Attila İlhan, kendi iddia ve varsayımları bir yana, Türkiye’nin özgün kemalistlerinden biridir. Özgünlüğü kapsamında değerlendirilmeli; kendisini “sosyalist” olarak görür. İçerden sayıp girilmesi kaçınılmaz bir etik tartışmanın önünü hemen almak istediğim için belirtmeliyim: Bizden değildir. Yalnızca etik nedenlerle -ki bunlar hayli önemlidir- değil aşağıda değerlendirilecek ideolojik tercihleri nedeniyle bizden değildir. Özgün olan ve olmayan İlhan’ın özgünlüğünden...
“Sanıyorum sonuna geldi” . Yıllar önce kemalizmle ilgili bu söyleniyordu. Ve sanıldığından daha fazla sayıda solcu tarafından. Türkiye solu, karşısında görmekten kurtulamadığı kemalizmi aştığını sanıyordu. Kendi gücüyle değil tabii. Kemalist söylemlerle gelen 12 Eylül gericiliğinin ve darbenin hemen ardından başlayan Kürt direnişinin kemalizmi ila nihaye bitirdiği iddia ediliyordu. Yeni sol çevrelerde pazarlanan tez şuydu: Kemalizm...
2001 yazında peşpeşe ayrıldığımız iki “eski tüfek”, KP kurucusu Ahmet Özok ve SİP onur üyesi Zehra Kosova için… Doğum günümüz kutlu olsun diyerek başlayalım söze. Türkiye’de komünizmin ilk örgütlenme adımı olmamakla birlikte 10 Eylül 1920 İstanbul, Ankara, Anadolu ve Rusya’ya dağılmış komünist grupların birlikte Parti formuna ulaştıkları gündür. 1920, bir iki öncesi ya da hemen...
10 Eylül 1920 Türkiye Komünist Partisinin kuruluş tarihi. Bugün Türkiyede bu ismi taşıyan 1920 de kurulan TKPnin organik devamı olan bir parti yok. Neden yok? Bu sorunun bir açıklaması olmalı. İsterseniz buradan başlayalım. Evet, bu çok haklı bir soru. Ortada duruyor. Hakkıyla yanıtlanmayı bekliyor. Birçok kişi TKP’nin bir oto-likidasyonla yaşamına son vermesini Sovyetler Birliği’nin çözülüşüyle...
“Muhterem Müslümanlar… Yüce Rabb’imiz kainata mükemmel bir denge koymuştur. Gerçekten insanlığın hem içinde hayatını sürdürdüğü fiz(maddi) dünyada, hem de birey olarak sahip olduğu ruh dünyasında, muazzam bir denge bulunmaktadır. (…) bugün insanlığın yaşadığı problemler başka gezegenlerden taşınmış değildir. Bütün problemler, dünyada yaşayan akıllı canlıların, yani biz insanların eseridir. Kur’an-ı Kerim, Rum Suresinin 41. ayetinde ‘İnsanların...
“Şunu söylemek gerekir ki, sözünü ettiğimiz asilzade, boş zamanlarında (yani yılın büyük bölümünde) şövalye romansları okumaya o kadar merak saldı ki, avlanmayı ve çiftliğini yönetmeyi neredeyse tamamen unuttu. Merakı ve bu konudaki aşırılığı öyle bir noktaya vardı ki, dönümlerce arazi satıp, okumak üzere şövalyelikle ilgili kitaplar aldı; bu konuda ne kadar kitap varsa evine yığdı....
Sosyalizm mücadelesinin neresindeyiz?.. Yolun neresindeyiz? Ya da… Solda durum saptaması… Çok sık olmamak kaydıyla bu tür sorulara yanıt aramak, bu sorulardan hareketle toparlayıcı değerlendirmeler yapmak gerekiyor. Çünkü sosyalizm mücadelesi, sabit ağırlıklarla ve bozulmaması gereken bir denge halinde yürümüyor. Önceliklerle ihtiyaçların nesnel ve öznel faktörlerin etkisiyle sürekli yer değiştirdiği bir tarihe sahibiz. Bu tarihin bir iç...
Sosyalist devrimci mücadelede stratejik hesaplar temel olarak hangi tarihsel kesit üzerine kurulur? Bu soru son derece önemlidir ve “devrim-karşı devrim” sıkışmasını ortaya çıkaran konjonktürlere özel ve belirleyici bir yer vermeyen hiçbir strateji devrimci olamaz. Komünistlerin “devrimci kriz”ler dışındaki siyasal açılım ve hazırlıklarının tali veya ikincil duruma düşmesini hiç de gerektirmeyen bu yaklaşım, sözü edilen “evrimci...
Nazım Hikmet’in vatandaşlığının kendisine iade edilmesi için 500 bin imza topladık. Okur kampanyanın seyrini biliyor olmalı. “(Komünist) Nazım’a Vatandaşlık” kampanyası, iki boyutlu olarak sürdürüldü desek yerinde olur. Birinci boyutu, Nazım’ı ve mücadelesini mümkün olduğunca geniş kitleler nezdinde canlandırmak ve meşrulaştırmaktır. 500 bin imza her şey bir yana bu hedefe denk düşüyor. Bu 500 bin imzanın...
Kürt hareketini ve ulusal sorunu tartışıyoruz. Önümüzü görür hale gelene kadar tartışmalıyız. Ama neyi görmeye çalıştığımızı baştan bilerek… Kullanılan dili yeniden organize etmek yazarın elinden gelmiyor. En fazla birkaç kavram eklemek, anlamlarla oynamak mümkün. Ötesi olabilseydi, sosyalistlerin dilinden Kürtler’e dair “ulusal sorun” lafını çıkartırdım: Sosyalistlerin Kürt başlığında bir “sorun” değil, “dinamik” görmeleri, görmeye çalışmaları gerek....




