“Öncünün olmadığı ve daha bir süre olamayacağı yerde marjinallik kendine özgü bir güçle kendine özgü bir yaşam bulur. Somutluktan kesinkes kopmamak koşuluyla marjinal konumun belirli bir nesnelliği nicelik sahibi olduğu halde öncü olamayanlardan daha iyi kavrama şansı bile vardır. Türkiye’de marjinalliğin bu özgül ve geçici gücünden, zamanında mutlaka yararlanmak gerek.” Bu paragraf Gelenek‘in ilk...
Siyaset Gazetesi, sayı:1, Kasım ’88 Evet, yeni bir yayın daha… İnsan ister istemez 1980 öncesini hatırlıyor. O yıllarda ortalama insan psikolojisine “iyi” hitap eden bir tekerleme vardı. Özellikle Türkiye solu için timsah gözyaşları dökmeyi meslek edinen çevrelerde, yatılıp kalkılıp 52 fraksiyondan sözedilirdi. Tekerleme bu 52 fraksiyonla başlardı, bölünmüşlükle devam edip “ah bir birleşilseydi” ile biterdi....
Devrimci hareket içerisinde komünistler nasıl bir yer işgal ediyorlar? Bu sorunun yanıtını aramaya yönelik notlara burada yer verirken, giriş olarak kısa bir hatırlatma yapmak gerekiyor: Türkiye’de “komünist hareket”in komünist olamadığı uzun bir dönemin ardından kızıl bayrak onu yükseltecek ellere teslim ediliyor. Komünist-sosyalist ayrımına ve komünist-devrimci demokrat ayrımına doğru hızla yol alınıyor. Komünistleşen devrimci demokratlar olabileceği...
Gelenek, sayı: 37, Aralık ’91-Ocak ’92 Emek, Gelenek, 10 Eylül Yolu ve bir bölüm bağımsız sosyalistin katılımı ile sürdürülmekte olan İşçi Partisi Yolunda Politika adlı yayın ve yayının ötesinde bir işçi partisinin oluşturulması çalışmaları Ekim ayının sonunda yapılan görüşmelerde ortaya çıkan bazı görüş ayrılıkları nedeniyle sona erdi. Bir yasal parti girişiminin, katılımcı unsurlarından herhangi birisinin...
Gelenek, bu sayısında ağırlıklı olarak, burjuva siyaseti ile ilgili. Kriz sürecinde, bütün kurumları ile tıkanan ve söze hep “yenilenme ihtiyacı”na vurgu yaparak giren sermaye sınıfının bu ülkede engin bir siyasal deneyimi var. Daha önceki kitaplarımızda çeşitli açılardan ele aldığımız bu deneyim, bu kez bir dizi yazıyla ve yelpazenin değişik noktalarında yoğunlaşılarak gündeme geliyor. Bu ana...
Geçtiğimiz aylar Türkiye’de siyasal ve ekonomik krizin giderek dizginlerinden boşandığı gelişmelere tanık oldu. Gidişat, Gelenek kitap dizisinin yaklaşık bir yıldır konu önceliklerinde birinci sırayı ısrarla “kriz”e vermesinin doğru bir tercih olduğunu da kanıtlar nitelikte. Bu sayımızda aynı çizgiyi sürdürüyoruz. Türkiye solunda düzenin içine yuvarlandığı krizi devrimcileşme doğrultusunda değerlendirmek yerine geri perspektiflerine, uzlaşmacılığa malzeme haline getirmeye...
A. DÜNYA KAPİTALİZMİ KRİZ DEVRİMCİ OLANAKLAR: 1.Emperyalizmin yeni dünya düzeni başlıklı saldırısıyla elde ettiği başarının geçici bir üstünlük olduğu, kapitalist sistemin bunalım ve iç çatışmalarıyla açığa çıkmıştır. Kapitalist merkezler arasındaki çelişki,  ABD hegemonyasının tartışılmasını odak almamaktadır. Ancak, ABD aynı zamanda iktisadi krizin de en yoğun yaşandığı odaktır. ABD, Batı Avrupa ve Uzak Doğu öbekleri arasında,...
GELENEK: Sosyalist Türkiye Partisi Türkiye solunun bütününe ilişkin bir değerlendirmeyle yola çıkmıştı. Buna göre, ilk saptama solun genel siyasal gündemin bir parçası olarak kendisini varedemediği ve buna bağlı olarak Türkiye solunun değişik kesimlerinin birbirlerine göre kalıcı veya istikrarlı konumlara yerleştirilebileceği bir haritanın henüz oluşmadığı idi. Son günlerde Sosyalist İktidar Partisi’nin çeşitli yayınlarında bu konunun yeniden...
GELENEK: Son dönemde, SİP yayınlarında, “kriz” bağlamlı çok sayıda yazı çıktı. Bu “yoğunlaşma”nın rasyonalitesi nedir? Halil HACIALİOĞLU: Son dönemde, herkes “kriz” üzerine bir şeyler yazıyor ve söylüyor. Biz bir kriz nesnelliğinin oluştuğunu söyleyerek bir erken teşhiste bulunduk. Ama, -amerikan aptallığına özgü bir deyim kullanacağım için kusura bakmayın- “bu malı artık yalnızca biz satmıyoruz”. Kriz kavramlaştırması,...
GELENEK: Türkiye sosyalist hareketi kriz nesnelliğinde nasıl bir siyasallaşma süreci geçirmeli, hangi araçları ön plana çıkarmalı? OKUYAN: Geçenlerde özel televizyon kanallarından bir tanesinde başta 27 Mayıs olmak üzere “askeri darbeler”i konu yapan bir tartışmaya tanık oldum. Ve, Türkiye’de sosya-listlerin bu şaklabanlığa son verecek bir güç olarak ortaya çıkmamalarına bir kez daha hayıflandım. Sistem içi alternatiflerin...