Size hiç yabancı gelmeyecek bir soruyla başlayalım. Neden McDonalds? Sadece komünist siyaset açısından değil, her anlamda siyasette simgelerin önemli olduğunu düşünüyorum. Hatta bunu bir siyaset yasası olarak da formüle etmek mümkün. Etkili siyaset, üzerine söz söylenecek başlığın belirgin bir şekilde ortaya konmasına ve net hedeflere ihtiyaç duyuyor. Bu noktada belki bir şeyi vurgulamak gerek. Sosyalist...
Bugün Türkiye ve Pakistan, ABD emperyalizminin saldırdığı iki farklı coğrafyada bulunmaları itibariyle sık sık gündeme geliyorlar. Soğuk Savaş döneminde karşı devrimci kampta yer alan, örneğin Bağdat Paktı’nda birlikte bulunan bu iki ülke kimi zaman takdir edilerek, kimi zaman azarlanarak Soğuk Savaş sonrası konjonktüre uyumlulaştırılıyor. Uyumlulaştırmanın esas kıstası ise emperyalizme daha fazla bağımlılaştırılmak. Bu yazıda Türkiye...
Türkiye burjuvazisinin dış politika gündeminde üç temel başlık var: Kıbrıs, Avrupa Birliği (AB) ve Irak. Birbiriyle bağlantılı bu üç başlıkta son derece önemli gelişmeler yaşanıyor. Türk ve Kürt emekçileri yoksullukla boğuşurken, bir yandan bu meselelerin kendi gelecekleriyle ne tür bir ilgisi olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Başlıklardan ikisi kabaca Türkiye’nin Irak’a ve Avrupa Birliği’ne girip girmeyeceği sorularında...
Bu yazı yeni bir işçi hareketinin kurulması için duyulan acil ve yakıcı ihtiyaç çerçevesinde kimi sesli düşünceler olarak okunmalıdır. Bugün sınıfın durumunu veya bugünlere nasıl geldiğini sadece analiz etmeyi amaçlamayan, ama bir o kadar da çıkış yolu aramak için yürütülen tartışmaların ağırlıklı bir deneysel boyut taşımaları zorunlu. Bu nedenle “sesli düşünceler” diyorum. Yoksa tevazudan, iddiasızlık...
Bu yazı yazılırken Arjantin emekçilerinin isyanını televizyonlar gösteriyor ve Türkiye’nin Arjantin’den ne kadar farklı olduğu sermayenin kalemşörleri tarafından anlatılıyor, yazılıyor. Dünya kapitalizminin bu iki zayıf halka adayı ülkesinde yaşanan ekonomik krize tepkiler farklı biçimlerde veriliyor. IMF’nin dediklerini yapmakta “geciken” Arjantin sermayesi bir yanda; dediklerini harfiyen yerine getirdik diye övünen ve Türkiye’nin artık AB’ye kapağı atacağından...
Varlıklarıyla 10. Kongremizi onurlandıran, kardeş uluslararası komünist parti delegasyonları üyeleri, devrimci ve ilerici sevgili arkadaşlar, Sevgili delege arkadaşlar, gözlemciler ve konuklar, Geçtiğimiz yıl dünyada meydana gelen olaylar Partimizin yoğun ilgisini çekti. Kapitalist sistemin vahşi krizi, küreselleşme çıkmazı, siyasi ve toplumsal çatışmalar, gezegenin hakimiyetini hedefleyen emperyalist saldırganlık, emekçilerin hakları üzerindeki kısıtlar, bağımlı ülke ve halkların ulusal...
Afganistan’ı bombalamakla terörizm ortadan kaldırılamaz Küba’nın 11 Eylül’den bu yana dünyada meydana gelen gelişmelerle ilgili olarak gösterdiği tavır son derece ilginç. Bu tavrın merkezinde ne var? Küba hükümeti başından beri hem tarihsel nedenlerle hem de devrimimizin ahlaki prensipleri doğrultusunda ülkemizin New York ve Washington’da masum insanların ölümüne neden olan 11 Eylül olaylarını reddettiğini ve kınadığını...
‘68’in gizli kalmış bir yanı açıklanmamış bir sırrı mı var Konu belki de Türkiye sol hareketinin üzerine en çok laf ettiği başlıklardan birisi olunca akla böyle bir sorunun gelmesi kaçınılmaz. Bugün üzerinden otuz yıldan fazla zaman geçtikten sonra bile kimi temel ayrışmaları ve ideolojik tavır alışlarımızı hâlâ o günkü tartışmalardan çıkan sonuçlardan devraldığımız tarihsel bir...
İçinde yaşadığımız dönemde hakkında çok şey yazılan ve çok spekülasyon yapılan ülkelerden biri de Çin. ABD ve AB kaynaklı yayınların son birkaç yıldır çıkan sayılarına bir kez göz gezdirmek bile Çin’e özel bir ilginin olduğunu anlamaya yetiyor. Nedenlerden biri içine kapalı yapısıyla Çin’in merak uyandırması. Tabii ki bu merak da temelsiz değil. Emperyalizm reel sosyalizmin...
Yazının başlığında ifade edilenleri “ortalama insan bilen insan ve solcu insan için” diye kategorilere ayırmak istiyorum. Tabi “biz komünistler için” nelerin değişip nelerin değişmediği de yazıda değerlendirilecek. Ortalama insanı dev propaganda mekanizmaları tarafından eblehleştirilmiş ve çaresizliğe itilmiş pasif konumdaki “kitleler” olarak tarif edebiliriz. Bu kategoride kendisine dayatılana “inanma” “ikna olma” “benimseme” gibi yaklaşımlar geliştirenlerin yanında...


