Immanuel Wallerstein 31 Ağustos’ta yaşamını yitirdi. Wallerstein, kitapları ve söyleşileriyle ülkemizde de popüler olmuş bir sosyologdu. Modern Dünya Sistemi, Tarihsel Kapitalizm, Liberalizmden Sonra gibi kitaplarıyla biliniyordu daha çok. Kitaplarının kapsamı bir yana, “Wallerstein’in çalışmalarının odağını tarif eden asıl şey nedir?” diye sorduğumuzda ısrarla tek bir çerçeveyle karşılaşmamız mümkündür: “dünya sistemleri analizi” Dünyayı bir sistem olarak...
Erdoğan Türkiye’nin “en basit adamı” olma yolunda ilerliyor. Tarihte bu sıfata uygun düşen başka karakterler de oldu. Marx’ın deyimiyle, Louis Bonaparte “tam da hiçbir şey olmadığından kendisi dışında her anlama gelebiliyordu”. Louis Bonaparte ile Erdoğan çok farklı tarihsel dönemlerin ürünü olarak ortaya çıktılar. Bu anlamda ne Erdoğan ve Bonaparte ne de 1871 ve 2019’un kapitalist...
Bitmesi mümkün olmayan bir öykü de diyebiliriz. Kıbrıs, çoğumuz için, Doğu Akdeniz’de arada sırada kabaran sürtüşmelerin hatırlattığı bir toprak parçası olabilir.  Aslına bakarsanız bu görece iyi bir resimdir. Türkiye’nin geneli için Kıbrıs kumarhanedir, oteldir; vergiden muaf kalmanın yolu, tatil dönüşü içki getirmenin bahanesidir ya da susuz geçen askerlik anılarının kaynağıdır, “Allah’ın unuttuğu” yerlerden birisidir. Daha...
Üç büyük devrimci liderin biyografilerinden bahsediyorum: Marx, Lenin ve Stalin… Muzaffer Ekim Devrimi, Karl Marx’ın eserlerini de yaşam öyküsünü de ilgi odağı yaptı. Ekim Devrimi’nin zaferinin üzerinden henüz çok az vakit geçmişken ve Sovyetlerde sosyalizmin kuruluşuna henüz yeni yeni adım atılırken dünyayı fiziken terk eden büyük ihtilalci Lenin’in, yalnız kaleminden çıkan ve ağzından dökülen sözlerin...
İddia bu ya, Mehmet Ali Aybar’ın “biz tanrının kitabını reddetmişiz, lafı mı olur” diyerek kendisini Marksizmin temellerine, Lenin’in düşüncesine karşı çıkmakla eleştirenlere diklendiği söylenir. Burada “siz ne biçim Marksistlersiniz, tabularınız, fetişleriniz var” türünden bir alaycılık olduğu açık. Aybar’ın üretken, yaratıcı, mücadeleci bir aydın olduğu kesindi, lakin Marksizmle kurduğu ilişkide ciddi sorunlar vardı, Lenin’i ve Bolşevikleri...
Merhaba Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nin 100. yıldönümü Türkiye’de ve dünyada çeşitli etkinliklere konu oldu. Hiç kuşkusuz başta Sovyetler Birliği olmak üzere 20. Yüzyılda yaşanan reel sosyalizm deneyimi, çözülüş ve karşı-devrimle değil, başlangıç noktasını oluşturan Ekim Devrimi ve onlarca yıllık deneyimin zengin içeriğiyle tarihe kaydolmuştur. Bu, Gelenek’in, parçası olduğu TKP’nin ve Marksist-Leninist geleneğin sübjektif duruşundan değil,...
2017 yazına, Haziran’da ve Ağustos sonunda, iki momentte müdahale eden Kılıçdaroğlu’nun damga vurduğunu söylemek durumundayız. Bu manzaranın solun eklemlendiği kısmı, Türkiye “sosyalist” hareketinin nadir dip noktalarından birini temsil ediyor. Beğenin beğenmeyin, programını, davranış biçimini doğru bulun yanlış görün, Türkiye’de sol çok defa zayıf düşmüş ve hata yapmıştır. Ama düzen dışı solun “sosyalist” sıfatının tırnak içine...
2013’te, Haziran günlerinde “Bu insanlar nereden çıktı?” sorusu herkesin dilindeydi, şaşkınlık ve keyifle… Bugünse, “Biz Gezi’yi gerçekten yaşadık mı?” diye soranlara rastlıyoruz, bezginlik ve karamsarlıkla… Oysa ileriye atılış da gerçek, bugün yanıltıcı öğeler barındıran geriye çekiliş de… Gerçek olmayan, bir kısım solcunun kafasındaki Haziran. Sanırım büyük halk hareketiyle yeniden evlerine çekilen insanlar arasındaki ilişkiyi anlamak...
“Dünya komünist hareketi” tanımlamasını hak eden, ortak bir doğrultusu olan, kendisini başka hareketlerden ayrıştırmış, aynı siyaset dilini kullanan, ülke özgünlüklerine rağmen benzer hedef ve araçlarla hareket eden bir toplamdan söz edemiyoruz bugün. Bununla birlikte, tek tek ülkelerde komünist partileri faaliyette; bunların kimisi ciddi toplumsal desteğe sahip, kimisiyse son derece etkisiz. Ve bütün bu partiler arasında...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×