Merhaba, Yeni bir sayıyla yine birlikteyiz. Bu defa dosya konusu olarak kemalizmi ele alıyoruz. Sivil toplum tartışmalarıyla ilgili dizimiz sürüyor. Ve elbette 11 Eylül ve sonrası değerlendirmelerimiz de. 11 Eylül ile ilgili Kemal Okuyan’ın “Savaş, sol ve anti-emperyalizm” başlıklı yazısında ABD’deki saldırılardan sonra dünya ve Türkiye’de solun aldığı ve alması gereken tavır konusuna açıklık getiriyor....
Merhaba, Yeni bir sayıyla yine birlikteyiz. Bu defa dosya konusu olarak kemalizmi ele alıyoruz. Sivil toplum tartışmalarıyla ilgili dizimiz sürüyor. Ve elbette 11 Eylül ve sonrası değerlendirmelerimiz de. 11 Eylül ile ilgili Kemal Okuyan’ın “Savaş, sol ve anti-emperyalizm” başlıklı yazısında ABD’deki saldırılardan sonra dünya ve Türkiye’de solun aldığı ve alması gereken tavır konusuna açıklık getiriyor....
Merhaba, Yeni bir sayıyla yine birlikteyiz. Bu defa dosya konusu olarak kemalizmi ele alıyoruz. Sivil toplum tartışmalarıyla ilgili dizimiz sürüyor. Ve elbette 11 Eylül ve sonrası değerlendirmelerimiz de. 11 Eylül ile ilgili Kemal Okuyan’ın “Savaş, sol ve anti-emperyalizm” başlıklı yazısında ABD’deki saldırılardan sonra dünya ve Türkiye’de solun aldığı ve alması gereken tavır konusuna açıklık getiriyor....
Aydemir GÜLERYoldaşlar,Sevgili dostlar,Değerli konuklar, Sosyalist İktidar Partisi’nin Olağanüstü Kongresi’ne hoş geldiniz. Sosyalist İktidar Partisi bu toplantısıyla dostlarımızın, diğer ülkelerden kardeşlerimizin, Türk ve Kürt emekçilerinin, ülkemiz ilerici güçlerinin, işçi sınıfımızın önüne başı dik çıkıyor.Başını dik tutmak, komünistlerin doğal meziyetidir. Sosyalist İktidar Partisi bu doğal meziyetin ötesinde, yakın geçmişinde yaptıklarından haklı bir övünç duyarak karşınıza çıkıyor. Yaptıklarımızı...
Bir kez daha kriz kavramı üzerinde duran bir çalışma… Ancak son zamanlarda Gelenek’te yer verdiğimiz çalışmalar, çoğunlukla Türkiye’nin güncel süreçlerini odak aldı. Bu kez ufkumuzu önce bir ölçüde genişletip, 1990’ların sınıf mücadelelerinden bağımsızlaşacak ve ülkemizde tarihsel/yapısal anlamda işlerlikte olan kriz mekanizmalarına bakmayı deneyeceğim. Sonra bugüne geri dönmek ve solun görevlerini kısaca tartışmak üzere… Kriz tasviri...
Bu yazı yazılırken Abdullah Öcalan’ın ya da “asrın davası” Yargıtay aşamasına gelmişti. Hala masanın üzerine yeni şeyler çıkma olasılığı var. Ancak davanın sonucuyla değil ama Kürt hareketinin yaşadığı süreçle ilgilenen bu çalışma açısından pek bir yenilik beklemeye gerek olmayacak. Kürt çevrelerinin Öcalan’ ın izinden giderek “bir 21.yüzyıl manifestosu” ilan ettikleri ilk savunma metni yeterince açık...
1980 öncesini, 12 Eylül’ün önce militarist, sonra liberal karanlığını, ‘90’ların gericiliğini yaşayan devrimci kuşaklar, biri diğerinden çok farklı ruh hallerine kapıldılar, yola devam diyebilmek için farklı gerekçelere sahip oldular. Kimi dönem ülkenin kaderini değiştirmenin eşiğinde olduğumuza inanarak, sonraları yalnızca insan olmanın namusu adına, bazen marksizmin açıklama gücüne ikna olarak, başka kerelerde ise siyasal öfkeye dayanarak…...
Türkiye siyaseti kemalizmin altından kalkamıyor. Kemalizmle başa da çıkılamıyor. Sol içerisinde ideolojik etkisi asla küçümsenmemesi gereken sol-liberalizm hâlâ kemalizmle hesaplaşmaya uğraşıyor. Solun bütünü hâlâ kemalizmden kopamamakla eleştiriliyor. Devrimci demokrasinin bir kesimi, sanki kemalizmin peşinde koşturan kendi öz ataları değilmişcesine solun diğer kesimlerine herhangi bir konuda fatura çıkartmak gerektiğinde kemalizmin izlerini arıyor. Bu arada, sola anti-kemalizm...
Türkiye siyaseti kemalizmin altından kalkamıyor. Kemalizmle başa da çıkılamıyor. Sol içerisinde ideolojik etkisi asla küçümsenmemesi gereken sol-liberalizm hâlâ kemalizmle hesaplaşmaya uğraşıyor. Solun bütünü hâlâ kemalizmden kopamamakla eleştiriliyor. Devrimci demokrasinin bir kesimi, sanki kemalizmin peşinde koşturan kendi öz ataları değilmişcesine solun diğer kesimlerine herhangi bir konuda fatura çıkartmak gerektiğinde kemalizmin izlerini arıyor. Bu arada, sola anti-kemalizm...
1993 yılının ikinci yarısıydı. Yoldaşlarla Türkiye kapitalizminin nasıl bir döneme girmekte olduğuna ilişkin tartışıyorduk. Bu tartışma ilk haliyle, bir mücadele stratejisi belirleme çabasından kaynaklanıyordu. Sistemin hangi unsurlarında devrimci hareketin yararlanabileceği zayıflamalar ortaya çıkacak, bu zayıflamalar giderek çatlak ve gedikler haline gelecekler mi, zayıf noktalara dönük müdahalelerimiz işçi sınıfını merkeze koyarak nasıl mümkün olacak vb… Bu...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×