge bulunmuyor. 2020 yılında neler yaşandığını hatırlayalım. Olgusal olarak 2019 yılının sonlarında başlamış olduğu kabul edilen, koronavirüsün neden olduğu, Covid-19 hastalığının birkaç ay içerisinde küresel ölçekte yayıldığı gözlendi. Bunun üzerine, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)...
Kapitalizmin krizde olduğu, sermaye cephesinin ideologlarının ve siyasetçilerinin de ayırdında oldukları bir gerçek. Bu kriz, emperyalist sistemin aktörlerinin oluşturduğu birliklere de yansıyor. Avrupa Birliği’nin yaklaşık on yıldır içinde olduğu kriz, özellikle pandemiyle birlikte birliğin geleceğinden duyulan endişeleri artırmış durumda. Bu, Avrupa solunda birtakım yan yana gelişleri ve ittifakları da beraberinde getiriyor. Sosyal demokrasinin soldan konuşması...
Bu yüzyılda karşılaştığımız bir salgın hastalıkta bilimin daha etkili ve inandırıcı olmasını beklerdik. Zemin de uygundu aslında. Öncesinde aşı karşıtlığı, alternatif tıp gibi başlıklar üzerinden yükselmiş akıldışılık geri çekilmiş, sesi kesilmişti. Tüm dünya tıp dünyasının bulacağı aşıyı veya tedaviyi müjdelemesini bekliyordu. Bu kötülüğün başımıza tanrının buyruklarına yeterince uymadığımız için geldiğini iddia eden dinci gericilik önceki...
Cumhuriyet’in yıldönümündeyiz, ancak mevcut rejimin 1923’te kurulanla bir ilintisinin kalmadığını görüyoruz. Buna karşın toplumun baskın kanaati 29 Ekim’i kutlanmaya değer saymaya devam ediyor. Bu çelişki biricik olmamakla birlikte gerçekten ilginçtir. Yalnızca bize özgü değil. Aynı durum başka büyük devrimler için de ilgili ülkelerde geçerliliğini koruyor. Fransız Devrimi’nin defalarca o ülkenin egemen güçlerince reddedildiğini biliyoruz. Keza...
Türkiye kapitalizmi tarihinin en ağır krizinden, ufukta belirgin bir çıkış reçetesi olmaksızın geçerken Covid-19 salgınının en fazla tahribat yaratacağı ülkelerden biri olmaya da aday. Sermaye iktidarlarının ideolojik tercihleri, kapitalizmin, piyasa düzeninin irrasyonellikleri dünyanın her yerinde salgının neden olduğu insani yıkımı artırıyor. Ancak Türkiye kapitalizmi özelinde ideolojik tercihler ve sermaye düzenine içkin irrasyonelliklerin ötesinde yaklaşık iki...
Aralık ortalarında Çin’de ilk vakanın görüldüğü Covid-19’un merkez üssü Mart ayı itibariyle önce Avrupa, ardından da ABD’ye kaydı ve virüs küresel düzeyde bir salgın (pandemi) olarak nitelendi. Yazının kaleme alındığı tarihlerde tüm dünyada toplam vaka sayısı 3,2 milyonu, toplam can kaybı ise 230 bini aşmış ve pandeminin ekonomik etkisinin, 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana en...
Covid-19 pandemisi, dünya ekonomisinde krizi derinleştirdi ve alınmak durumunda kalınan önlemler nedeniyle etkisi 1929 Bunalımı ile karşılaştırılabilecek bir çöküş başladı. Öncelikle altını çizmekte fayda var, dünya kapitalizminin şu anda yaşadığı krizin sıfır noktası bu pandemi değildir. Ancak, dünya ticaretini durma noktasına getirmesi ve üretimden son tüketime tedarik zincirlerini bozması nedeniyle, zamana yayılmış kriz dinamiklerini ve...
2019 Aralık’ında Çin’de ortaya çıkan ve kısa sürede küresel ölçekte bir salgına dönüşen Covid-19, salgına rastlanan tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de devletin çeşitli önlemler almasını zorunlu kıldı. Salgının kontrol altına alınması ile kişisel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması dengesine bakıldığında Türkiye’nin epey sorunlu bir fotoğraf verdiğini baştan söylemeliyiz. Dünya kapitalizmini bu değerlendirmeden azade tutamayacağımızı da…...
31 Mart seçimlerinden sonra hemen herkes öyle ya da böyle ekonominin bu sonuçlar üzerinde bir etkisi olduğu konusunda mutabıktı. Ekonominin etkisinin şiddeti hakkında ise rivayet doğal olarak muhtelifti. Ekonomi ile siyasetin arasındaki ilişki söz konusu olduğunda marksistlerin bu ikiliden ilkine verdiği ağırlık hemen gündeme gelir. İnsanlığın geride bıraktığı onca olaydan sonra iktisat ile siyaset arasında...
Kapitalizm yoluna giriş bir tercih değil tarihsel zorunluluktur. Bu tarihsel zorunluluğun somutlanması ise farklı biçimler alabiliyor; gelişimin birbirine tıpa tıp aynı yollardan yaşanması hiç söz konusu olmadı. Kapitalist üretim tarzının analizinde Marx’ın laboratuvar olarak başvurduğu İngiltere, olduğu gibi tekrarlanacak bir model olmadı. Öte yandan kapitalist toplumda sınıf mücadelelerine ilişkin bir diğer laboratuvar hizmeti sunan Fransa...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×