İşçi sınıfı mücadelelerinde parlamentonun tarihsel bir yeri var. Bu yeri anlamayı deneyeceksek[1] günümüz Ankara’sına bakmak pek bir işimize yaramayacaktır. Kuruluşu yüzüncü kere kutlanıyor olsa da 2020 TBMM’sinin uğruna mücadeleler verilen, bedeller ödenen parlamento kurumuyla pek bir ilintisi kalmadı. Üyelerini de dahil ederek söyleyeyim, Türkiye Cumhuriyeti’nde parlamentonun yetkisinin nerede başlayıp nerede bittiğini bilenden vazgeçtim, merak eden...
Laik sözcüğü için sözlükler “halka ait olan” anlamını veriyor ve kökenini Latince laicus, Yunanca laikos’a dayandırıyor. Ölü bir dil olan Latinceden türemiş dillerde halk sözcüğü bu kökten ayrılmış, ama günümüz Yunancasında laos olarak kullanılıyor. Türkiye laikliğiyle veya Kemalist laiklikle sık sık eşleştirilen Fransız laisizminin şekillenmesine emek verenler arasında bazı Marksistler de sayılır. Bunların başında gelen...
TKP’nin yüzüncü yılına Birikim dergisi de “kuruluş yıldönümü” başlığı atılmış bir dosyayla değindi: İki söyleşi ve bir makale. Katkıcıların en ünlüsü Mete Tunçay. Ahmet Kardam diğer söyleşinin konuğu. Canan Özcan ise Atılım dönemi üstüne bir makale yazmış… Aşağıda yalnızca Mete Tunçay hakkında yazacağım. Başlığı koyarken de gözümün önüne gelen kişi odur! 1990’ların başında Sol Kemalizme Bakıyor[1]diye bir röportaj-kitap...
Cumhuriyet’in yıldönümündeyiz, ancak mevcut rejimin 1923’te kurulanla bir ilintisinin kalmadığını görüyoruz. Buna karşın toplumun baskın kanaati 29 Ekim’i kutlanmaya değer saymaya devam ediyor. Bu çelişki biricik olmamakla birlikte gerçekten ilginçtir. Yalnızca bize özgü değil. Aynı durum başka büyük devrimler için de ilgili ülkelerde geçerliliğini koruyor. Fransız Devrimi’nin defalarca o ülkenin egemen güçlerince reddedildiğini biliyoruz. Keza...
Rusya her zaman önemli bir ülke olduğu için, “işçi sınıfı hareketi” adını verebileceğimiz bir devinimin olmadığı dönemde bile uluslararası komünizmin ilgi odaklarından biri olmuştur. Ve Rusya 19.yüzyıla çok şey sığdırdı. Bolşevizmin köklerini ararsanız, bizzat Lenin’in “Rus sosyal-demokratlarının ilk gerçek siyasal ittifakıdır” dediği legal Marksizmden geçecek, bir kesim mirasçısıyla Ekim Devriminde buluşacağı Narodniklere ulaşacak, Batıcılar ve...
Türkiye solunda milat tartışması bitemez, bitirilemez. TKP’nin veya genel olarak Komintern geleneğinden gelen partiler akımının dışındaki hareket ve örgütler de kendilerine özgü süreçler yaşamışlar. Kuşkum yok, az çok biliyorum, onlarınki de yeterince karmaşık. Çünkü tarihçenin hangi momentten başlatılacağı, yani miladın belirlenmesi bir biçimde halledilecek olsa bile, bunun üstüne bir dolu tasfiye ve yeniden kuruluş ekleniyor....
Kapitalizm yoluna giriş bir tercih değil tarihsel zorunluluktur. Bu tarihsel zorunluluğun somutlanması ise farklı biçimler alabiliyor; gelişimin birbirine tıpa tıp aynı yollardan yaşanması hiç söz konusu olmadı. Kapitalist üretim tarzının analizinde Marx’ın laboratuvar olarak başvurduğu İngiltere, olduğu gibi tekrarlanacak bir model olmadı. Öte yandan kapitalist toplumda sınıf mücadelelerine ilişkin bir diğer laboratuvar hizmeti sunan Fransa...
68’in onuncu yılında anılıp anılmadığını hatırlamıyorum. Anıldıysa bile 1978’in politik atmosferinin on yıl öncesindeki görkemli yükseliş ve patlamayla ayrıştırılması güçtür. Her değerlendirme belli ölçülerde süreç tamamlandıktan sonra yapılmak durumundadır. 1978, henüz erkendi. Sonra, gırgır ama 1986’yı hatırlıyorum. 6 ve 8 rakamlarının yer değiştirmesiyle bir yıldönümü momenti icat etmeyi hoş bir yaratıcılık sayar mısınız bilmem. Benim...
Büyük bir fiyaskoya tanıklık ediyoruz. Ulus denilen insan topluluğuna yalnızca birkaç yüzyıldır yüklenen olağanüstü ağırlıklı anlam, anarşik-kaotik bir süreç içinde çöktü. Neredeyse “gözlerimizin önünde” denebilecek kadar kısa bir zaman dilimi içinde Britanya İmparatorluğu tebaasının yerini çeşitli etnisitelerden ve sınıflardan oluşan bir ulus almıştı. Geldiğimiz tarihsel anda, artık yalnızca kabına hiç sığmamış olan İrlanda değil, İskoçya...
2017 yazına, Haziran’da ve Ağustos sonunda, iki momentte müdahale eden Kılıçdaroğlu’nun damga vurduğunu söylemek durumundayız. Bu manzaranın solun eklemlendiği kısmı, Türkiye “sosyalist” hareketinin nadir dip noktalarından birini temsil ediyor. Beğenin beğenmeyin, programını, davranış biçimini doğru bulun yanlış görün, Türkiye’de sol çok defa zayıf düşmüş ve hata yapmıştır. Ama düzen dışı solun “sosyalist” sıfatının tırnak içine...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×