Gelenek'in geçen sayısında yayınlanan ilk bölümde, Ekim Devrimi'ne kadar olan dönem işlenmişti. Bu ikinci bölümde, genel hatlarıyla, Ekim Devrimi sonrasında Türkiye'nin geçtiği aşamaları, sosyalist hareket ile aydınların ilişkisini gözler önüne sermeye çalışacağım. Konuya özel önem atfettiğim iki siyasal güç ve örgütlülükle başlıyorum. KEMALİSTLER ve TKP İlk komünist hareketler; işgal döneminde İstanbul'da, sonrasında Anadolu'nun pek çok...
Hangi “ince hesap”la hareket ederlerse etsinler, ipleri sermayenin elinde olan, resmi kurum ve örgütlerce himaye edilen karşı devrimci güçler, 12 Mart 1995 günü saat 21.00 civarında İstanbul Gazi Mahallesi’ne saldırmışlardır. Başka hedeflerle birlikte, bu saldırının, burada oturan ve düzenle bağları iyice zayıflamaya yüz tutmuş yoksul emekçiler, onlarla kaynaşma sürecinde azımsanmayacak bir yol almış olan sosyalist...
Türkiye solunun Jakobenizm kavramına ve jakoben geleneğe ilişkin değerlendirmelerinde bu geleneğe sahip çıkan kesimler dışında iki genel eğilim dikkati çeker. İlk eğilim Jakobenizmi özünde bir burjuva siyasal hareket olduğu için mahkûm eder. Bu eğilimin yanılgısı henüz devrimciliğini yitirmemiş bir sınıfla o sınıfın siyasal temsilcisini bir ve özdeş görmesindedir. İkinci eğilimse Jakobenizmi ve jakoben gelenekten etkiler...
İçinde bulunduğumuz dönem, ekonomik krizin derinleştiği, buna bağlı olarak siyasal ve ideolojik dengelerin hassaslaştiğı, bu anlamda burjuva siyasetçilerinin ne yapıp edip aşma çabasında olduğu bir dönemeç niteliğinde. Bu dönemeçte, biri iktidarda (DYP), diğeri muhalefette (ANAP) iki parti, türlü senaryolarla birlikte (ANAYOL ARAYOL gibi) burjuva siyasetinde vazgeçilmez aktörler olarak yerlerini alıyorlar. Türkiye siyasetinde ANAP ve DYP...
12 Eylül’den bu yana, sınıf mücadelelerinin sosyalistleri bugünkü netlikte davet ettiği herhangi bir dönemden geçmedik. Üstelik, bu davet, icabet etmememiz halinde türünün son örneği olmaya da adaydır. Son onbeş yılda, sosyalizmin prestiji, solun güncel etkinliğini aşan bir parametre olmaktan giderek uzaklaşmıştır. Gerek solun 1980 iflası ve sonrasındaki zayıflığı, gerekse reel sosyalizmin çözülüşü, sosyalizmin reel bir...
Sosyalistler arasında, “Ne yapılmalı” sorusu iki özel konjonktürde daha sık sorulur ve bu soruya verilecek açık yanıtlar özel bir önem taşır. İlki, “yenilgi”lerin hemen ardından, diğeri ise mücadelenin boyutlandığı nesnelliklerde. “Yenilgi” rüzgarlarının esmeye başladığı anlardan itibaren yapılmış hatalar ortaya konmaya çalışılır ve yeniden o hatalara düşmemek için neler yapılması gerektiği tartışılır. İşte böylesi dönemlerde çoğu...
Türkiye, Cumhuriyetin kuruluşundan beri görülen en büyük krizin içinde, hatta bir bakıma başlangıcındadır. Sömürülen sınıfların gözü aydın… Tespit bize ait değil; burjuvazinin kendisinindir. Göz aydın bizim… Bu “göz aydın” hiç de, bir katastroftan medet uman sota devrimcisinin sevinç çığlığı değil. Ne de, krizin bütün yükünü omuzlarında hisseden işçilerin akın akın sosyalistlerin yanına koşacağını bekleyen bir...
Bay Başkan: 27 Nisan 1994 günü Çanakkale gezinizde, özellikle de Kale Grubu’nun yeni işletmelerinin açılışında yaptığınız konuşmalar, öncekilere daha büyük yeni yolsuzlukların eklendiği bir dönemde ve de asıl önemlisi insanların çılgınlar gibi dolardan marka, marktan altına, altından TL’ye, TL’den borsaya, borsadan yine dolara, dolardan devlet kağıtlarına hummalı bir biçimde koşuşturduğu, “batıyoruz yoksullaşıyoruz” çığlıklarının köşeleri tuttuğu...
A. DÜNYA KAPİTALİZMİ KRİZ DEVRİMCİ OLANAKLAR: 1.Emperyalizmin yeni dünya düzeni başlıklı saldırısıyla elde ettiği başarının geçici bir üstünlük olduğu, kapitalist sistemin bunalım ve iç çatışmalarıyla açığa çıkmıştır. Kapitalist merkezler arasındaki çelişki,  ABD hegemonyasının tartışılmasını odak almamaktadır. Ancak, ABD aynı zamanda iktisadi krizin de en yoğun yaşandığı odaktır. ABD, Batı Avrupa ve Uzak Doğu öbekleri arasında,...
GELENEK: Son dönemde, SİP yayınlarında, “kriz” bağlamlı çok sayıda yazı çıktı. Bu “yoğunlaşma”nın rasyonalitesi nedir? Halil HACIALİOĞLU: Son dönemde, herkes “kriz” üzerine bir şeyler yazıyor ve söylüyor. Biz bir kriz nesnelliğinin oluştuğunu söyleyerek bir erken teşhiste bulunduk. Ama, -amerikan aptallığına özgü bir deyim kullanacağım için kusura bakmayın- “bu malı artık yalnızca biz satmıyoruz”. Kriz kavramlaştırması,...