“Robinson, Cuma’yı ‘elde kılıç’ köleleştirdi. Kılıcı nereden aldı? Robinson Crusoe masalının hayalî adalarında bile, şimdiye kadar kılıçların ağaçlarda yetiştiği görülmemiştir.”[1] Türkiye’de karşı-devrimin önündeki en büyük engel ’80 öncesinde solun toplumsal-siyasal planda kazandığı mevzilerdi. Karşı-devrimci enerjinin unsurları, büyüyen Türkiye burjuvazisinin ihtiyaçları ve anti-komünizmin gereksinimleri sayesinde canlı tutuluyor, Türkiye bu sınıfsal dengeler içerisinde devrim ile karşı-devrimin çekiştiği...
“Nerede şüphe varsa, güven getireceğiz. Ve nerede çaresizlik varsa, umut getireceğiz”[1] Margaret Thatcher, 1979’da İngiltere’nin yönetimine gelişini bu dinsel alıntıyla yorumluyordu. Sonraki yıllarda İngiliz tarihinin en önemli toplumsal hareketliliklerinden birine tanık olunacaktı. Burjuvazi, işçi sınıfının kazanımlarına onlarca yıl sabırla yaklaşmıştı ama artık büyük bir özgüvenle savaş açıyordu. İşçi sınıfının buna yanıtı görkemliydi, ’84-’85 büyük madenci...
Stalin ’46 yılındaki bir görüşmesinde kendisine “Sizce ABD’nin atom bombası tekeli dünya barışını tehdit ediyor mu?” diye soran gazeteciye “Atom bombası zayıf sinirlileri korkutmak içindir” yanıtını verir.[1] Zamanlaması ve mesajı bakımında ilginç olan bu görüşmede Stalin’in verdiği yanıtı bugün yine ilginç bir yer değiştirmeyle okumak mümkündür. Aslında görüşmeden çok bu özel yanıtın kendisi büyük önem...
Bir teknoloji müzesindeyim, diyordum kendi kendime; hiçbir karanlık yanı yok bunun, belki biraz donuk, ama zararsız bir ölüler ülkesi. Müzeleri bilirsin, La Jaconde’un bugüne dek hiç kimseyi yuttuğu görülmemiştir. Watt’ın makinesiyse beni hiç yutmazdı; olsa olsa Ossiancı ve neo-gotik soyluları korkutabilir o. Umberto Eco, Foucault Sarkacı Anahtarı olmadan Filozofların Gül Bahçesi’ne girmeye çalışan kişi, ayakları...
Kremlin Duvarı, bir mezarlık olmanın ötesinde, “Sovyet Panteon”u olarak hep ilgi çekici bulundu. Yıllar geçtikçe, duvara eklenen isimlerin sayısı arttıkça “Kremlin Duvarı’na gömüldü” Sovyet insanının ezberinde yer edinen bir deyiş haline gelir. Öyleki duvarda gerçek anlamıyla gömülebilecek yer kalmadığında, sadece ölülerin küllerinin duvara yerleştirilmesi söz konusuyken bile bu deyiş bozulmaz. “Hiç olmazsa gerçeğe uygun hale...
Bütün devrimlerin temel sorunu devlet iktidarı sorunudur. Bu sorun kavranmadıkça devrimi yönlendirmekten söz etmek şöyle dursun, devrime aklı başında bir katılım dahi gösterilemez. Devrimimizin en göze çarpan özelliği bir ikili iktidar doğurmuş olmasıdır. N. Lenin, 9 Nisan 1917[1]  Devrim ve ancak onun yaratabileceği bir ürün olarak ikili iktidar… Ya bir devrimden söz etmiyorsak? Örneğin işçi...
Immanuel Wallerstein 31 Ağustos’ta yaşamını yitirdi. Wallerstein, kitapları ve söyleşileriyle ülkemizde de popüler olmuş bir sosyologdu. Modern Dünya Sistemi, Tarihsel Kapitalizm, Liberalizmden Sonra gibi kitaplarıyla biliniyordu daha çok. Kitaplarının kapsamı bir yana, “Wallerstein’in çalışmalarının odağını tarif eden asıl şey nedir?” diye sorduğumuzda ısrarla tek bir çerçeveyle karşılaşmamız mümkündür: “dünya sistemleri analizi” Dünyayı bir sistem olarak...
Erdoğan Türkiye’nin “en basit adamı” olma yolunda ilerliyor. Tarihte bu sıfata uygun düşen başka karakterler de oldu. Marx’ın deyimiyle, Louis Bonaparte “tam da hiçbir şey olmadığından kendisi dışında her anlama gelebiliyordu”. Louis Bonaparte ile Erdoğan çok farklı tarihsel dönemlerin ürünü olarak ortaya çıktılar. Bu anlamda ne Erdoğan ve Bonaparte ne de 1871 ve 2019’un kapitalist...
Bitmesi mümkün olmayan bir öykü de diyebiliriz. Kıbrıs, çoğumuz için, Doğu Akdeniz’de arada sırada kabaran sürtüşmelerin hatırlattığı bir toprak parçası olabilir.  Aslına bakarsanız bu görece iyi bir resimdir. Türkiye’nin geneli için Kıbrıs kumarhanedir, oteldir; vergiden muaf kalmanın yolu, tatil dönüşü içki getirmenin bahanesidir ya da susuz geçen askerlik anılarının kaynağıdır, “Allah’ın unuttuğu” yerlerden birisidir. Daha...
Üç büyük devrimci liderin biyografilerinden bahsediyorum: Marx, Lenin ve Stalin… Muzaffer Ekim Devrimi, Karl Marx’ın eserlerini de yaşam öyküsünü de ilgi odağı yaptı. Ekim Devrimi’nin zaferinin üzerinden henüz çok az vakit geçmişken ve Sovyetlerde sosyalizmin kuruluşuna henüz yeni yeni adım atılırken dünyayı fiziken terk eden büyük ihtilalci Lenin’in, yalnız kaleminden çıkan ve ağzından dökülen sözlerin...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×