Önemli tarihsel dönemeçlere kişilikleriyle damga vurmuş olan insanların karşılaştıkları sorunların başında kendi “meşruluk”larını ortaya koyabilmek gelir. Hele hele tüm siyasi kaygılara karşın, belli bir teorik çerçeve ile hareket eden, insanlararası eşitsizliklere yol açan toplumsal koşulları ortadan kaldırma amacıyla mücadele verenler için söz konusu “meşruluk”, tarihin mantığına, önsel ideolojik tutumlara ve kendilerine karşı bir yüzleşmedir. 1917...
Türkiye solunda 1980 öncesinin yoğun tartışmalarına dönülüp bakıldığında, bir garipliği anımsamamak mümkün değil. Gerçekte ciddi ciddi bakılsa, bu tartışmalarda bir değil pek çok gariplik görülür. Ama biri özellikle ilginçti, hatta rahatsız edici bir yön de taşıyordu. Bir büyük kentimizin gecekondu kesiminde yaşayan, 17-18 yaşlarında delişmen devrimciler, kimi özellikleri ya da bağlı oldukları “siyaset” gereği, geleneksel...
Geleneksel sol‘un taşıdığı içerik, bu kavramın hangi ayrımı ifade ettiği artık kimsenin meçhulü değil. Teorik ve siyasi çözümlemelerin ötesinde, bu ayrım için daha doğrudan bir formülasyon sunulabilir. Gelenek’in geleneksel sol/yeni sol ayrıştırması bir dizi dergi ve çevrede rahatsızlık doğurdu, kolaycı ve mutlak bir saptama olduğu iddia edildi. Geleneksel sol/yeni sol ayrımından duyulan her rahatsızlık, gerçekte...
Türkiye’de devrimci demokrasi için yeni bir tırmanma dönemi mi yaşanıyor? Ciddî bir kıpırdanma olduğu kesin. Bunun bir göstergesi, sayıları giderek artan yayın organları, diğeri de öğrenci gençliğin son dönem sergilediği dinamizm ve bu dinamizmin bir kez daha devrimci demokratlara kucak açmakta oluşu… 12 Eylül sonrasında sol harekette tümüyle birlikte siyaset dışına itelenen bu kesim 80...
 “Bugün, devrimci hükümet, Robespierre, Saint-Just, vd. hakkında, bir zamanlar çok karamsar olmakla yanıldığımı açık yüreklilikle itiraf ediyorum… Robespierizm demokrasidir, ve bu iki sözcük bütünüyle özdeştir: Bu yüzden, Robespierizmi kaldırarak, kesinlikle demokrasiyi kaldırmış olursunuz Fransız Devrimi’nin yarattığı dalgalar sosyalizmin öncülerini de besledi. İlk önce ortaya atılanlar ve en tanınmışları, Roux, Leclerc, Varlet, Babeuf, Ruonarotti… Babeuf yukarıdaki...
siyasal mücadeleyi hisseden seven ve yaşayanlara… Türkiye, hiç kuşkusuz değişme dinamiği olan bir ülke. Değişme dinamiği olan bir ülkenin aydınlarının “oturmuş” ülkelerinkine göre önemli ayrımları var. Aynı deyimi kullanacak olursak, az-çok durağanlaşmış toplumların aydınları da “oturmuş” oluyorlar. Türkiye’de “aydın” toplamının kimi bölümlerinin bu oturmuşluğa imrendikleri bir gerçek. Bunun nedeni de oldukça açık. Değişme dinamiği taşıyan...
Gelenek dizisinin 4. kitabında yer alan “Geleneksel Solun Anatomisine Doğru” başlıklı çalışma ile elinizde bulunan bu yazı arasında örtüşen ilgi alanları ile paralel ve birbirini tamamlayan tezler var. Bu yazı, sözü edilen çalışmanın çizdiği çerçeveye sadık kalarak geleneksel solun yaşadığı sorunlara, bu kez Türkiye geleneksel solunun programatik özelliklerini öne çıkartarak yaklaşmayı deniyor. Hedef, sosyalizmin tarihini...
Türkiye solu bir gerileme döneminden, sağ bir dalganın etkilerini her bir yanında taşıyarak çıkmaya çalışıyor.  Özellikle de Yeni Sol’un oluşturmaya çalıştığı sağ platform bugüne kadar benzer dönemlerde pek rastlanmamış bir hitap alanı buluyor. Oysa Türkiye solu derlenip toparlandığı konjonktürlerde, tam tersine, radikal rüzgarlar estirmeye alışıktı. 60’ların başı sosyalist teori ve politikanın derinlikten yoksun algılanışlarına rağmen,...
Sanayi devriminden bu yana sınıf ilişkilerini irdeleyen çözümlemeler 18.yy’ın sonundan ilk sosyalist devrime değin, sürekli olgunlaşması beklenen bir birikim oluşturdu. Dünyada 1917’den itibaren yeni bir iktisadi-sosyal sistemin doğmasıyla sınıf mücadeleleri ve sınıf-iktidar ilişkilerine yaklaşımda, Marksist tarih ve ekonomi politiğin geçtiğimiz yüzyılın ortalarında kazandığı ilk ivme, belli ölçülerde daha rafine açılımlara taşındı. Alt üst oluşların kısa...
"Rusya burjuva devrimini o denli geç tamamladı ki, burjuva devrimini proleter devrimine dönüştürmek zorunda kaldı. Başka türlü söylenirse: Rusya diğer ülkelere göre o denli gecikmişti ki, en azından bazı alanlarda onları aşmak zorundaydı." Eşitsiz gelişim bundan daha güzel nasıl ifade edilebilir? Olguyu, Rus Devrimi'nin hazırlayıcılığını ve ihanetini birlikte yüklenen, önce önderlik edip, sonra sırt çeviren...