Geçen ayın notları, devreden soruları Tekel derslerine devam   Yaklaşık iki aydır devam etmekte olan Tekel direnişi, bu metni kaleme aldığımız günlerde yeni bir evreye girmiş bulunuyordu. Direnişin iç momentleri ayrı bir değerlendirmeyi hak ediyor. Ancak bu noktadan önce, uzun yıllardır eşine rastlamadığımız türdeki bu işçi hareketinin ülke siyaseti açısından doğurduğu bazı sonuçlar üzerinde durmak...
Merhaba… Yaz sıcaklarının bunaltıcı atmosferinde Türkiye, burjuva siyasetinin yeniden şekillenmesine sahne oluyor. Aynı bunaltıcı sıcaklarda, komünist hareket “emekçilere, aydınlara, yurtseverlere” bir çağrı yapıyor: Ülkenin komünist partisine katıl! Bütün bu “sıcak” gelişmeler, bizi yeni bir sayı çıkarmaktan alıkoymuyor. Aksine, daha bir şevkle; çağrımızı güçlendirmek için daha büyük bir motivasyonla bezenmiş görev bilinciyle çıkıyor Gelenek. Okurlarımızın benzer...
İki Temmuz Bindokuzyüzdoksanüç… Gericiliği de onun önünü açanları da ona yataklık eden bu kalleş düzeni de unutmayacağız… Ne de yitirdiğimiz dostlarımızı kardeşlerimizi… Bu sayımızın ağırlıklı konusu dinci gericilik. Birbirini tamamlayan yeni çalışmalar için zemin oluşturduğuna inandığımız yazıların ilgi uyandıracağını düşünüyoruz. Siyasal gündeme dair yazı Fazilet Partisi’nin kapatılmasıyla birlikte ortaya çıkan “yeni gerici” aktörü karşı devrim-devrim...
Bir kez daha kriz kavramı üzerinde duran bir çalışma… Ancak son zamanlarda Gelenek’te yer verdiğimiz çalışmalar, çoğunlukla Türkiye’nin güncel süreçlerini odak aldı. Bu kez ufkumuzu önce bir ölçüde genişletip, 1990’ların sınıf mücadelelerinden bağımsızlaşacak ve ülkemizde tarihsel/yapısal anlamda işlerlikte olan kriz mekanizmalarına bakmayı deneyeceğim. Sonra bugüne geri dönmek ve solun görevlerini kısaca tartışmak üzere… Kriz tasviri...
Yazının başlığı 18 Nisan seçimlerinin Türkiye işçi sınıfına ve sosyalistlere “dışsal” olduğuna ilişkin bir iddiayı çağrıştırabilir. Doğrusu, kapitalist toplumlarda sosyalist hareketin önsel olarak seçimlere belli bir mesafe koymasında her durumda bir yarar olacağı için, böyle bir çağrışımdan çok fazla şikayetçi olamam. Ama yine de başlıkta kastedilenin bu olmadığını söyleyebilirim. En azından, bu seçimlerde sosyalistler var…...
1980 öncesini, 12 Eylül’ün önce militarist, sonra liberal karanlığını, ‘90’ların gericiliğini yaşayan devrimci kuşaklar, biri diğerinden çok farklı ruh hallerine kapıldılar, yola devam diyebilmek için farklı gerekçelere sahip oldular. Kimi dönem ülkenin kaderini değiştirmenin eşiğinde olduğumuza inanarak, sonraları yalnızca insan olmanın namusu adına, bazen marksizmin açıklama gücüne ikna olarak, başka kerelerde ise siyasal öfkeye dayanarak…...
1986-89 arasında yazdıklarımızı, o yıllarda çeşitli sol çevrelerle yaptığımız tartışmaları yeniden okuduğumda, uluslararası devrimci hareketin nasıl bir kuşatma ile karşı karşıya olduğunu, bu kuşatmadan neden bir türlü çıkılamadığını daha iyi kavradığımı düşünüyorum. Değişen fazla şey yok. Marksizm, o yıllardan beri ontolojik belirlenimli bir iç gündeme mahkum edildi. Marx’ın bilimsel üretiminin güdüleri ile büyük devrimci dönüşümler...
49. sayımız, daha önce sözünü ettiğimiz yayıncılık faaliyetlerimizdeki artışın yarattığı canlılık ve toplatma terörünün çalışa azmimizi arttırıcı etkisiyle çıkıyor. Yeni yayınlarımızdan Okul ve Ülke ile Düşünce ve Eylem’in 3., Sağlıkta Sınıf Tavrı ile Tekstilde Sınıf Tavrının 2. sayıları çıkmış oldu. Sosyalist Türkiye Partisi’nin kapatılmasına neden olan Program ve Anayasa Mahkemesi’nde görülen kapatma davasının belgeleri de...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×