Bir başka ‘hizip’ hikayesi: KKE’nin 1991 krizi

1980'lerin ikinci yarısında Sovyetler Birliği'nde esmeye başlayan ve ardından siyasiideolojik olarak hareketsizleşmiş komünist hareketi etkisi altına alan Garbaçovculuk rüzgarları 1980'lerin sonuna doğru, karşı-devrim çanlarının çalmasıyla uluslararası komünist hareket açısından bir kriz biçimine büründü. Hemen hemen tüm komünist partiler bu krizden ve ona eşlik eden ideolojik saldırıdan derinden etkilendi. Ciddi sayıda komünist parti, isminden komünist sıfatını düşürürken, bir bölümü de bu sıfatı taşımaya devam etseler dahi antisovyetizm-antikomünizm kestirme yolundan geçerek hızla sosyal demokratlaştı.

Yunanistan Komünist Partisi (KKE) de 1980'lerin ikinci yarısında kendisini bu atmosfer tarafından belirlenen bir siyasal, ideolojik ve en nihayetinde örgütsel krizin içinde buldu. 1989'un Ağustos ve Eylül aylarında KKE Merkez Komitesi ile partinin gençlik örgütlenmesi olan Yunanistan Komünist Gençliği (KNE) karşı karşıya geldi. Bu karşı karşıya gelişin partinin merkez komitesi içinde de karşılığı vardı. KKE Merkez Komitesi'nden biri bugün Yunanistan Dışişleri Bakanı olan Nikos Kocyas olmak üzere iki kişi istifa etti. Bunu kısa sürede 15 istifa daha takip etti. Ayrılan MK üyeleri arasında o dönem KNE'nin genel sekreteri olan Yorgos Grapsas da vardı. Ayrılan MK üyeleri KNE'nin yönetimi dahil gençlik örgütünün çok büyük bir bölümünü beraberlerinde sürüklediler. Bugün Yunanistan'da varlık gösteren pek çok "radikal sol" örgüt bu ayrışmanın sonucu ortaya çıkarken bunların en bilineni NAR'dır (Yeni Sol Akım). Tarihe "KNE ayrışması" olarak geçen bu gelişme ile parti içindeki kriz sonlanmamıştı. 1990-1991 dönemecinde KKE, kendisini bu kez bölünme ile sonuçlanacak çok daha büyük bir krizin eşiğinde buldu. Siyasi Büro'dan başlayan bu ayrışma, KKE'nin komünist karakterine sahip çıkan kadroları ile reel sosyalizmin çözülüşünün belirlediği "zamanın ruhu"na uyum sağlanması gerektiğini savunan kadroları arasındaydı.

Aşağıda çevirisini yayımladığımız iki makale 17 Temmuz 2001 tarihinde KKE Merkez Komitesi'nin günlük yayın organı olan Rizospastis'te (Radikal) yayımlanmıştır ve KKE'nin varlık-yokluk mücadelesi verdiği bu süreci anlatmaktadır. İlk makale olayların tarihsel akışını özetlerken devamı niteliğinde okunabilecek ikinci makale bölünmenin ideolojik-siyasi içeriğine odaklanmaktadır.

Makalelerin daha kolay okunmasını sağlamak için makalede adı geçen siyasi figürlere dair kısa dipnotlar ekledik. Bu dipnotların bazılarının makalede anılan hizip mensuplarının siyasi kariyerlerinin nasıl seyrettiğini göstermek açısından da anlamlı olduğu kanaatindeyiz. Makalelerdeki tüm dipnotlar Gelenek tarafından eklenmiştir.

KKE’nin 13. Kongresi Atina’da 19-24 Şubat 1991 tarihleri arasında Parti içinde yoğun çatışmalı bir ortamda gerçekleşti. Çatışma, yalnızca kongre-öncesi tartışma süreci çerçevesinde ifade bulmadı; KKE’nin devrimci karakteri, partinin işçi sınıfına dönük siyasi öncülüğü, sınıf mücadelesi ve sosyalizm perspektifi birtakım kadrolar tarafından açıkça reddediliyordu. Bu çatışmanın tek özelliği büyük boyutlara ulaşan ve KKE’nin tüm varoluş ilkelerini sorgulayan parti içindeki keskin hizipçi mücadele değildir. Bilinçli olarak bu kadroların liberal ideolojik ve siyasi tutumunun burjuva medyası aracılığıyla halka sunulmasıdır. Bu durum, burjuva sınıfına partinin iç meselelerine açıkça müdahale etme fırsatını verdi. Bu kadrolar, sınıf düşmanını KKE’ye karşı silahlandırmış oldu.

Böylesi bir iklim ve ortamda KKE’nin 13. Kongresi gerçekleşti ve elbette tartışma tek geçerli konuda yoğunlaştı: Partinin komünist karakterinin korunması ve savunulması.

13. Kongre ile seçilen MK üyeleri arasında partinin komünist karakterini savunan kadrolar çoğunluğu kazandılar, lakin parti içi çatışma sona ermedi.

Her şekilde ve fırsatta bu karşı grup, Synaspismos’un1 içinde yer alan diğer güçler tarafından da saldırıya uğrayan partinin aleyhinde hareket etmeyi sürdürdü. Gelişmeler partinin resmi olarak parçalanmasına ve Yunanistan çapındaki kongresini toplamaya hazırlanan Synaspismos’un da dağılmasına doğru ilerliyordu.

Gelenek

 

KKE: 13. Kongre’den 14. Kongre’ye

Hizip mücadelesi keskinleşiyor

11 Mayıs 1991’de hizipçi eylemler Siyasi Büro’dan en küçük birimlere kadar ulaştı ve bununla mücadele etmek için Siyasi Büro, partinin Merkez Komite toplantısına aşağıdaki teklifleri sundu:

  • Parti’nin tüm üyelerine Merkez Komite’nin durumunu açıklayan bir mektubun yollanması,
  • Tüm üyeler için geçerli olanın, medyada çalışan üyeler için de geçerli olmasını, yani, KKE’nin kararlarına aykırı kişisel görüş beyan edilmemesi,
  • Tüzüğe aykırı davranan MK üyelerine uyarı yollanması, vazgeçmemeleri durumunda ise tüzüğün öngördüğü önlemlerin alınması,
  • Synaspismos’taki kritik gündem maddelerinin partide kolektif olarak ele alınmasının sağlanması.

Yukarıdaki teklife Lafazanis,2 Dragasakis,3 Hundis4 ve Trigazis5 itiraz etti, Maria Damanaki6 ise toplantıya katılmadı. Grigoris Farakos7 Merkez Komite’ye istifasını verdi ve faaliyetini Synaspismos’ta sürdüreceğini açıkladı. Nihai olarak MK, tüm parti üyelerini durum hakkında bilgilendirdi ve üyeleri Kongre’nin kararlarına aykırı herhangi bir teklifi kabul etmemeye, parti çalışmasını ve kitlesel eylemliliği paralize eden ve dağıtan her tür çabaya karşı çıkmaya davet etti. Aynı zamanda MK, parti üyelerini her türlü hizipleşmeden ve parti organları dışında faaliyet göstermekten uzak durmaya çağırdı.

MK, Dimitris Karagules8 ve Mimis Andrulakis’in9 partinin tüzüğüne aykırı faaliyetlerini durdurmaları için uyarıda bulundu. Ayrıca MK, aldığı kararla, Synaspismos’un kongresine kadar tek bir duruşun sağlanması için, Synaspismos merkezi kurullarında yer alan üyelerin, kritik konuları öncelikle parti içinde kolektif olarak ele almasını zorunlu hale getirdi.

Synaspismos’un KKE’ye karşı çıkışı

Synaspismos’ta yer alan diğer güçler partiye karşı saldırıyı yoğunlaştırdı ve partinin iç yaşamına müdahaleler arttı. Avgi gazetesi çekinmeden Synaspismos’un kuruluş amacının yeni ve daha modern bir çoğunluğu şekillendirmek ve “KKE’deki dogmatik anlayışı” uzaklaştırmak olduğunu açıkladı. Synaspismos giderek KKE’ye karşı bir kutup oluşturmaya başladı.

1991 Haziranı’nın ilk iki gününde KKE Merkez Komitesi toplandı ve kamuoyuna Synaspismos’un yeniden yapılanma sürecindeki pozisyonunu açıkladı; KKE başlangıçta yüklenilen karakteri sonuna kadar savunmakta ısrarcı olacağını vurguluyordu. KKE, Synaspismos’un kongresinin hemen öncesinde, Synaspismos’un merkezi organlarına katılan tüm güçler tarafından konsensüs ile oluşturulmasını, her bileşenin kendi temsilcisini kendi sorumluluğu ile seçmesini ve tüm temsilcilerini veya bir kısmını geri çekme hakkının korunmasını teklif etti. KKE, “Doğrudan veya dolaylı olarak Synaspismos’un çok partili özelliğinin sorgulanmasının, yeniden yapılandırılma çabalarına ve Synaspismos’un kongre sürecine olumsuz etki yarattığına” işaret ediyor ve “bunun yanı sıra, pozisyonundan vazgeçmesi için KKE’nin iç işlerine dönük sık sık yapılan müdahalelerin, iftiraların ve Synaspismos’un KKE’ye karşı genel tutumunun, sürece ve Synaspismos’un kendi varlık mücadelesine mayın döşeyen pratikler ve anlayışlar” olduğuna dikkat çekiyordu.

1991 yılının Haziran ayının ortalarında, Synaspismos’un merkezi organlarının seçim konusu bir kez daha gerilim yarattı. KKE, gidişatı değerlendirerek kongre sürecinin dondurulmasını ve Synaspismos’un içinde tüm sorunların tartışılacağı temasların kurulmasını teklif etti. Bu teklif kabul görmedi, Aleka Papariga10 Synaspismos’un toplantısını terk etti ve ardından yaptığı açıklamayla Synaspismos’un içinde birçok eğilim barındıran bir örgüte dönüşme tehlikesinin altını çizdi.

Parti temsilcilerinin synaspismos’tan geri çekilmesi

KKE MK’si 16 Haziran’da Damanaki haricindeki (o anda Synaspismos’un başkanı) parti temsilcilerini Synaspismos’tan geri çekmeye karar verdi ve bunun paralelinde krizden çıkış sağlayabilecek bir çözüm demeti sundu. Bu, karara riayet etmek istemeyen kadrolar tarafından tepkiyle karşılandı. 22 Haziran’da Maria Damanaki, Siyasi Büro ve partinin Merkez Komitesi’nden istifa etti. 23 Haziran’da KKE MK, partinin bütünlüğünün yeniden sağlanması için olağanüstü bir kongrenin toplanmasına ve Synaspismos’a krizi atlaması için zaman tanımaya karar verdi. Synaspismos’un kongresine kadar temel ilkeleri, partilerinin Synaspismos ile ilişkileri ve tersinden Synaspismos’un partiler ile ilişkisi, kongrenin rol ve sorumlulukları, merkezi organlarının nasıl seçileceği gibi konuların tartışılacağı bir zaman tarif edildi.

Bu toplantıda Merkez Komite, P. Lafazanis’i Siyasi Büro’dan ve M. Andrulakis, D. Karagules, Th. Karteros,11 T. Dravaliaris12 ve D. Papazoglu’yu Merkez Komite’den ihraç etti. Siyasi Büro’dan P. Trigazis, Merkez Komite’den ise D. Dimitrakas, S. Panaretu13 ve Ag. Karaindros istifa etti.

Parti halka sesleniyor

Ertesi gün 24 Haziran’da KKE’nin Pedion tu Areos meydanında (Atina) gerçekleştirdiği büyük mitingde Aleka Papariga, “KKE’nin bağımsız varlığını pazarlık konusu yapmıyoruz” dedi ve Synaspismos’da cereyan eden krizin sorumluluğunu yüklenmeyeceklerini açıkladı. Parti üyelerini, düşündüklerinden daha büyük bir yeniden yapılanma dönemi için hazırlık yapmaya davet etti.

Synaspismos’un kongresi 27 Haziran’da başladı. Aleka Papariga, Larisa’da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Eğer Synaspismos’un kongresi KKE olmadan yola devam ederse, kuruluş ilkelerine karşı çıktığı için kendi sonuna imza atmış olacaktır. Bu imzayı atanlar bizler değiliz. Hiçbir sorumluluk üstlenmiyoruz. Çözümler vardı ve hala var. Onları sunduk ve her şeye rağmen tekrar adım atmaya hazırız.”

Ve öyle de oldu. Ertesi gün kongrede Synaspismos’un karakterinin değişmesine, partiye dönüşmesine karar verildi. 29 Haziran’da KKE Merkez Komitesi açıklamasında şu noktaların altını çizdi: “Synaspismos’un kongresinin yeni bir siyasi oluşumun kurucu örgütü olduğu ve bunun Synaspismos’un kuruluş ilkeleri ile hiçbir resmi ve nesnel bir bağının olmadığı açıkça görülüyor. Dolayısıyla KKE bu yeni örgüte dahil olmayacaktır.” Aynı açıklamada, herhangi bir kadronun her iki örgüte, KKE ve Synaspismos’a, aynı anda üye olmasının anlamsızlığı vurgulandı.

Siyasi Büro, yeni örgütün KKE karşıtı yönelimlerine dikkat çekerken, bu örgütün birçok kadrosunun KKE’nin önemli organlarında yer almaya devam ettiği görülüyordu. 13 Temmuz’da partinin Merkez Komitesi toplandı ve 14. Kongre’nin Kasım ayının sonlarında gerçekleşmesine karar verdi. Tezlerin hazırlığı ve örgütsel konular için komiteler görevlendirildi.

Merkez Komite, Synaspismos’un organlarında faaliyetlerini sürdüren MK üyelerinin parti organlarının toplantılarına katılmamalarına ve partide sorumluluk üstlenmemelerine karar verdi. Konu, Parti Denetim Komitesi’ne havale edildi. Toplamda 39 MK üyesi ve 5 milletvekili açığa alındı.

14. Kongre’ye doğru

Burjuva propagandasını silahlandıran eski kadroların partiyi iftira yağmuruna tuttuğu bir dönemde ve karşı-devrimler nedeniyle komünist hareketinin gerilediği uluslararası bir iklimde, parti yeniden yapılanmaya çalışıyordu. Üstelik bu mücadeleyi halka doğru geniş atılım yaparak, kitle hareketinde faaliyetini artırma çabasını göstererek sürdürüyor ve bir yandan da 14. Kongre’sini hazırlıyordu.

18-21 Aralık 1991’de gerçekleşen 14. Kongre’de, partinin yeniden yapılanması ve kalkındırılması başlıca görev olarak saptandı; KKE’den ayrılıp Synaspismos’a katılan parti kadrolarının sağ sosyal demokrat eğilimlerinin oluşma nedenleri incelendi; büyüme politikaları araştırıldı ve halk yararına mücadele hedefleri kondu. Aynı zamanda, eski sosyalist ülkelerdeki son gelişmeler hakkında ilk tezler de sunuldu.

İttifaklar politikası ile ilgili 14. Kongre şu değerlendirmelerde bulundu:

“Synaspismos ile ilgili olarak, tüm süreçten ve varılan sonuçtan Parti’nin ittifaklar politikası konusunda her zaman dikkate alacağı çok değerli ilkeler çıkarsanmıştır:

a. Partinin bağımsız yapısının korunması öncelikli olmalıdır.

b. Parti içinde her türlü ittifaka açık olmayı getiren, ideolojik ve siyasi farklılıkları hafife alma yönündeki bir eğilimin varlığı ve buna direnç gösterecek bir cephenin olmaması büyük bir hatadır ve olumsuz, beklenmedik sonuçlar doğurur.

c. Partinin çeşitli ittifaklar içindeki temsilcileri dikkatle seçilmeli; yetkin, sağlam ve partiye bağlılığı olan yoldaşlardan oluşmalıdır. Parti organları tarafından düzenli ve esaslı/özlü biçimde denetlenmeleri sağlanmalıdır.

d. Siyasi ve toplumsal ittifaklar arasındaki diyalektik ilişki daima dikkatle hesaba alınmalıdır.

İttifaklar politikası, stratejik öneme sahip bir politika olarak, KKE’nin sürekli biçimde dikkat kesilmesi gereken bir konu olmalıdır. Karşılaşılan zorluklar, yanlışlıklar ve başarısızlıklar, ittifaklar politikasının reddine yol açmamalı; ancak daha yaratıcı olunması ve etkin sonuçlar alınması için önlem almaya dikkat çekmelidir. İttifaklar politikası, ısrarla ve sistematik bir şekilde her açıdan, nicelik ve nitelik bakımından partinin güçlenmesini hedeflemelidir.”

Çev. Gülay Ertekin

 

KKE’DEKİ BÖLÜNMEDEN ON YIL SONRA

KKE karşıtı tezler çok geride kaldı

KKE’de ortaya çıkan kriz, meşhur 13. Kongre’nin son oturumunda parti içi bir karşı karşıya geliş halini aldı. Bu oturumda kongre tezlerinin son taslağı tartışılıyordu. Tezler, Merkez Komitesi (MK) tarafından atanan ilgili komite tarafından kaleme alınmıştı. KKE MK o dönem, başlangıçta örtük olarak ama süreç içinde açıkça parti karşıtı hiziple birlikte hareket eden Grigoris Farakos’un genel sekreterliğinde çalışıyordu. Tezlerin taslak metnine ilişkin Siyasi Büro ve Merkez Komite’nin çoğunluğu karşıt görüşlerini ifade ettiler ve orijinal taslağa ilişkin çok temel eleştirilerde bulundular. Bütün bunlara karşı Siyasi Büro kongrenin geniş toplantısına söz konusu taslak tezler metninin iletilmesine izin verdi; ancak kendi komite imzasıyla değil, tezleri hazırlayan komitenin imzasıyla.

Kongre’nin son toplantısına (16, 17 ve 18 Haziran 1990) gelindiğinde -parti karşıtı hizibin temel olarak burjuva medyaya ama Rizospastis ve 902’de14 yaptıkları bilgi sızdırmalarından sonra- KKE’nin devrimci karakterini inkar eden partinin önde gelen isimleri partiyi burjuva medyanın müdahalesine açık hale getirdi. Burjuva kitle iletişim araçları, partinin temel prensiplerinden dünya görüşüne ve partinin yapısıyla işleyişine uzanan antikomünist saldırı atmosferinin kuvvetlenmesinde bu kişilere elbette yardımcı oldu. marksizm-leninizmi, proletarya enternasyonalizmini ve demokratik merkeziyetçilik, kolektivite ilkelerini vb. sorguladılar (bunları pratikte de inkar ettiler). Tabii ki hepsi sözüm ona partinin yenilenmesi adınaydı.

Gerçek niyetlerinin itirafı

Bu krizi takiben toplanan 14. Kongre (18-21 Aralık 1991) için Merkez Komitesi tarafından hazırlanan tezlerde KKE’nin varlığını tehdit eden parti-içi krize dair şu noktalar vurgulanıyordu (Madde 28: “KKE’de kriz ve ideolojik karşı karşıya gelişin içeriği”):

“Son üç senedir MK bünyesinde bir ideolojik ve siyasi yarılma gerçekleşti. Bir tarafta partinin varlığını ve tüm işçilerin çıkarları için savaşan işçi sınıfının bilinçli öncü partisinin karakteristikleri ve temel prensipleri temelinde partinin yenilenmesini savunanların görüşleri vardı. Diğer tarafta ise yenileşme adına partinin [komünist] karakterinin silikleşmesini, sosyal demokratlaşmasını ve partinin Synaspismos içinde likide olmasını savunan görüş.

“Bu karşıtlık parti içine yayıldı ve hizipleşme, parti tüzüğünün açıktan ihlali, parti yöneticilerine iftiralar gibi boyutları olan derin bir kriz ortaya çıkardı. Hizibin önde gelen grubunun başını çekenler, parti-içi tartışmalara dış müdahaleleri mümkün kılmak amacıyla parti dışından gelen desteği etkin şekilde kullandılar. Partinin birikimini sıfırlama, manipülasyon, KKE’nin tarihsel gelişimine dönük olumsuz eleştiriler esas problemi gizledi ve çelişkinin ‘gelenekçiler’ ve ‘yenilikçiler’ arasında olduğu gibi bir intiba yarattı. Bu gündemler ve hatta partinin iktisadi faaliyetleri partinin etik statüsünü sarsmak için bilerek ideolojik çatışmanın içine sokuşturuldu. Hizibin başındaki isimler, özellikle kullandıkları yöntemlerden ötürü KKE’nin prestijini ve imajını yaralayan, ilke ve sınırların olmadığı bir mücadelenin bayrak taşıyıcısı oldular.”

Andrulakis ve hizbin diğer üyelerinin reel sosyalist sistemin çözülüşünün ve çeşitli komünist partilerin karakterlerinde olan resmi değişikliklerin estirdiği “rüzgarı” arkalarına alarak verdikleri röportajlar -13. Kongre sonrasında daha açık şekilde ifade edildi- meşhurdur. Bu röportajlarda her durumda KKE’nin perspektifini değiştirmesini belirtirlerken, partinin isim değişikliğine gitmesi gerektiğini dahi gündeme getirdiler: Komünist sıfatından vazgeçilmesi ve bir “Yeni Sol” partinin kurulmasının (Yedi buçuk isimli dergideki röportaj) yanı sıra daha önce Synaspismos’un kuruluş bildirgesine, parti kararı ve tezlerine aykırı olarak yahut bunlar parti gündemine alınmadan başkalarının desteği ile dahil ettikleri revizyonist tezleri gündeme getirdiler. Grigoris Farakos (Ta Nea, 1 Temmuz 1991) şunu söylüyordu: “Büyük sola doğru bir yol açılmalı… Synaspismos, bugün yeni bir başlangıç yaptığımız bu yolda bir sıçrama tahtası olmalı.”

Nihai amaçları ise, Andrulakis tarafından Avgi’nin Pazar edisyonunda daha açık şekilde itiraf edildi (30 Haziran 1991): “Synaspismos’un PASOK ile ilişkisini klasik şartlar üzerinden kurmuyoruz. Amaç yüzü sola dönük bir modernizasyon ortaya çıkarmak, her iki alanın da eş zamanlı bir dönüşümünü sağlayarak ‘sol’ ve ‘merkez sol’ arasında bir blok oluşturmak, bir ‘Yeni Sol’ inşasına doğru ilerlemek…” Bu tam olarak bugün Synaspismos’un yapmaya çalıştığı şeydir: Sosyal demokrasi ile, dolayısıyla PASOK ile ittifak halinde D’Alema - Jospin15 modeli bir merkez solun inşası…

Sosyalizme yönelik nefret

Aynı zamanda, revizyonist hizip, burjuva basında ve diğer kitle iletişim araçlarında boy göstermek ve KKE’yi savunan parti liderliğini “dinozor” ve “muhafazakar” olarak tanımlamak suretiyle antikomünist saldırılarda öncü rol oynuyordu.

Bir yandan da diğer “star”ların “kendi çocuklarını yiyen Satürn” ya da KKE’nin şanlı tarihine dönük “o tarihte beyaz sayfalar kadar griler de var” açıklamalarıyla parti tarihine dönük manipülasyon ve iftira korosuna katıldılar.

“Partinin karakterini bozma niyetine dönük kuvvetli sinyaller veren 13. Kongre’nin sonrasında” diyordu KKE’nin 14. Kongresi, “kendinden menkul ‘yenilikçiler’ görüşlerinin de facto şekilde dayatmak amacıyla yeni bir saldırı için harekete geçtiler. ‘Yeni bir Sol Hareketi’ adı altında Synaspismos’a katılmaları onların gerçek niyetinin Parti’nin yenilenmesi değil likide edilmesi olduğunu kanıtladı.” Ve ekliyordu:

“Sovyetler Birliği’ndeki gelişmelerin ve uluslararası ‘komünistsizleştirme’ basıncının yarattığı fırsat sayesinde, ‘Yeni bir Sol Hareketi’nin lider kadroları artık açık şekilde baştan beri KKE’yi alt etmek istediklerini ve ‘küçük darbeler’ yöntemiyle görev ve pozisyonları ele geçirmeye çalıştıklarını itiraf ediyorlar. Pek çoğu anti-komünist histeriye kapılmış durumdalar. Sovyetler Birliği’nde kapitalizme dönüşü ve SBKP’nin likide olmasını savunan sosyalizm karşıtı güçlerle objektif olarak aynı hatta buluştular.”

Eski sosyalist ülkelerden ve karşı-devrimlerden bahsetmişken şunu da eklemek gerekir: Hizipçiler tüm kirli anti-komünist propagandayı benimsediler ve bu argümanları KKE’ye yönelttiler. KKE de güya, bu gelişmelerden eşit derecede sorumluydu. Bu başlıkta, sosyalizm karşıtı tezleri meşrulaştıran ve karşı-devrimler, kapitalizmin restorasyonu ve Sovyetler Birliği’nin çözülüşünün ortaya çıkardığı olumlu gelişmeler olduğunu iddia eden L. Kyrkos liderliğindeki EAR16 gibi Synaspismos’un diğer mensuplarıyla kol kola girecek kadar ileri gittiler. Bugünkü gerçeklik, elbette, bu gelişmelerin tümüyle bir yıkım olduğunu gözler önüne seriyor ve reel sosyalizmin kazanımlarını savunan KKE’nin tezlerini tam anlamıyla doğruluyor.

Çev. Aytek S. Alpan

  • 1. Synaspismos sözcüğü Yunanca’da koalisyon anlamına gelmekte ve 1989 yılında temel olarak Yunan Solu (EAR, bkz. Dipnot 16) ve KKE arasında bir ‘Sol ve İlerleme Koalisyonu’ adıyla kurulan ittifakı anlatmaktadır. Synaspismos, 1991 yılında birleşik bir parti olarak siyasete devam etme kararı aldı. Synaspismos 2003 yılında kurulacak olan SYRIZA’nın (Radikal Sol Koalisyon) esas bileşeni olacaktı. 2012 yılında SYRIZA birleşik parti karakterini alırken Synaspismos, SYRIZA’nın genel karakterini belirleyen ana yapı olarak kendisini lağvetti.
  • 2. 2015 yılında SYRIZA hükümetinde Çevre ve Enerji Bakanı oldu. Aynı yılın sonunda Sol Platform’la birlikte SYRIZA’dan ayrılarak 2015 öncesi SYRIZA’dan çok farkı olmayan Halkın Birliği’ni kurdu.
  • 3. SYRIZA lideri Aleksis Çipras’ın “akıl hocası” olarak adlandırılıyor. Şu anda hükümet sözcüsü. 1991 hizbinin öncülerinden ve bölünme öncesinde hizbin “genel sekreter” adayı.
  • 4. Birinci SYRIZA hükümetinde bakan yardımcısı olarak görev aldı. Temmuz 2015’te SYRIZA’dan ve milletvekilliğinden istifa etti. Halen Avrupa Parlamentosu milletvekili.
  • 5. SYRIZA Merkez Komitesi üyesi ve SYRIZA’nın günlük gazetesi Avgi’nin yazarı.
  • 6. Politeknik Direnişi’nin sembol isimlerinden ve 1991 hizbinin önemli figürlerinden. 2004, 2007 ve 2009 seçimlerinde sosyal demokrat PASOK’tan milletvekili seçildi.
  • 7. Yunanistan İç Savaşı’nın önemli isimlerinden. Temmuz 1989 - Şubat 1991 arası KKE MK Genel Sekreteri. Mayıs 1991’de KKE MK’dan istifa etti ve Synaspismos’a katıldı. 1993’e kadar Synaspismos milletvekilliği yaptı.
  • 8. SYRIZA’da Dragasakis’in (bkz. dipnot 3) sağ kolu olarak biliniyor. Yenilenebilir enerji kaynakları alanında çalışan bir şirket kurdu. İsmi yakın zamanda Yunanistan’daki elektrik üretim ve dağıtım şirketi ile ilgili bir yolsuzluk iddiasında anıldı.
  • 9. 1991 hizbinin en önemli isimlerinden. 2004’ten bu yana PASOK milletvekili.
  • 10. KKE’ye dönük liberal saldırının püskürtülmesinde önemli rol oynadı ve ardından 2015 yılına kadar MK genel sekreterliği görevini üstlendi. Yunanistan’ın ilk kadın “parti başkanı.” Halen KKE MK üyesi ve milletvekili.
  • 11. SYRIZA yönetiminde, Avgi’de köşe yazarı.
  • 12. Synaspismos’un yönetiminde bulundu. 2014›te ölmeden önce Ethnos gibi kimi burjuva yayınların yazı işleri müdürlüğünü yaptı.
  • 13. 2014’te ölene dek SYRIZA yönetiminde.
  • 14. Rizospastis, KKE Merkez Komitesi’nin günlük gazetesi; 902, KKE’nin radyosu ve Nisan 1990’da kurulan televizyon kanalı. TV kanalı, 2013 yılında kapandı.
  • 15. 1990’ların sonunda İtalya ve Fransa’da o dönem hükümet kurmuş olan “sosyalist” partilerin liderleri. D’Alema, İtalyan Komünist Partisi kökenliydi ve “bir NATO ülkesinde başbakan olan ilk komünist” olarak anıldı. Yugoslavya’nın NATO tarafından bombalanmasına İtalya dahil olduğunda başbakandı. Jospin ise Troçkist kökenliydi.
  • 16. EAR: Yunan Solu. 1968’de KKE’nin bölünmesinden sonra kurulan ve iç-KKE isimli avro-komünist parti. İç-KKE özetle söylenecek olursa, 1986›da isminden komünist sözcüğünü çıkararak Yunan Solu halini aldı. KKE ve EAR arasındaki ittifak görüşmeleri ve Synaspismos’un kuruluşu politik içeriğinden ziyade 1968 bölünmesinin “tamiri” olarak algılandı ve heyecan yarattı.