II. Dünya Savaşı burjuva tarihçilerine göre kimi rastlantıların talihsiz bir biçimde biraraya gelmesinin ürünü oldu. 20. yüzyılın en berbat kesitinin sorumluluğu kapitalizmin üzerinden alınarak çokça Hitler’e, biraz komünistlerin dik kafalılığına, biraz da kadere bağlandı. Silah tekelleri ABD ve İngiliz emperyalizmlerinin savaşçı gelişimi, uluslararası gericiliğin anti-Sovyet hezeyanları sürekli olarak sumen altı edildi. Oysa, yalnızca bugünden bakanlar...
Türkiye Burjuvazisi iki yönlü bir hareketlilik içinde. Bir yandan iktidarda olmanın sorunlarını çözüyor, diğer yandan kendine daha uzun süre yarayabilecek bir “vizyon” hazırlıyor. Bu dayanıklı vizyon, burjuvazinin varoluşunu meşrulaştırmak ve düzenin devamını tesis için zorunlu. 12 Eylül dönemi, Türkiye Burjuvazisi tarafından çok daha uzun süreli ve çok daha kalıcı bir çözüm olarak tasarlanmıştı. Bunun böyle...
Türkiye’de burjuva siyasetinden memnun kimse bulunmuyor. Siyasette bir nitelik kaybının bulunduğu, siyasetçilerin ve meclis başta olmak üzere siyasal kurumların ciddi bir saygınlık kaybına uğramış olması birinci ve daha genel bir eleştiri noktası. İkinci bir eleştiri konusunu ise, koalisyon hükümetinin özellikle ekonomideki politikasızlığı, daha doğru bir ifadeyle programsızlığı oluşturuyor. Sözkonusu iki temel eleştirinin sahipleri arasında bizzat...
Ocak ayında Türkiye’de halk şaşkın bir pazar yaşadı. “Faili meçhul” kurşunlar Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy’dan sonra bu kez de Uğur Mumcu’yu seçmişti. Hedefin, pek çok kişi tarafından tanınan bir isim olması, doğal olarak etkisini arttırıyordu. Yıllardır pek çok şeye alışkın insanlar, bu eksikliğe de pekala alışabilirdi. Ama cinayeti izleyen günlerde gelişmeler farklı seyretti....
“Reel sosyalizm”in çözülüşünün “keyfini çıkarma” dönemi olacağı umulan Yeni Dünya Düzeni ilginç bir şekilde, kimseyi rahata erdiremedi. Ortaya çıkan durum, düzenden çok, düzensizlik ve belirsizlik sözcükleriyle anlatılabilir. Bu pek de öyle sürpriz bir sonuç değil. Yeni Dünya Düzeni, kapitalizmin yaşadığı başlangıcı 1970’lere uzatılabilecek en uzun kriz dalgasının içine doğdu. Ve kazanılan siyasal zafer kapitalizmin üzerine...
1 Kasım seçimleri tek bir partiyi sevindirdi: RP. Refah Partisi’nin sürekli bir yükseliş gösteren oy grafiği uzunca bir süredir “korkuyla” izleniyor, ancak her seçim sonrasında kimi “açıklama”lar bulunarak, dost ve düşman Türkiye’nin bir Cezayir olamayacağına inandırılmaya çalışılıyordu. Son seçimler de kuşkusuz bir şekilde açıklanacak. Ancak RP’nin başarılarının küçümsenmesi artık kolay değil. Diğer yandan, RP’nin “patlama”sının...
Faşizm tartışmaları son 20-25 yıldır Türkiye’nin gündeminden düşmedi. Türkiye, daha farklı boyutlarıyla, faşizmin yeniden tartışılmasına malzeme vermeye devam ediyor. Bir yandan seçimle iktidara gelmiş bir koalisyonun doğrudan ve dozu gittikçe artan bir şiddet uyguluyor olması, diğer yandan faşist hareketin kimi kesimlerinin yaşadıkları kimlik arayışı, faşizm kavramını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Bu yazıda faşizm kavramı ve...
Son dönemde, tantanalı bir ideolojik kampanya başlatıldı. “Vahşi kapitalizm”in topçu atışlarının ardından, 2. Cumhuriyet tartışmaları sürüldü piyasaya. “Vahşi kapitalizm”in en hararetli savunucuları, “yükselen değerlerin gazetesi” Sabah ve “tabu”lara düşman Aktüel dergisi. Memurların yarısının atılması, KiT’lerin bedavaya verilmesi, temizlik hizmetlerinin özelleştirilmesi gerektiği, belediye işçilerinin ücretlerinin gayet yeterli olduğu, Kürdistan’ın Türkiye’yi sömürdüğü, Türkiye’de kapitalist devrime ihtiyaç olduğu...
Gelenek Kitap Dizisinin 28. sayısındaki “Türkiye Kapitalizminin Sorunları: Dün – Yarın” başlıklı yazımda, kaynak ve pazar sorunlarını Türkiye ekonomisinin bunalım dinamiklerini açıklamada iki ana eksen olarak almıştım. Yazı, “daha önce (1960’lı ve 70’li yıllarda) tek sorunu kaynak bulmak olan Türkiye kapitalizminin geleceğinde, bu sorunun yanı sıra pazar ve birikim sorunları da olacaktır” saptaması ile bitiyordu....
İki bölümden oluşacak olan yazının temel konusunu, özellikle 1960 sonrasında bir çıkış yapan işçi hareketinin burjuvazinin program, politika ve örgütlenme biçimleri üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri oluşturuyor. Kimi ön açıklama ve değinmelerle başlamak yararlı olacaktır. Bu yazının, ne Türkiye’nin yaklaşık olarak son 40 yıllık siyasal tarihi üzerine yapılmış incelemelerden daha kapsamlısını gerçekleştirme, ne de bu...