Siyasal olan herşeyin bir araç olması gibi seçimler de ama boykot edilerek, ama sistem içi tercihler yapılarak, ama bağımsız seçenekler gösterilerek, veya dolaylı bir biçimde seçim atmosferinin araladığı kapılar kullanılarak değerlendirilebilecek bir araç. Düzen içi olması onun bir siyasal araç olma özelliğini ortadan kaldırmıyor. Ancak siyasal mücadelede kullanılan araçların tek tek işlevsel ve etkili olabilmesi...
Şöyle bir bakıldığında ilginç bulmamak mümkün değil: Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran ile Sovyetler Birliği Türkiye’nin komşuları ve Türkiye’nin hepsiyle sorunu var. Kara parçaları dışında ülkeyi çevreleyen denizlere baktığımızda, kirlenen suları ve tükenen balık nesilleriyle bunların bile Türkiye’ye dost oldukları herhalde söylenemez. Türkiye’nin ezeli ve edebi düşmanlarla kuşatılmış bir ülke olduğu tezi egemen söylemde öteden...
Toplum yaşamındaki her altüst oluş, bir toplumsal hareketin her büyük yenilgisi ve durgunluktan sonra yeniden gelişmeye başlayan devrim mücadelesinin ivmesi yükselirken, tarihinin yeniden düşünülüp yeniden yazılmasına gerek vardır. İçinde yaşanılan toplumsal sistemin iyileştirilmesi devrim değil reformdur. Konumuz devrim değerlendirmesidir. Devrim için (bilinen tanımıyla) varolan sistemde üretim ilişkileri ve üretici güçlerin birarada bulunup yaşamasının olanaksız hale...
Günümüzde sosyalizm adına devrim biçimi şu ya da bu biçimde irdeleniyor. Toplum, olay ve olgular bilimsel sosyalizm temelinden kalkarak irdelenmeli. Oysa, sosyalizm adına bu değerlendirmelerin çoğu mekanik ve basit türde olmakta. Tıpkı karanlıkta fili tanımak gibi. Sosyalistlerin çoğu yerel ulusal mücadele uğruna uluslararası mücadeleyi yadsıdıkları gibi, kendilerini sadece biçimde bağlı görüyorlar. Parça uğruna bütün feda...
Türkiye kapitalizmini konu alan hemen tüm çalışmalarda iki ana eksen öne çıktı. Bunlardan birincisi kaynak, ikincisi pazar sorunudur. Kaynak ve pazar sorunlarının bu denli öne çıkması, bir rastlantı ya da bu çalışmaların sahiplerinin öznel tercihlerinden kaynaklanmadı. Kaynak ve pazar ikilisi, karşılıklı belirleyicilik ilişkisi içinde sermaye birikiminin sürdürülmesinin temel unsurları olarak ele alınmalı. Başka bir deyişle,...
Sol hareketimizde 1960’ların ikinci yarısından itibaren, daha çok da 1970-80 arasında kullanılan bir kelime vardır: Kuyrukçuluk. Kastedilen çoğunlukla CHP’nin kuyruğuna takılmak oluyor. CHP solcularımız için ancak 1960 sonrasında kuyruğuna takılınabilecek hale geliyor; “ortanın solu” 1962’de doğuyor. Burada ayrıca kanıtlamaksızın, tek parti ve Demokrat Parti dönemlerinde kuyrukçuluğun değilse bile, kuyrukçuluk eleştirilerinin olmadığını, kimsenin kimseyi kuyrukçulukla eleştirmediğini...
Türkiye siyasi tarihine baktığımızda hemen her iktidarın veya iktidara talip olan siyasi yapıların, farklı içerikle de olsa halkçılık ideolojisini ve söylemini kendi ideolojik çerçevelerinin dışında tutmadığını görebiliriz. Hatta halkçılığı, bir siyasal ideoloji şeklinde açıkça formüle etme zorunluluğu bile duymuşlardır diyebiliriz. Böyle bir sahiplenişte de dolaysız olarak bizzat sahiplenenin Türkiye nesnelliğini yorumlamadaki yöntemine ve temsilcisi olduğu...
Türkiye sosyalist hareketinde iki adet tanımlamanın miadını doldurduğunu görmek oldukça sevindirici. İlki faşizme yönelik “en gerici, en emperyalist…” tekellerden yola çıkan tanımlama. Bir kolaycılık ve faşizme karşı yalnızlığı aşma sıkıntısını yansıtıyordu. Diğeri ise “gençlik”in “toplumun en dinamik, en yeniliğe açık” kesimi olarak nitelenmesi. Artık gençliğin sınıfsal bölünmelerden muaf olmadığı, ilericiliği ya da gericiliğinin tarihsel koşullara...
Bu yazının amacını ve temel tezini baştan yazmak istiyorum. Bunun için önce bir soru: 1908’de geçen olayları bir devrim saymak mümkün mü? Mümkün değil; çünkü devrim, iktidarın sınıfsal yapısını değiştirmeyi amaçlar. Abdülhamid’in devrilmesi ve meşrutiyetin yeniden kurulması ise bunu amaçlamıyor. Bilindiği gibi mutlakiyet rejiminden meşrutiyete geçiş, o ülkede sınıflar dengesini alt üst eder. Ya da...
1960’lara kadarki gençlik hareketi, 60 sonrası ile karşılaştırıldığında belirgin farklılıklar gösterir. Tek parti döneminde “vatandaş”lar halk evlerinde, işçiler doğal üyesi oldukları tek sendikada, gençler ise tek partinin gençlik kolunda örgütlenirdi. 1930’larda düzenin oturma döneminin ürünü olarak doğan bu kurumlar, sonraki on yıllarda da Halk Partisi’nin önemli dayanakları oldu. Halk Partisi’nin gençlik kolları iç ve dış...