Pandemi Hukuku: Kurallarla Kuralsızlaşma

2019 Aralık’ında Çin’de ortaya çıkan ve kısa sürede küresel ölçekte bir salgına dönüşen Covid-19, salgına rastlanan tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de devletin çeşitli önlemler almasını zorunlu kıldı. Salgının kontrol altına alınması ile kişisel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması dengesine bakıldığında Türkiye’nin epey sorunlu bir fotoğraf verdiğini baştan söylemeliyiz. Dünya kapitalizmini bu değerlendirmeden azade tutamayacağımızı da……

Devamı...

Sendikaların virüsle imtihanı

Covid-19 pandemisi, dünya ekonomisinde krizi derinleştirdi ve alınmak durumunda kalınan önlemler nedeniyle etkisi 1929 Bunalımı ile karşılaştırılabilecek bir çöküş başladı. Öncelikle altını çizmekte fayda var, dünya kapitalizminin şu anda yaşadığı krizin sıfır noktası bu pandemi değildir. Ancak, dünya ticaretini durma noktasına getirmesi ve üretimden son tüketime tedarik zincirlerini bozması nedeniyle, zamana yayılmış kriz dinamiklerini ve…

Devamı...

Pandemi, Türkiye Ekonomisi ve IMF Tartışmaları

Aralık ortalarında Çin’de ilk vakanın görüldüğü Covid-19’un merkez üssü Mart ayı itibariyle önce Avrupa, ardından da ABD’ye kaydı ve virüs küresel düzeyde bir salgın (pandemi) olarak nitelendi. Yazının kaleme alındığı tarihlerde tüm dünyada toplam vaka sayısı 3,2 milyonu, toplam can kaybı ise 230 bini aşmış ve pandeminin ekonomik etkisinin, 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana en…

Devamı...

Covid-19 salgını ve Türkiye Ekonomisi: Sermaye sınıfının ufkunda ‘düzeltilmiş’ kapitalizm var mı?*

Türkiye kapitalizmi tarihinin en ağır krizinden, ufukta belirgin bir çıkış reçetesi olmaksızın geçerken Covid-19 salgınının en fazla tahribat yaratacağı ülkelerden biri olmaya da aday. Sermaye iktidarlarının ideolojik tercihleri, kapitalizmin, piyasa düzeninin irrasyonellikleri dünyanın her yerinde salgının neden olduğu insani yıkımı artırıyor. Ancak Türkiye kapitalizmi özelinde ideolojik tercihler ve sermaye düzenine içkin irrasyonelliklerin ötesinde yaklaşık iki…

Devamı...

Reklam arasını bitirmek: İktidar, sınıf ve psikopolitika

Siyaset her şeyden önce bir düşünce eylemi. Evet, sadece düşünmekten ibaret değil, hatta sadece düşünmekten ibaret olduğunu söylemek yanıltıcı olur ama siyaset öncelikle düşünmeyi içeriyor. Yani muhakemeyi, tartıp biçmeyi, irdelemeyi, bazı sonuçlara varmayı, anlamayı, anlamlandırmayı ve seçmeyi. Tabii ki bu süreç oldukça dinamik. Yani sürekli devinen, sürekli değişen bir yanı da var siyasetin. Ama kemikleşmiş,…

Devamı...

II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Anti-Komünizm

Anti-komünizm Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından itibaren iktidarın sınıf karakterinin doğal bir sonucu olsa da, iki nedenle 1940’lara kadar günlük siyasi söylemin ve propagandanın sürekli bir unsuru olmaktan nispeten uzaktı. Birinci neden, Sovyetler Birliği ile Millî Mücadele sırasında kurulan olumlu ilişkilerin 1930’lara kadar sürdürülmüş olmasıdır. İkincisi ise, anti-komünizmin iktidarın tek elde toplandığı, halkın siyasete katılım kanallarının kapalı…

Devamı...

Türkiye Siyasi Tarihinde Antikomünizm

Türkiye’de antikomünizmin ve aslında aynı anlama gelmek üzere antisovyetizmin hayli köklü, neredeyse Cumhuriyetle yaşıt bir geçmişi olduğu söylenebilir. Hatta öyle ki, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Anadolu’daki kurtuluş mücadelesine katılmak üzere Bakü’den yola çıkmalarının ardından 28-29 Ocak 1921’de Trabzon’da katledildiklerini hatırlayacak olursak, burjuva iktidarın sınıf kininin Cumhuriyetin kuruluşundan da geriye götürülebileceğini öngörmek gerekecektir. Bu tarihte Şefik…

Devamı...

Deprem bizim gerçeğimiz, ama…

Zaman zaman gündeme gelip sonra unutulan bir konu deprem, özellikle de İstanbul depremi. Ama  tam da unutulduğu zaman hatırlatıyor kendisini. Bize düşen coğrafyamızın kaçınılmaz olan gerçeği ile yüzleşmek ve doğru bilgi ve donanıma sahip olmak. Aslında deprem yerine ‘olağan dışı durumlar’ demek daha doğru olacaktı, çünkü normal yaşantıyı değiştirecek ve bir bölgede canlıların önemli bir…

Devamı...

Komünist siyaset ve cepheler

2005’ten bu yana Yurtsever Cephe’nin ve Sol Cephe’nin çok sayıda yerel toplantısına katıldık, hemen her toplantıda daha önce pek tanımadığımız orta yaşta bir erkek katılımcı söz alır ve cephenin ne olup ne olmadığına ilişkin kısa bir tarihçeyi bir tebliğ olarak sunardı. Bu zorunlu kısmın, eksik ve yanlışları bir yana bir kez bile toplantının önünü açtığına…

Devamı...

Hitler’in iktidara gelişinin yıldönümü üzerine: “Bana dört yıl verin; Almanya’yı tanıyamayacaksınız.”

30 Ocak 1933 tarihinde Hitler’in iktidara gelmesi ile insanlığa karşı birbirinden korkunç suçların işleneceği yeni bir dönem açıldı. On iki yıl içinde Naziler, kanlı bir diktatörlük inşaa etti, 70 milyon insanın ölümüne sebep olan bir dünya savaşı çıkardı ve endüstriyel boyutta bir soykırım planlayıp, hayata geçirdi. Hemen ertesi günü, 1 Şubat 1933 tarihinde yayınlanan hükümet…

Devamı...