“Türkiye işçi sınıfına selam”.. Bu dizeyi yinelemek gerekli ve yararlı. Ancak bu “selam”ı verdikten sonra, eski yanılgıları yinelemek, eski yanılgıların yinelenmesi şöyle dursun, işçi sınıfına bu kez çok daha geri bir konumdan hareketle yaklaşmak, büyük suçtur. Bu suçtan kaçınılmalıdır. Gelenek 22.04.1987 Türkiye işçi sınıfı kimi zaman keşfedildi, kimi zaman anımsandı, kimi zamanda selamlandı. En...
Sendikal hareketin krizinden söz edeceğiz: Bu krizi açıklarken, kapitalizmin kâr oranlarının düşme eğiliminden, sermaye sınıfının bu eğilime ürettiği yanıtlardan; işçi sınıfını her daim daha fazla sömürmek zorunda olmasından, bunu gerçekleştirmek için sadece emek sürecindeki ve iş organizasyonundaki değişikliklerle yetinemeyeceğinden; sınıfı, ideolojik, kültürel ve siyasal olarak sürekli daha fazla kuşatmaya çalışmakta olduğundan; bu arada zoru ve...
Bir yazımda ideolojik mücadelenin konusunu “emekçi sınıfların toplumsal gelişmeler karşısındaki akıl yürütme süreçleri üzerinde burjuvazinin kurduğu tahakkümü mümkün olduğunca zayıflatmak” biçiminde tarif etmiştim . Bu zayıflatma süreci elbette sosyalist ideolojinin yalnızca “bozucu” bir rol üstlenmesi ile mümkün değil. Burjuva egemenliğinin emekçi sınıfların düşünce-konumlanış-etkinlik bağlantılarındaki kontrolünü yitirmesi için, bu egemenliğin ideolojik yapısında bir çözülme veya parçalanmışlık...
Solun artık -bir tür yeniden tasnife olanak verecek düzeyde- farklı dinamikler üzerinde yükselen kanallar oluşturmaya başladığını bir süredir dillendirmekteyiz. Liberal ulusal ve sosyalist sol olarak şekillenmesi, olası bu sürecin kuşkusuz ağırlık noktasını “ideolojik karşı karşıya gelişler” oluşturmakta. “Burjuva demokrasisi” ekseninde bir liberalizm “düzenin dengesizliklerinin aşılması” ekseninde bir ulusalcılık ve “sınıfsal konumlanış” ekseninde bir sosyalist duruşun...
“Tek tek bireyler ancak başka bir sınıfa karşı ortak bir savaşım yürütmek zorunda oldukça bir sınıf meydana getirirler; bunun dışında rekabet içinde birbirlerine düşmandırlar.” Marx-Engels 99’un ilk aylarında Türkiye’de “kriz” emekçi sınıfları vururken, sınıf mücadelesinin krize bağlı tümel bir yükselişe geçtiğine ya da geçeceğine ilişkin bir belirti ne yazık ki hâlâ yok. Bunca olanağa...
İşçi sınıfı ve sendikalara ilişkin faaliyet ve gündem başlıklarının hangilerinin uluslararası boyutları olduğu, hangilerinin yerel dinamiklerce belirlendiği, hangilerinin ara bir noktada durduğu tartışmaları süregelen bir tartışmadır. Uluslararası sendikal hareketin verili durumuna ilişkin kimi saptamalarda bulunmak için bu tartışmanın ufuk açıcı potansiyeli inkar edilemez. Ancak, konjonktürel ağırlık kaymalarının eksene yerleştirildiği bir bakış açısıyla yola çıkmanın daha...
Geçen yıl, SES Genel Merkez Eğitim Komisyonunda “Nereden Başlamalı?, Nasıl Yapmalı?” isimli bir broşür çıkardık . Daha sonra broşürde geliştirdiğimiz yaklaşım doğrultusunda Ekim 1997’de Yalova’da bir eğitim toplantısı gerçekleştirdik. O toplantıda Türkiye solu için kısmen yeni sayılabilecek “aktif eğitim modelleri” üzerinde durmuştuk. 1998 yılı içinde de SES Genel Merkezi Eğitim Komisyonunda bu yönde çalışmalar sürüyor....
Giriş Son yıllarda ülkemizde ve dünyada yeniden “sol” rüzgarların esmeye başladığı, sosyal demokrasinin bir kitle hareketi ve siyasal bir kanal olarak yeniden güç kazandığı söylenip duruyor. Emekçilerin Avrupa’da ve Türkiye’deki huzursuzluğundan korkuya kapılan, kapitalizmin ekonomik ve siyasi krizinden kaygı duyan tüm burjuva kesimler sosyal demokrasiyi pazarlamada birbirleriyle yarışa giriyor. İngiltere’de yıllar sonra İşçi Partisi iktidara...
Kapitalist dünya ekonomisinde 1980’lerden itibaren önem kazanmaya başlayan ve giderek yaygınlaşan üretim örgütlenmelerinden biri de KOBİ’ler. Yani Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler. Kapitalistler için, ülke ve dünya ekonomisindeki krizlere daha kolay uyum sağlaması, sendikal örgütlenmenin daha kolay engellenebilmesi, esnek üretim uygulamalarının rahatlıkla hayata geçirilebilmesi gibi avantajlara sahip olan küçük işletmeler, bu nitelikleriyle ülkemizde de gelişme...
Zonguldak Taşkömürü Havzası, 1848’li yıllardan bu yana ülke madenciliğinin kalbini oluşturmuştur. Taşkömürünün stratejik öneme sahip olması, ülke sanayisinin lokomotif sektörleri arasında yer alan demir-çelik ile enerjinin temel girdisi olmasından kaynaklanıyor. Demir-çelik sektöründe çalışan 1 kişi bu sektörle etkileşim içindeki diğer sektörlerde 20 kişinin istihdamını sağlamaktadır. 1 ton çelik üretimi için 0.5 ton kok kullanılmaktadır ve...




