Gelenek 155 çıktı!

Gelenek’in Nisan 2021 sayısı yayımlandı. Dergimizi Türkiye Komünist Partisi bürolarından, semt evlerinden ve İstanbul’da @nhkmkitabevi‘nden temin edebilirsiniz. Ayrıca Yazılama Yayınevi’nin kendi adresinden de sipariş verebilirsiniz.

Bu ayki dosya konumuz: Sermayeyi hangi anayasa kurtarır? Her ne kadar Türkiye’de gündem çok hızlı değişse de geçtiğimiz ayın ana gündemlerinden bir tanesi de anayasa tartışmalarıydı. AKP iktidarı “2023 hedefleri” doğrultusunda “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” uygun ve Türkiye’yi “21. yüzyıldaki yeni hedeflere” hazırlayacak yeni bir anayasa yapılması çağrısı yaptı. Daha doğrusu böyle bir sürece dair bir “kart” açmış oldu. Kart diyoruz çünkü kimileri anayasa başlığının sadece AKP karşıtı düzen-içi muhalefet bloğunu çözmek için açıldığını düşünüyor. Kimileri ise anayasanın AKP iktidarı tarafından yeniden gündeme getirilmesini “seçimlere hazırlık “ olarak yorumluyor.

Ancak sermaye sınıfının ve siyasetçilerinin uzun yıllardır “sivil bir anayasa” aradıkları da iyi biliniyor. Tüm bu tartışmalar içinde ise laiklik, hilafet, gericilik gibi başlıklar duruyor. İşte tüm bu başlıkları ve “anayasal cumhuriyetin” güncel durumunu bir dosya ile ele aldık. Dosyada Anıl Çınar’ın AKP şiddeti nerede uyguluyor?, Ceren Tuğlu Olpak’ın Anayasa tartışmaları sürerken Hegel’de devlet ve sivil toplum, Aydemir Güler’in Komünist laikliği ayırt etmek, Kadir Sev’in Mazbut vakıflar canlanıyor ve Ogün Eratalay’ın Sovyet anayasaları yazıları bulunuyor. Ayrıca Anayasa Mahkemesi eski raportörü Ali Rıza Aydın ile yaptığımız bir söyleşi de yer alıyor: Anayasal cumhuriyetin durumu üzerine.

Dosya dışı yazılarda ise yine ilgiyle okuyacağınız düşündüğümüz dört yazı var: Fatih Beyaztaş, Çimento romanı üzerinden yeni Sovyet insanını tartışıyor, Endam Köybaşı ise andımız tartışmalarına ritüellerin psikolojik anlamı üzerinden ele alıyor. Tevik Taş, Papa’nın Irak ziyaretinin düşündürdüklerini kalem alırken gazeteci Çağdaş Gökbel ise gazeteciliğe sık sık yakıştırılan tarafsızlığı ele alıyor.

Bir sonraki sayımızda dosya konumuz ise 150. yılında Paris Komünü. Mücadele dolu günler dileğimizle.

Gelenek’ten “8 Mart” dosyası

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü geldi. Geldi ama kimi emekçinin kimi eşitsizliğin üstünü çizerek kutlayacak bu günü, kimisi ise sadece kadını önplana çıkararak.

Kimisi “kadınlarımız, bacılarım, analarımız” edebiyatıyla çiçekler dağıtacak, kimisi “kızkardeşlik” kutlamaları yapacak.

8 Mart’ı, “sekiz mart” yapanın emekçi kadınlar olduğunun silinmesine, önemsizleştirilmesine izin vermemek gerekiyor. Evet, bugün sermaye düzeni kadın emeği üzerindeki her tür gerici egemenliğin kaynağıdır. Bu egemenliğin piyasa için yeniden üretildiğinin önemsizleştirilmesine izin vermemek gerekiyor. Kadınların evlerden işyerlerine, sokaklardan ikili ilişkilere kadar hemen her alanda bazen yaşamlarını da göze alarak yükselttiği mücadelenin, piyasaya da göz kırpan bir özgürleşme ile boşaltılmasına izin verilmemelidir.

Tam da bu nedenle, kadın mücadelesine yakından bakmak, tartışmak ve sosyalizmin sesini belirginleştirmek için özel bir Gelenek dosyası hazırladık. Pandemiden tarihe, annelikten kadın emeğinin niteliğine, cinsiyet eşitsizliğinden şiddete geniş bir alanı ele aldık. Yazılar hafta boyunca soL’da yer alacak.

İlgiyle okuyacağınızı düşündüğümüz bu makaleleri ise Gelenek’in önümüzdeki günlerde yayımlanacak olan Mart ayı sayısında da bulabileceksiniz.

Ne demiştik: Daha azına, kötünün iyisine razı değiliz! Sosyalist bir ülke kadınların ellerinde yükselecek!

Keyifli ve mücadele azmi veren okumalar dileğimizle.

Dünyanın düzeni: Patinaj mı, temaşa mı?

Gelenek’in Şubat 2021 sayısı yayımlandı. Bu sayıda Atlantik’in öte tarafındaki komediden buralardaki trajedi beklentisine yakından baktık. Sosyal demokrasiyi, komplo teorilerinin anlamını ve Avrupa Birliği’ni de ekledik.

Sayının ve dosyanın açılış yazısında Kemal Okuyan, ABD seçimlerine, Trump’ın başkanlığı devretme sürecine ve Biden dönemine dair belli belirsiz dile getirilen beklentilere bakıyor. Anıl Çınar ise dünyanın farklı yerlerinde yeni biçimlerde ortaya çıkan ve yer yer heyecan ıyandırmayı da başaran sosyal demokrasiden kurtulma yollarını ele alıyor. Korona dönemi aynı zamanda komplo teorilerinin de tavan yaptığı bir dönem oldu. Tolga Binbay bu tür söylentilerin kitleleri teslim almakta kullanılmasını değerlendiriyor. Son aylarda Türkiye’nin gündemine yeniden giren Avrupa Birliği’nin güncel durumuna ise emekli diplomat Engin Solakoğlu ile yakından baktık. Ogün Eratalay ise dünyanın güncel düzeninde ve Türkiye’nin gündeminde giderek daha fazla yer alan silahlı insansız hava araçlarını ayrıntılarıyla ele alıyor.

Dosya dışı yazılarda ise Erkan Yıldız öykücülüğümüzün yeni on yılını, geçmiş yılların ve yönelimlerin süzgecinden geçirerek ele alıyor. Neslihan Eroğlu ise yeni emek rejimi tartışmalarını etraflıca inceliyor. Bu tartışmları gündeme sokan siyasi iktdar olarak AKP’nin liberalizmle tarihsel ilişkisine ise Kerem Yıldırım yakından bakıyor. Murat Akad, Kaddafi’nin ortaya attığı, geçmişte kalan bir tartışmayı yeniden gündeme getiriyor, güncel göndermeleriyle. Sayının son yazısında ise Yiğit Günay geçtiğimiz yıl Yazılama Yayınevi tarafından yayınlanan Che kitabını tanıtıyor; önemli eleştiriler de ekleyerek.

Dergimizi Türkiye Komünist Partisi bürolarından, semt evlerinden ve Kadıköy NHKM Kitabevi’nden temin edebilirsiniz. Bir sonraki sayıda çeşitli yönleriyle ele aldığımız kadın hareketine dair dosyamızla buluşmak üzere…

GELENEK 153 KAPAK RESMİ: qAnon Şaman Amerikan senato binasında.
6 Ocak’ta Trump’ın çağrısıyla Vaşington’da yapılan gösterinin en çok öne çıkan figürü qAnon Şaman’dı. Gerçek adı Jake Angeli olan “şaman” tipik ve güncel Amerikan gericiliğinin tüm değerlerini birer sembol olarak üstünde taşıyordu. Ve adı da komplo teorilerine çok konu olan Q sisteminden geliyordu. Muhtemelen kendisi de tarihsel bir temaşaydı. 
Fotoğraf | Saul Loeb

2020’yi devrime bağlamak

Gelenek’in 152. sayısı yayımlandı. Bu sayıda zorlu bir yıl olan 2020’ye farklı açılardan ve yakından baktık. Sahte umutlar üzerinden… Zor zamanları devrime, devrim arayışına bağlayarak. Tıpkı kapağımıza taşıdığımız kolektif bayrakta olduğu gibi.

Bu sayının dosya konusunu 2020 gibi bir yılı devrime, devrim arayışına bağlamak oluşturuyor. Bu kapsamda altı yazımız var. Dosyanın ilk yazısında Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan salgınla birlikte işçi sınıfı ve sosyalist harekette dünya çapında belirginleşen atıllığa dair stratejik bir muhasebeye giriş yapıyor. Anıl Çınar ise tam da bu muhasebeyle paralel biçimde toplumsal kurtuluşun üzerine düşen sahte umutları tartışıyor. Keza bir sonraki yazı olan Zor Zamanlar‘da da Ekin Sönmez benzer bir temayı ama bu kez komünist hareketin tarihinden örneklerle ele alıyor. Endam Köybaşı ise pandemide sermaye sınıfının halleri üzerine yazdığı Sakin ol Champ! başlıklı yazısında önemli ve ilginç saptamalarda bulunuyor. İnsanlığın başına musallat olan iki ayrı mikrobu ise Burçak Özoğlu ele alıyor. Dosyanın son yazısında ise Erhan Nalçacı ABD emperyalizminin son 30 yılını dönemleştiriyor ve soruyor: Vekâlet savaşları doğrudan savaşa dönüşecek mi?

Dosya dışında ise dört yazımız var. İlk yazıda Serap Emir 2020 içinde yola çıkan İlerici Enternasyonal üzerinden 21. yüzyıl enternasyonallerini kapitalizmin çıkışsızlığına bağlıyor. Yiğit Günay ise geçtiğimiz günlerde sıkça tartışılan Bir Başkadır dizisine ve diziye getirilen eleştirileri geniş bir perspektiften, çarpıcı biçimde ele alıyor. Yiğit Özatalay ise İtalyan besteci Luciano Berio ve yine İtalyan düşünür Umberto Eco üzerinden Brecht’i ve siyasette evrensele de çıkan açıklığı ele alıyor. Son olarak ise Ekin Görkem‘in geçtiğimiz yıl içinde soL’un Gelenek sayfalarında yayımlanan ve oldukça ses getiren makalesine yer veriyoruz: Kadın Mücadelesinde Geri Düşüncelere Karşı Materyalizmi Güçlendirmek.

Ocak sayımızı ve önceki sayılarımızı Türkiye Komünist Partisi bürolarından, semt evlerinden ve Kadıköy NHKM Kitabevi’nden temin edebilirsiniz. Bir sonraki sayıda buluşmak üzere…

GELENEK 152 KAPAK RESMİ: Kızıl bayrak için kızıl bayraklar!
Geride bıraktığımız aylarda Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Hiç Boyun Eğer Mi İnsan?” sergisinde yer alan çalışmalardan birisi. Türkiye Komünist Partisi’nin 100. yılı için düzenlenen sergide işçilerin, sanatçıların, akademisyenlerin ortak üretimleri yer almıştı. Bu kapsamda ülkenin dört bir yanından gönderilen ve kırmızının farklı tonlarını taşıyan kumaş parçalarından da kolektif bir kızıl bayrak oluşturulmuştu.
Kasım 2020, İstanbul.   

Engels 200 yaşında!

Aralık 2020 sayımız Friedrich Engels‘in 200. doğum gününü selamlıyor. 28 Kasım 1820’de Almanya’nın Wuppertal kentinde dünyaya gelen Engels diyalektik ve tarihsel materyalizme çok önemli katkılarda bulundu.

Çok erken dönemde bir araya geldikleri Karl Marx ile birlikte Hegel felsefesinde yakaladıkları tarihselliği toplumsal yaşama ve tarihe taşıdılar. Engels orada da kalmadı ortaya çıkardıkları felsefi derinliği yaşamın, modern toplumun ve bilimin tüm güncel hallerine taşıdı, taşımaya çalıştı.

Maddi açıdan komünist hareketi ve Karl Marx’ı destekledi ve yeri geldiğinde de kendi yaşamından fedakârlıkta bulundu. İlginçtir ki anti-komünistler tarafından sistematik olarak değersizleştirildi ama sol tarafından da uzunca bir süre “ikinci keman” olarak görüldü. En azından bu konuma çok da ses çıkarılmadı.

Tam da anti-komünizm geri çekildiğinde ve devrim bir kez daha kendini dünyaya hissettirmeye başladığında da Engels yeniden gündeme girdi. Biyografiler yayınlandı, yazılar yazıldı, konferanslar düzenlendi. Hatta heykeli Ukrayna’nın bir köyünden alınıp uzunca süre yaşadığı Manchester’a getirildi. 2017 yılında. Ve kentin göbeğine dikilen heykele görkemli bir açılış da yapıldı. Bu sembolik anı kapağımıza taşıdık. Engels’in geri dönüşünün devrimin de geri dönüşü olduğunun bilinciyle…

Bu sayımızda Engels üzerine birbirini tamamlayan dört yazı yer alıyor. Yiğit Günay duygusal bir yan da taşıyan “İlk Yoldaş” başlıklı yazısında insan, komünist ve mücadeleci Engels’i hatırlatıyor bizlere. Anıl Çınar ise Engels’in Marx’tan ayrı bir Marksizm’i olup olmadığını tartışıyor. Tartışıyor çünkü geçmişte Engels’e yöneltilen en önemli suçlamalardan birisi özellikle Marx’ın ölümünden sonra Marksizm’de bir sapma ortaya çıkardığı yönündeydi. Anıl Çınar bu tartışmaları hem hatırlatıyor hem de yanıt veriyor.

Dosyanın üçüncü yazısında Nevzat Evrim Önal Engels’e yönelik saldırılara değiniyor ve temel tüm suçlamalara dair tarihsel ve sağlam yanıtlar oluşturuyor. Bir sonraki yazıda ise Tolga Binbay “das Friedrich Engels problem” olarak kodlanan sorun tarifinin sorununu sınıf mücadelesine dayalı bir tarihsellik içinde ele alıyor.

Sayının dosya dışı yazılarında ise salgını ele almaya devam ediyoruz. Kaya Tokmakçıoğlu Şehir Vebadan Kırılırken başlıklı yazısında bizleri Bizans dönemi İstanbul’una götürüyor. Endam Köybaşı ise çok tartışmalı bir konuyu, pandemide bilim insanlarını ele alıyor. Ekin Sönmez oldukça ilgi çekici yazısında salgına yönelik olarak dünya komünist hareketi içinde geliştirilen yanıtları, tartışmaları derliyor. Yiğit Günay, bu ayki sayımızda yer alan ikinci yazısında ise Küba’da ekonomide atılan adımları ve bu adımlarla ilgili olarak devrimci önderliğin toplumu da içine kattığı tartışmaları ele alıyor. Sayının son yazısında ise Ali Rıza Aydın, burjuva devleti içinde adı çok bilinen ama kendisi pek bilinmeyen bir kuruma yakından bakıyor: Anayasa Mahkemesi.

Aralık 2020 sayımızı ve önceki sayılarımızı Türkiye Komünist Partisi bürolarından, semt evlerinden ve Kadıköy NHKM Kitabevi’nden temin edebilirsiniz. Bir sonraki sayıda 2020’yi geleceğe, yani işçi sınıfı devrimine bağlayan bir dosya değerlendirmesi ile buluşmak üzere…

KAPAK RESMİ: 2017 yılında İngiliz sanatçı Phil Collins, Friedrich Engels’in Ukrayna’da yer alan bir heykelini İngiltere’ye, Engels’in uzun yıllar yaşadığı Manchester’a getirdi. Collins bu süreci hem filme aldı hem de kentin tarihinde önemli bir yeri olan Engels’in şehrin sokaklarına geri dönmesini sağladı. Kapakta yer verdiğimiz kare ise heykelin açılışı sırasında kızıl bayraklarla yapılan törenden. Fotoğraf Joel Fildes. 

Gelenek 150 çıktı!

Kasım 2020 sayımız yayımlandı. Bu sayımızda iki farklı dosya konusu ile karşınızdayız. İlk dosyada Cumhuriyet’in tasfiyesi sürecine yakından bakıyoruz. Diğer dosyamızda ise salgında Türkiye ekonomisine, tartışmalara ve sermaye sınıfının yanıtlarına yer verdik.

Cumhuriyet’in tasfiye süreci

Aydemir Güler “Cumhuriyet’in Kazanımları Derken…” başlıklı yazısı ile kazanımları ve tarihsel süreci tartışırken Ali Delişmen ise “Misak-i Milli’nin Tarihi ve Revizyon Tartışmaları” başlıklı yazısında güncel olarak sıkça gündeme gelen bir konuya tarihsel belgeler ve sınıfsal tartışmalarla açıklık getiriyor. Sonraki iki yazı ise Cumhuriyet boyunca süregiden ve Cumhuriyet’in de altını kazan anti-komünizme ayrıldı. TKP Eğitim Bürosu tarafından hazırlanan “Türkiye Siyasi Tarihinde Anti-Komünizm” başlıklı yazıda Cumhuriyet boyunca anti-komünizmin tarihi snıfsal bir bakışla incelenirken Cangül örnek ise özellikle II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de anti-komünizme yoğunlaşıyor. Dosyanın diğer yazılarında ise Tolga Binbay “Reklam Arasını Bitirmek” başlıklı yazısı ile tasfiye sürecinde işleyen psikolojik manevraları sermaye sınıfının ve emekçi sınıfların arayışları ile ilişkilendirirken “Cumhuriyet’in edebiyatı, edebiyatın Cumhuriyet’i” başlıklı yazısı ise Kaya Tokmakçıoğlu yakın dönem için edebi ve siyasi bir muhasebe yapıyor.

Salgında sermaye sınıfı ve Türkiye ekonomisi

Kasım 2020 sayımızın ikinci dosya konusu ise COVID salgınının başlangıcına dönüyor ve ekonomik gidişat tartışmaları eşliğinde sermaye sınıfının pandemi yanıtını inceliyor. Dosyanın ilk yazısında Gülay Dinçel Türkiye kapitalizminin sınırlarını ve olanaklarını tartışıyor: “Covid-19 salgını ve Türkiye Ekonomisi: Sermaye sınıfının ufkunda ‘düzeltilmiş’ kapitalizm var mı?” Mehmet Tuna Doğan ise salgında ara ara alevlenen IMF tartışmalarını ele alıyor. Sendikaların durumunu ise Kerem Yıldırım “Sendikaların Virüsle İmtihanı” başlıklı yazısı ile ele alıyor. Dosyanın son yazısında ise Hande Gündoğdu sermaye sınıfının pandemi hukukunu inceliyor.

Dosyalarda yer alan yazılar dışında Gelenek’in yeni sayısı Küba Komünist Partisi’nin Merkez Komite yayını olan Granma’dan çevrilen bir yazı ile başlıyor. “Tek Parti, Fidel’in Partisi” başlıklı ve Iroel Sánchez imzalı yazı sosyal demokrasinin arkasındaki sermaye aklına ve gücüne tarihsel ve güncel örneklerle dikkat çekiyor. Anıl Çınar ise Avrupa Sol’una ve Öro-Komünizm’e yakından baktığı ayrıntılı ve derinlikli yazısında kapsamlı bir tarih ve teori okuması yapıyor. 150. sayının son yazısını ise Aydemir Güler’in soL’daki köşe yazısından aldık. “İşini Sevmemenin Dayanılmaz Hafifliği” başlıklı yazısında Güler TKP tartışmalarına ve tahrifatlarına güçlü bir polemik açıyor.

Gelenek, Türkiye Komünist Partisi bürolarından, semt evlerinden ve NHKM Kadıköy’den temin edilebilir. Aralık sayımızda Friedrich Engels dosyamızla buluşmak üzere.

GELENEK 150 KAPAK RESMİ: Türkiye’nin en büyük sermaye grubu Koç Holding’in yönetim kurulu başkanı Mustafa Koç’un cenaze töreninden bir kare. Önde Osmanlı Sancağı’na sarılı tabut, tabutun yanına iliştirilmiş Fenerbahçe Spor Kulübü amblemi ve arkada Koç ailesiyle birlikte düzen siyasetinin saf tutmuş tüm bileşenleri. İstanbul, 24 Ocak 2016. Fotoğraf Ziya Köseoğlu

Gelenek 149 çıktı!

Lenin’in hayat hikayesi bu amacın, yani kapitalizmin yıkılıp sınıfsız, sömürüsüz toplumun kurulmasının dışında kalan ve vaktini çaldığını düşündüğü şeylerden vazgeçme öyküleriyle doludur. Ve tüm hayat eylemi, siyasi iktidarı, tarihin sınıflı toplumlar parantezini kapatmak için işçi sınıfı adına ele geçirme mücadelesiydi.Gelenek 149 | Ekim 2020

1986 yılından bu yana yayınını sürdüren, Türkiye Komünist Partisi’nin teorik yayın organı GELENEK’in Ekim 2020 tarihli 149. sayısı yayımlandı. Bir süredir soL Gazetesi üzerinden çevrimiçi makalelerle yayın hayatını sürdüren derginin 149. sayısı basılı olarak okuyucusuyla buluştu.

Derginin yeni sayısının ilk yazısını TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan kaleme aldı ve ‘‘100. Yaşında Devrimin Peşindeki Parti’’ başlıklı yazıda 100 yaşını geride bırakan partinin tarihsel ve güncel hedeflerine, olanaklarına değindi.

“Lenin 150 yaşında” başlıklı dosyada ise farklı yönleriyle Lenin’in siyasi ve kuramsal mirasını ele alan yazılara yer verildi. 

Dosya dışı yazılarda ise Anıl Çınar’ın ‘‘1968’in asıl sırrı neydi?’’, Erhan Nalçacı’nın ‘‘Neden işçi sınıfı?’’ ve Alpaslan Savaş’ın da ‘‘İşçi sınıfının örgütsüzlüğü aşılabilir’’ başlıklı yazıları yer aldı.

Derginin yeni sayısının kapak resmi ise 1919 yılına ait. Lenin’in, önde gelen Bolşevik liderlerle birlikte Kızıl Meydan’da askeri eğitim birimlerini denetlemesini N. Smirnoff ölümsüzleştirmiş.

Gelenek yazıları soL’da

Gelenek, Nisan ayından bu yana her yeni yazısıyla soL’da da yer alıyor. Gündemle doğrudan bağlantılı yazılar, soL’da ilgili haberlerin arasında GELENEK logosuyla yer alıyor.

Gelenek Arşivi’nin kullanımı

Gelenek ve okur arasındaki etkileşimi arttırmayı hedefledik. Gelenek’te yer verilen konulara, o konuda yazmış olan Gelenek yazarlarına ya da yazarların farklı sayılardaki ya da konulardaki yazılarına, birinden diğerine geçişken şekilde akıcı taramalarla, ulaşabilmek mümkün.

Gelenek’i okumak için üye olmanıza gerek yok. Ancak Gelenek’e üye olan okurlarımıza bazı ek olanaklar sunuyoruz;

  • Gelenek üyesi okurlar makaleleri pdf dosyası biçiminde indirebiliyorlar.
  • Üyeler makaleler üzerinde sadece kendilerinin erişebilecekleri sonradan düzenleme yapabilecekleri notlar alabiliyorlar. Makalelerde diledikleri kısımların altını çizebiliyorlar.
  • Üye okurlar, başladıkları bir makaleyi okumaya ara verdiklerinde Gelenek dijital kalınan yeri işaretliyor. Okur makaleye tekrar ulaştığında kaldığı yerden devam edebiliyor.

Tüm bunlar için Gelenek’e maddi açıdan yardımcı olmak isteyen okuyucularımız ise sayfanın en altında yer alan “DESTEKLE” bağlantısına tıklayarak bize destek olabiliyorlar. Arşivi canlı tutmak, her yeni sayıyı bir süre sonra internette paylaşmak için desteğinizi bekliyoruz.

İyi okumalar dileriz.

İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×