“Dünya komünist hareketi” tanımlamasını hak eden, ortak bir doğrultusu olan, kendisini başka hareketlerden ayrıştırmış, aynı siyaset dilini kullanan, ülke özgünlüklerine rağmen benzer hedef ve araçlarla hareket eden bir toplamdan söz edemiyoruz bugün. Bununla birlikte, tek tek ülkelerde komünist partileri faaliyette; bunların kimisi ciddi toplumsal desteğe sahip, kimisiyse son derece etkisiz. Ve bütün bu partiler arasında...
“Dünya komünist hareketi” tanımlamasını hak eden, ortak bir doğrultusu olan, kendisini başka hareketlerden ayrıştırmış, aynı siyaset dilini kullanan, ülke özgünlüklerine rağmen benzer hedef ve araçlarla hareket eden bir toplamdan söz edemiyoruz bugün. Bununla birlikte, tek tek ülkelerde komünist partileri faaliyette; bunların kimisi ciddi toplumsal desteğe sahip, kimisiyse son derece etkisiz. Ve bütün bu partiler arasında...
“Dünya komünist hareketi” tanımlamasını hak eden, ortak bir doğrultusu olan, kendisini başka hareketlerden ayrıştırmış, aynı siyaset dilini kullanan, ülke özgünlüklerine rağmen benzer hedef ve araçlarla hareket eden bir toplamdan söz edemiyoruz bugün. Bununla birlikte, tek tek ülkelerde komünist partileri faaliyette; bunların kimisi ciddi toplumsal desteğe sahip, kimisiyse son derece etkisiz. Ve bütün bu partiler arasında...
“Dünya komünist hareketi” tanımlamasını hak eden, ortak bir doğrultusu olan, kendisini başka hareketlerden ayrıştırmış, aynı siyaset dilini kullanan, ülke özgünlüklerine rağmen benzer hedef ve araçlarla hareket eden bir toplamdan söz edemiyoruz bugün. Bununla birlikte, tek tek ülkelerde komünist partileri faaliyette; bunların kimisi ciddi toplumsal desteğe sahip, kimisiyse son derece etkisiz. Ve bütün bu partiler arasında...
Türkiye komünist hareketi, işçi sınıfı lehine olduğunu söyleyemeyeceğimiz verili güçler dengesi hesaba katıldığında, olgunlaşmış bir stratejiye sahip olabilir mi? Sözünü ettiğimiz, tanımlanmış bir hedef doğrultusunda hazırlanan, güncel gelişmelere dirençli, kalıcı bir yol haritası. O halde, daha hemen başta hedefi nasıl belirlediğimize açıklık getirmek durumundayız. Nihayetinde, bir komünist partisi için mücadele, kesintili-sıçramalı bir süreç olduğu oranda,...
Türkiye komünist hareketi, işçi sınıfı lehine olduğunu söyleyemeyeceğimiz verili güçler dengesi hesaba katıldığında, olgunlaşmış bir stratejiye sahip olabilir mi? Sözünü ettiğimiz, tanımlanmış bir hedef doğrultusunda hazırlanan, güncel gelişmelere dirençli, kalıcı bir yol haritası. O halde, daha hemen başta hedefi nasıl belirlediğimize açıklık getirmek durumundayız. Nihayetinde, bir komünist partisi için mücadele, kesintili-sıçramalı bir süreç olduğu oranda,...
Gelenek’in bu sayısında komünist hareketin strateji sorununa odaklanıyoruz. Tüm dünyada etkisini derinden hissettiren ve artık yalnızca iktisadî sıfatı ile nitelendirilmesi mümkün olmayan bunalım ile Türkiye’nin hızla içine yuvarlanmakta olduğu siyasal kriz, bu sorunu ciddiyetle ele almayı gerektiriyor. Esas meselemiz, Türkiye’de ve dünyada komünist siyasetin bu krize anlamlı bir yanıt üretebilip üretemeyeceğidir. Bir diğer değişle, “hareketimizin...
Merhaba, Gelenek’in 118. sayısının kapak konusu İkinci Cumhuriyet’te dış politika. Dergimiz tam da Patriot füzelerinin ve beraberinde NATO askerlerinin Türkiye’ye yerleştirilmeye hazırlanıldığı günlerde baskıya giriyor. AKP’nin “Yeni Osmanlıcılık” olarak kodlanan politikası, Suriye’de savaş kışkırtıcılığı sapağına girmiş bulunuyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “komşularla sıfır sorun” sloganıyla pazarlamaya başladığı yeni dış politika anlayışı, geldiğimiz noktada ülkeyi bölgede...
Yeşilçam filmlerinin bilindik parodisidir. Filmin istenmeyen karakteri, varlığının hiç önemsenmediği, hatta açık açık istenmediği bir ortamdan ayrılırken, geride kalanlara tehditkar edalarla seslenir: “Gidiyorum bak, bak gidiyorum, giderim bak, vallahi gidiyorum, çok üzülürsünüz sonra, gidiyorum bak, bak giderim”. Kal diyen çıkmaz. Ama o gitmez, gidemez bir türlü.   Bu sahnede trajik olan ise, istenmeyen karakterin işe...
İnsanlığın büyük projelerinden Aydınlanma, her şeyi çözmek üzere yola çıkmıştı. İnsanoğlu yüzlerce yıldır süren ilahi güçlere olan teslimiyetine son verecekti. Kendi kaderini eline almak için yola çıkan insan, aslında dinin devrini tamamlamasını bekliyordu. En heyecanlı aydınlanmacılar Tanrının sonsuz iktidarının sonunun geldiğine inanıyorlardı; başka bir deyişle, Tanrı da artık insanların katına inmiş ve bu dünyada süren...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×