İşçi sınıfı mücadelelerinde parlamentonun tarihsel bir yeri var. Bu yeri anlamayı deneyeceksek[1] günümüz Ankara’sına bakmak pek bir işimize yaramayacaktır. Kuruluşu yüzüncü kere kutlanıyor olsa da 2020 TBMM’sinin uğruna mücadeleler verilen, bedeller ödenen parlamento kurumuyla pek bir ilintisi kalmadı. Üyelerini de dahil ederek söyleyeyim, Türkiye Cumhuriyeti’nde parlamentonun yetkisinin nerede başlayıp nerede bittiğini bilenden vazgeçtim, merak eden...
Umut bağlanan parlamentolar insanlığı vahşete sürükleyen siyasal iktidarları içinden çıkarmış, onlara dayanak olmuştu, denetlenmeliydi.  Hak ve özgürlüklerin güvencesi, toplumsal düzenin yansıtıcısı ve kullanım belgesi olan anayasa kanun ya da polis devletinin değil, hukuk devletinin esas belgesi olmalıydı. Toplumsal düzenin tüm organlarıyla, hukuk belgeleriyle, kararlarıyla, iş ve işlemleriyle, bireysel ve toplumsal yaşamıyla huzur, refah ve istikrar...
Siyaset her şeyden önce bir düşünce eylemi. Evet, sadece düşünmekten ibaret değil, hatta sadece düşünmekten ibaret olduğunu söylemek yanıltıcı olur ama siyaset öncelikle düşünmeyi içeriyor. Yani muhakemeyi, tartıp biçmeyi, irdelemeyi, bazı sonuçlara varmayı, anlamayı, anlamlandırmayı ve seçmeyi. Tabii ki bu süreç oldukça dinamik. Yani sürekli devinen, sürekli değişen bir yanı da var siyasetin. Ama kemikleşmiş,...
Stendhal “Roman, yol boyunca gezdirilen bir aynadır” dediğinden bu yana yaşamın gerçekliğine temas etmeyen, toplumsal olaylardan etkilenmeyen bir yapıtın “kalıcılığını” daha çok sorgular olduk. 19. yy.’da zirve yapan roman türü açısından köprünün altından çok sular akmasına karşın, edebiyatın toplumsal bağlamından koparılamayacağı, yazarın içine doğduğu toplumun ürünü ve onun aynı zamanda değiştiricisi olduğu düşüncesi geçerliğini korumaya...
Cumhuriyet’in yıldönümündeyiz, ancak mevcut rejimin 1923’te kurulanla bir ilintisinin kalmadığını görüyoruz. Buna karşın toplumun baskın kanaati 29 Ekim’i kutlanmaya değer saymaya devam ediyor. Bu çelişki biricik olmamakla birlikte gerçekten ilginçtir. Yalnızca bize özgü değil. Aynı durum başka büyük devrimler için de ilgili ülkelerde geçerliliğini koruyor. Fransız Devrimi’nin defalarca o ülkenin egemen güçlerince reddedildiğini biliyoruz. Keza...
Birinci Dünya Savaşı’nın bir diğer adı da Birinci Paylaşım Savaşı’dır. Burada ifade edilen paylaşım, petrolün, Akdeniz’in, Süveyş’in, ticaret yollarının anahtarını elinde tutan Osmanlı’nın paylaşımıdır. … maalesef Misak-ı Milli sınırlarımızdan daha azına razı olmak zorunda kaldık. … Maalesef, kimi çevreler, Misak-ı Milli’yi tersinden okumuş, uzun süre Türkiye’nin ve Türk milletinin ufkunu, gönül sınırlarını bu çerçevenin içine...
Anti-komünizm Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından itibaren iktidarın sınıf karakterinin doğal bir sonucu olsa da, iki nedenle 1940’lara kadar günlük siyasi söylemin ve propagandanın sürekli bir unsuru olmaktan nispeten uzaktı. Birinci neden, Sovyetler Birliği ile Millî Mücadele sırasında kurulan olumlu ilişkilerin 1930’lara kadar sürdürülmüş olmasıdır. İkincisi ise, anti-komünizmin iktidarın tek elde toplandığı, halkın siyasete katılım kanallarının kapalı...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×