“1950 Mayıs’ında liberalizm türküleri ile iktidara gelen Menderes ekibi, devlet fabrikalarının satışı vaadini yerine getirmek üzere işe başlamıştır. 29 Mayıs 1950 tarihinde Meclis’te okunan Hükümet Programında, ‘iktisadi sahada devlet sektörünü mümkün olduğu kadar daraltmak, hususi teşebbüs sahasını mümkün olduğu kadar genişletmek’ temel prensip ilan edildikten sonra, ‘Devlet tesis ve işletmeciliğinin tabiatı ve mahiyeti icabı olarak,...
12 Eylül’ü açılış sayabiliriz. Düzen krizdeydi ve bir çıkış yolu arıyorlardı. Ticarette liberalizasyon ve bunun için de toplumdaki her türlü örgütlülüğün tasfiyesi gerekiyordu. 24 Ocak kararları ile 12 Eylül darbesi arasındaki bağlantı budur. Kararları 24 Ocak’ta aldılar, beklediler, 12 Eylül geldi engelleri kaldırdı ve Türkiye böylece yeni bir yola girmiş oldu. Bugünkü karartmanın başlangıcı bu...
İddia bu ya, Mehmet Ali Aybar’ın “biz tanrının kitabını reddetmişiz, lafı mı olur” diyerek kendisini Marksizmin temellerine, Lenin’in düşüncesine karşı çıkmakla eleştirenlere diklendiği söylenir. Burada “siz ne biçim Marksistlersiniz, tabularınız, fetişleriniz var” türünden bir alaycılık olduğu açık. Aybar’ın üretken, yaratıcı, mücadeleci bir aydın olduğu kesindi, lakin Marksizmle kurduğu ilişkide ciddi sorunlar vardı, Lenin’i ve Bolşevikleri...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×