Başta yapımcıları olmak üzere kimsenin entelektüel düzeyiyle ilgili herhangi bir iddiaya sahip olmadığı Kurtlar Vadisi Irak filminde, işgalci güçlerin ABD’li “sivil” lideri, “çuval olayı”nın intikamını almak isteyen “kahramanımız” Polat Alemdar’a şunları söylüyordu: “Bütün kırmızı çizgilerinizi sildik… Irak’ta biz istemeden bir şey olmaz diyordunuz, oldu… 50 yıldır yardım ediyoruz… Donunuzun lastiğini bile bize borçlusunuz… Para isteyip...
Evet. Ve hayır. Emperyalizme karşı mücadelenin seyrine bağlı olarak “hayır” yanıtı verilebilecek. Şu soruyu da sorabiliriz: Emperyalist sistem, sosyalist sistem karşısında bir “zafer” mi kazanmıştı? Evet. Ve hayır. “Evet” yanıtının net olarak verilememesinin nedeni, sosyalist sistemin intihar etmiş olmasıdır. Savaş-yıkım-yağma-işbirlikçilik-devlet terörüyle bezenmiş, demokrasi-insan hakları-terör-işbirliği-yeniden inşa gibi kavramlarla süslenmiş yeni bir emperyalist saldırganlık dönemi yaşıyoruz. Militarist...
Bu yazıya önsel bir iddia ile başlıyoruz. Emperyalizme karşı takınılacak tutum içinde bulunduğumuz zaman diliminde olduğu gibi yakın gelecekte de siyasetin en önemli çizgisidir. Bütün siyasal özneler bu çizgiye göre, barikatın hangi tarafında duracaklarına göre değerlendirileceklerdir. Yurtsever Cephe bu mücadelenin en önemli örgütsel siyasal gücü olduğuna göre, iddiamız önümüzdeki dönem ülkemizdeki tüm siyasal hareketlerin Yurtsever...
Lübnan Komünist Partisi Genel Sekreteri Haled Haddadeh, Heike Schrader tarafından Atina’da yapılan ve Almanya’da yayımlanan Junge Welt gazetesinin 23 Ağustos 2006 tarihli sayısında çıkan röportajda, İsrail’in son saldırılarına karşı ülkesinde yürütülen direnişi değerlendiriyordu. Gazetenin röportajla ilgili açıklamasında, seçim anketlerine göre Lübnan Komünist Partisi’nin halkın yaklaşık yüzde 9’unun desteğini aldığı, ancak seçim sistemi nedeniyle komünist adayların...
Yurtseverlik konusunda polemik yapmak zor iş. Zor iş çünkü sol içinde yurtseverlik konulu yazıların pek çoğu sınır olarak çizilebilecek bir dürüstlük ve samimiyet çizgisinin altında kalıyor. Dürüstlük ve samimiyet ortadan kalktığında da polemiğin pek bir anlamı kalmıyor. Tabii şayet, polemik bir tür itişme veya birbirine çamur atma olarak değil de teorik ve siyasi bir geliştirme...
Aşağıda sunduğumuz metin Rusya Federasyonu Komünist Partisi tarafından, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nin komünizmin suçlarını kınama girişiminden sonra dolaşıma çıkarıldı. Metnin emperyalizmin suçlarını teşhir etme amacı genel olarak doğru bulunsa da, içeriği ve gösterdiği hedefler oldukça tartışmalı bulundu. Türkiye Komünist Partisi’nin içerik ve hedeflerini uygun bulmamasına rağmen, memorandumu komünist camia içindeki tartışmaların Türkiye’de neredeyse hiç bilinmemesi...
Aşağıdaki konuşma 3 Mart tarihinde Portekiz Komünist Partisi’nin ev sahipliğinde Lizbon’da, Avrupa’dan komünist partilerin katılımıyla düzenlenen, dışa kapalı bir tartışma toplantısında, Avrupa’da barış ve güvenlik gündeminde, Türkiye Komünist Partisi Merkez Komite üyesi Özgür Şen tarafından yapıldı. Sevgili yoldaşlar, İnsanlar Avrupa’nın güvenliği hakkında konuşurken, genelde konuyu Avrupa’nın sınırları içerisinde değerlendirme eğilimindedir. Avrupa’nın sınırlarının nerede başlayıp bittiği...
9 Temmuz 2006 tarihinde İstanbul’da toplanan Yurtseverler Kurultayı’nın ardından yapılan açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz… Emperyalizme Karşı Yurtsever Cephe’nin çağrısıyla toplanan Yurtseverler Kurultayı’nda bir araya gelen işçiler, emekçiler, aydınlar, her yaş ve meslekten emperyalizm karşıtları, a) Emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı emekçi sınıfların ortak mücadelesinin ertelenemeyeceğini, bu mücadelenin ilkeli, kararlı ve cesur bir biçimde geniş toplumsal kesimlere mal...
Yazın ortasında, kurultay toplanır mı? Yazın ortasında, bir buçuk aylık bir eylem başlatılır mı? Olağan bir dönemden geçiyor olsaydık, 9 Temmuz 2006 tarihinde toplanan Yurtseverler Kurultayı ile 1 Eylül’de Dolmabahçe’de sona erdirilmek üzere 15 Temmuz’da İncirlik’te başlatılan “ABD DEFOL Bu Memleket Bizim Yürüyüşü”, gereksiz iradi zorlama girişimleri olarak görülebilirdi. Ama beklemeye tahammülümüz yok. Yurtseverler Kurultayı’nın...
Bu satırlar yazılırken Türkiye bir kez daha Kürt sorunuyla ilgili bir “cinnet”e sürükleniyordu. Henüz sokak gösterileri, linç girişimleri patlak vermiş değil. Ortada ürünleri boykot edilecek Batılı ülke de yok. Bu tür momentleri anlatmak için tercih ettiğim ve önerdiğim sözcük kesinlikle cinnet değil. Hem içinde bulunduğumuz zamanların siyaset dışı açıklama arayışlarının sık başvurduğu psikoloji alanına girmekten...

