Türkiye siyaseti kemalizmin altından kalkamıyor. Kemalizmle başa da çıkılamıyor. Sol içerisinde ideolojik etkisi asla küçümsenmemesi gereken sol-liberalizm hâlâ kemalizmle hesaplaşmaya uğraşıyor. Solun bütünü hâlâ kemalizmden kopamamakla eleştiriliyor. Devrimci demokrasinin bir kesimi, sanki kemalizmin peşinde koşturan kendi öz ataları değilmişcesine solun diğer kesimlerine herhangi bir konuda fatura çıkartmak gerektiğinde kemalizmin izlerini arıyor. Bu arada, sola anti-kemalizm...
Kemalizm üzerine yazmak 90’lı yıllarda sosyalistler açısından siyasal önemini yitirmiş görünüyordu. Bu konu daha çok sivil toplumcularla sol-kemalistlerin arasında bir tür polemik konusu olmaya sıkışmış durumdaydı. Açıkçası bunu çok isabetli olarak görüyor ve gerek Osmanlı gerekse Türkiye Cumhuriyeti tarihi üzerine çalışmanın akademik ağırlıklı bir çaba haline gelmesini yararlı buluyordum. Siyasetçiler buradan özellikle ideoloji konularında önemli...
Türkiye’deki siyasal yapıya dair olarak son dönemdeki en muteber tartışmalarından biri, siyasi yelpazenin bozulması üzerinedir. Siyasi yelpazenin bozuluşu merkezsizleşme, merkezin uçlara doğru savrulması, merkezin sağa kayması gibi betimlemelerle tarif edilmektedir. Bu tarifin üzerine oturduğu iki temel nokta var. Birincisi, sosyalist’ blokun çözülmesiyle birlikte ideolojilerin sonu ,sosyalizmin giderek solun bitişi diye ifade edilen siyasetin yeniden yapılanışı;...
Bitişinin altına imza atılmış bir imparatorluktan ulusal temelleri olan yeni bir devlet yaratma kavgasının hemen başında olan Mustafa Kemal, giriştiği işin ciddiyeti ve siyasi temelleri konusunda emperyalizme güvence vermeye çalışırken 22 Eylül 1919’da ABD’li General Harbord’a şöyle diyordu: “…bolşevizme gelince, onun bize nüfuzunu önleyen dinimiz, ananelerimiz ve sosyal bünyemiz göz önüne alınırsa, bu doktrinin memleketimizde...
Türkiye komünist hareketinin onuru Şoför İdris’e, Özelleştirmeye, paralı eğitime karşı kavgayı Ümraniye Cezaevi’nde sürdüren öğrenci yoldaşlara, Ölüm Orucu Şehitleri için yapılan eylem sonrasında Parti bayrağını aylarca Sakarya Cezaevi’nde onurla taşıyan Latif yoldaşa… 1996 yılı partimiz ve Türkiye için yılın ilk yarısı itibarıyla oldukça hareketli günlere sahne oldu. Emek, Barış, Özgürlük Bloku tüm Kürt ve Türk...
Kapitalist Türkiye çok mu önemli? Sovyetler Birliği’nin dağılmasını takip eden yıllardaki Türk dış politika pratiğine genel bir bakış amacını taşıyan bu yazıya yukarıdaki soruyla başlamak özellikle gerekiyor. Ama sorunun yanıtından önce, bir kontr-tavır geliştirmek ve yazıyla doğrudan ilgisi olmasa da, kestirip atmak arzusunu gemleyemiyorum: Sosyalist Türkiye çok önemli olacak… Gelelim ilk sorumuzun nereden çıktığına… Emperyalist...
Bir zamanlar dünyayı anlamak kolaydı. Bir tarafta tanrının desteklediği iyiler, diğer tarafta şeytanla ittifak halindeki kötüler vardı. Gerçi bu iki cepheyi birbirinden ayırmak her zaman çok kolay olmazdı. Kötüleri tehlikeli yapan, iyilerin arasına sızmaları, onları yoldan çıkarmaya çalışmalarıydı. Sözgelimi, tanrının yeryüzündeki gölgesi olan padişah ya da kralın çevresinde her zaman onun aklını çelmeye ve onu...
Bugün tarikatlar, kendilerine ait dergâhlarda yalnızca İslam dinini yayan, örgütleyen oluşumlar olarak varlıklarını sürdürmüyorlar. Günümüz Türkiyesi’ndeki tarikatların gelişimi, siyaset ile iç içe, burjuva devletinin politikalarına bağlı olarak, bazen burjuva devleti ile birlikte sistemle barışık, bazen ise devletin karşısında belirleniyor. Tarikatlar siyaset yaşamındaki etkinliklerini, serbest piyasa ekonomisinin rekabet edebilme koşulları ve pazardan daha fazla pay kapabilme...
İktidar fetişizmi ve İslam Refah Partisi’nin önderliğinde gelişen falanjist islam dalgası yeni bir gündem yaratıyor. Burjuva diktatörlüğüne teokratik ayrıcalıklar sağlayan meşrulaştırıcı bir söylem giderek gelişiyor. Tekelli düzen, dinsel birlik prensibinin güvenceleri ile pekiştiriliyor. Militarist çürüme, yozlaşma ve şovenist katliamların yaşandığı süreçte, siyasi ortama dinsel bir çerçeve kazandırılmasında RP öncülük etmektedir. Bu noktada, islam dininin en...
Siyasal islam, Türkiye kapitalizminin geldiği nokta itibarıyla, burjuvazinin ideolojik saldırısının önemli bileşenlerinden biri konumundadır. Siyasal islami düzen içindeki misyonu açısından ılımlı islami hareket ve radikal islamcı hareket olarak ikiye ayırmak mümkün. Bu yazıda, radikal islamcı hareketin Türkiye nesnelliğinde oturduğu yeri; örgütlenme dinamiğini, mücadele tarzı ve düzenle bağlarını siyasal bir değerlendirmeye tabi tutacağız. Öncelikle, siyasal islamın...