Gelenek’in bu sayısında heyecan verici bir belgeye yer veriyoruz. Değerli araştırmacı Hazal Yalın’ın Rusya Devlet arşivlerindeki çalışmaları sırasında ulaştığı ve Türkçeye kazandırdığı belgeyi kendisinin çevirisi ve bir sunuş yazısıyla yayınlıyoruz. Türkiye, İngiltere ve Fransa arasında 19 Ekim 1939’da Ankara’da imzalanan üçlü “karşılıklı yardım anlaşması” Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası konumlanışındaki kırılma noktalarından biridir. Dümenin İngiltere liderliğindeki Batı...
Daha önce birkaç defa, muhtelif vesilelerle, 1939 belgeleri üzerine çalıştığımı yazmıştım. Önceleri sadece birkaç yüz sayfalık bir belgeler derlemesi yapmak niyetindeydim; ancak konuya daldıkça bunun yeterli olmayacağını fark ettim. Böylece odağında Türkiye’nin olduğu bir 1939 tarihi ortaya çıktı, üstelik bu tarih ilk tahminlerimin de çok ötesine geçti ve 1.000 sayfayı açtı. Bunun yaklaşık 600 sayfası...
1. Avrupa’nın en büyük kapitalist ülkelerini saran bugünkü savaş emperyalist, gerici, haksız bir savaştır.[1]Bu savaş, İngiltere ve Fransa’nın emperyalistleri tarafından soygunla ele geçirdiklerini korumak ve yeni gasplar hedefiyle, Almanya’nın emperyalistleri tarafından ise sömürgeler, hammadde pazarları, nüfuz alanları ele geçirmek için yürütülüyor. Savaşa henüz dolaysızca girmemiş olan diğer emperyalist güçler (mesela ABD, İtalya) bu savaşa katılımlarını...
Dünyada üç yüz milyondan fazla insanın göçmen, sığınmacı, mülteci gibi isimlendirmelerle, doğdukları ülke dışında kendilerine yeni bir yaşam alanı aradığı belirtiliyor.[1] Yoksul, savaşların veya iç çatışmaların olduğu coğrafyalardan daha varsıl ve huzurlu olduğu düşünülen yeni alanlara doğru gerçekleşiyor bu yolculuk. Göç vermek ya da almak dünyanın artan sayıda nüfusunu ve ülkesini etkiliyor artık. Göçü oluşturan...
“Gençliğimde komünizm şeytanı ile dövüştüğümü düşünürdüm. Ama aslında ben ve arkadaşlarım o zaman özgürmüşüz.”[1] Polonyalı kadınlar, 2020 sonbaharında pandemiye rağmen kürtaj hakları için sokağa çıktı. Sokak gösterilerinin sebebi, hâlihazırda sadece tıbbi (kadının sağlığı/fetüste malformasyon) ve kriminal (ensest, tecavüz vs) sebeplerle izin verilen kürtaj hakkını daha da daraltacak, fetüsteki malformasyon (ciddi ve geri dönüşü olmayan anomali...
Korona günlerinde devrimcilik sınırlandıysa, bunu toplum sağlığına duyarlılıkla, gelişkin sorumluluk bilinciyle açıklamanın sanırım bir sınırı var. Eğer 2020 yılına damgasını vuran salgın boyunca işçi sınıfının hak arama mücadelelerinde, eşitlik ve özgürlük arayışı bağlamına yerleştirilebilecek direniş ya da inisiyatiflerin sayısında ve etkisinde bir azalma olduysa bunun tek açıklaması, “ezilenler” cephesindeki “yüksek ahlak” olamaz. Amerika Birleşik Devletleri’nde...
Kapitalizmin krizde olduğu, sermaye cephesinin ideologlarının ve siyasetçilerinin de ayırdında oldukları bir gerçek. Bu kriz, emperyalist sistemin aktörlerinin oluşturduğu birliklere de yansıyor. Avrupa Birliği’nin yaklaşık on yıldır içinde olduğu kriz, özellikle pandemiyle birlikte birliğin geleceğinden duyulan endişeleri artırmış durumda. Bu, Avrupa solunda birtakım yan yana gelişleri ve ittifakları da beraberinde getiriyor. Sosyal demokrasinin soldan konuşması...
Kremlin Duvarı, bir mezarlık olmanın ötesinde, “Sovyet Panteon”u olarak hep ilgi çekici bulundu. Yıllar geçtikçe, duvara eklenen isimlerin sayısı arttıkça “Kremlin Duvarı’na gömüldü” Sovyet insanının ezberinde yer edinen bir deyiş haline gelir. Öyleki duvarda gerçek anlamıyla gömülebilecek yer kalmadığında, sadece ölülerin küllerinin duvara yerleştirilmesi söz konusuyken bile bu deyiş bozulmaz. “Hiç olmazsa gerçeğe uygun hale...
Kapitalizm ve sosyalizm yan yana var oldukça barış içinde yaşayamazlar; ya biri ya da diğeri eninde sonunda zafer kazanacak, ya Sovyet Cumhuriyeti ya da dünya kapitalizmi için cenaze töreni düzenlenecektir.” [1] Milyonlarca insanın ölümüne ya da yaralanmasına, dünya çapında büyük bir yıkıma neden olan İkinci Dünya Savaşı’nın Avrupa ayağının sona ermesinin üzerinden 75 yıl geçti....
Çeviri | Gözde Kök ve Lütfiye Pehlivan [1] Vladimir İlyiç’in dış politikasını tutarlı bir şekilde açıklamanın henüz zamanı gelmedi. Sovyet Cumhuriyeti’nin tutarlı bir dış politika sistemine sahip olduğu uzun zamandır herkes tarafından kabul edilmektedir. Bu, Sovyet iç politikasından bile daha büyük bir yeniliktir. Ekim Devrimi’ne kadar kapitalistler tarafından sosyalist dış politikaya benzer bir program uygulama...