Gelenek 100. sayısını çıkartmanın gururunu yaşıyor. Yuvarlak rakamlara olan düşkünlüğümüz olarak algılanmasın bu… 100. sayı teorik bir dergi için Türkiye’de uzun sayılabilecek bir ömrü gösterdiği için önemlidir. Elbette kimse bir derginin başarısının ömrüyle doğru orantılı olduğunu söyleyemez. Gelenek’in yüz sayı çıkmış olması da onun başarılı olduğunun bir ispatı sayılamaz. Ayrıca teorik bir dergi için başarının...
Karl KautskyYazılama Yayınevi– 2008 – 105 SayfaÇeviren: Mehmet Karaoğlu Ekim Devrimi’nin açtığı parantezin kapitalist dünya sistemi açısından nasıl büyük bir kopuş olduğu bugünden bakıldığında daha iyi anlaşılıyor. İşçi sınıfının iktidarı kapitalist üretim biçiminin alternatifsiz ve “doğal” olduğu kanısının nihai olarak yerle bir olması anlamına geliyordu. 1917, yalnız kapitalist sistem ve egemen sınıflar açısından değil, en...
Geçen yüzyılın başında Marksistler “20. yüzyılın sosyalizmi” diye bir kavramla düşünüyorlar mıydı? Dönemin Marksistlerinin emperyalizmden, kapitalizmin yeni ve en son aşamasından bahsettikleri malum. Ancak emperyalizm teorisinden hareketle içinde bulundukları yüzyılın özellikleriyle anılan bir sosyalizm tarifi yaptıklarını sanmıyorum. O halde neden 21. yüzyıl için durum farklı olsun? Üstelik içinde bulunduğumuz yüzyılın kapitalizm açısından yeni bir döneme...
Edward Hallett Carr 3 cilt, 1320 sayfa – Metis Yayınevi Carr’ın Bolşevik Devrimi toplam on dört ciltlik Sovyet Rusya Tarihi külliyatının ilk üç cildini oluşturuyor. Maalesef diğer on bir cildin Türkçe çevirisi bulunmuyor, ama İngilizce kaynaklara ulaşma ve onları okuma şansı olanlar için burada diğer ciltlerin isimlerini de zikredelim: The Interregnum, 1923-1924 [Fetret Devri], Socialism...
Edward Hallett Carr Birikim Yayınları – 219 sayfa – 2007 Tarih, uzun vadede, ilerliyor. Sıçramalarla, kopuşlarla… Adlarına devrim diyoruz ama bu kopuşlara, devrimlere pek seyrek şahit oluyoruz. Tarihin işleyiş mekanizmasını anlayabilmek, aydınlık yarınlarımızı kuracak bilimimizi mükemmelleştirebilmek için bu kopuşları doğru kavramaya ihtiyacımız var. Kopuşlardan geride sürekliliği sağlayan öğelerin üzerinden atlamadan, süreklilik ve kopuş arasındaki ilişkiyi...
Gelenek 20. yılını dolduran bir dergi. Başından beri bu derginin düzenli yazarlarından birisi oldunuz. Sondan başlayalım, derginin şu andaki durumundan memnun musunuz? Zor bir soru. Kendimi bir okur yerine koyduğumda, hayır. Teorik derinlik arayan, yaratıcı düşüncenin peşinde koşan, siyasal kimliğini şekillendirmek ve korumak için en temel kaynaklardan birisi olarak okumayı gören birisinin bugün Gelenek’ten hoşnut...
Gelenek’in yirminci yılına ilişkin bir değerlendirmenin “seremoni” dışında gerekçeleri olabilir mi? Türkiye sosyalist hareketinde özellikle yaşadığımız son 20-25 yıl içinde teorik ağırlığa sahip bir derginin (veya kitap dizisinin) ömrünü düzenli biçimde 20 yıl sürdürmesi başlı başına kayda değer bir durum sayılmalıdır. Bunu, Gelenek’in daha sonra parti formunda örgütlenmesinden bağımsız, salt “teori ağırlıklı dergi” referansıyla söylüyorum....
Gelenek’in Kasım 1988’de çıkan 22. sayısından… 1986’dan 1988 sonbaharına yayınlar düzeyinde Türk solunda oldukça çok şey değişti. Bu değişiklik en yalın haliyle yayın hayatına giren dergi adedinde gözlenebiliyor. Siyasi bir kimlik taşımayan ve edebiyat-sanat alanında yoğunlaşanlar bir yana konulsa bile, sol siyasi panoramanın çok çeşitlendiği söylenebilir. Çeşitlilik içinde yaygın ve ortak bir “kimlik koyuş tarzı”...
Giriş Marksistler açısından devlet sorunsalı, devletin hangi gelişme ve nedenlerin sonucu olarak ortaya çıktığı, modern toplumda hangi ihtiyaç ve işlevleri karşıladığı, hangi koşul ve ilerlemelerle sönebileceği ve siyasal devrim ve toplumsal kurtuluş hedefleri bağlamında devlete nasıl yaklaşılacağı sorularında odaklaşmaktadır. Devlet hem son derece somut, elle tutulur maddi bir olgu, hem de son derece soyut ve...
Gelenek‘in bu sayısında başladığımız “çerçeve metin” ve “değerlendirmeler” modelinin ilk örneklerinden biri de bu yazı. Başlarken, ilk örneğin içerebileceği oturmamışlıklar, olası acemilikler için okuyucudan özür dilemeliyim. Metin Çulhaoğlu’nun çizdiği çerçevedeki dört bölüm makul ve bütünlüklü bir kurgu izliyor. Çalışma eşitsiz gelişme yasasıyla ilgili bir genel tanımla başlıyor, eşitsiz gelişme yasasını kriz dinamikleri ve zayıf halka...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×