Geçtiğimiz yaz ortasında yaşanan döviz kuru şokuyla başlayan ekonomik krizin tüketim malı fiyatlarına yansımasıyla birlikte, sene başından itibaren yoksul emekçiler katlanılması imkânsız fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalmış durumda. Yalnızca Aralık ayından Ocak ayına kadar işlenmemiş gıda ürünlerinde yüzde 12,3; taze sebze ve meyvede yüzde 29,7 fiyat artışı yaşandı. Seçime iki ay kala panik içerisinde sebze...
21. yüzyıla girilirken Türkiye’de tüm uzanımlarıyla tarım, kendisini politik olarak ifade etme olanaklarına sahip olmadığı için çok önemsenmese de, Birinci Cumhuriyet’in en önemli ve hacimli kalıntılarından biriydi. Devletin tarıma sektörüne yönelik kurumsallaşması, onun her daim tedirgin temkinliliğinin; halka, emekçi sınıflarla yaklaşımının; kentli bir yapı olarak kıra bakışı ve onunla kurduğu ilişkinin tüm izleri ve çelişkilerini...
Gelenek dergisinin 117. sayısı “Türkiye modernleşmesinin İttihatçı-Kemalist bürokratik elit tarafından tepeden yapılan bir zorlama olduğuna” yönelik liberal tezin eleştirisine ayrılmıştı. Bu eleştiri, Neslişah Başaran’ın makalesiyle Türkiye burjuvazisinin maddi kökenlerine yönelik bir tartışmaya da kapı aralamış durumda. Kendi adıma bu açılımın çok önemli olduğunu, Türkiye modernleşmesinin gerek müsebbibinin kim olduğu, gerekse bir “zorlama” olup olmadığı konusundaki tartışmanın...
İşçiler, emekçiler, köylüler, aydınlar tarafından tartışılması, geliştirilmesi ve gerici, işbirlikçi, piyasacı, patron güdümlü anayasa girişimlerine karşı bir seçenek haline getirilmesi için Türkiye Komünist Partisi tarafından hazırlanmıştır. TOPLUMCU BİR ANAYASA İÇİN… SUNUM Türkiye, 12 Eylül faşizmi tarafından dayatılan ve emperyalizme bağımlılık, teslimiyet, eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk, çürüme ve cehalet kaynağı durumundaki sömürü düzenini 25 yıldır korumaktan başka...
Uluslararası işbölümü çerçevesinde az gelişmiş ve orta gelişkinlikte kapitalist ülkelerin tarımsal üretime yönlendirildiği doğrudur. Ancak gelişmiş kapitalist ülkelerin hedefi, hiçbir zaman, tarımsal ürün ihtiyaçlarını tamamen az gelişmiş kapitalist ülkelerden temin etmek olmamıştır. Olamaz da zaten. Az gelişmiş ve orta gelişkinlikteki kapitalist ülkelerin önüne tarıma dayalı kalkınma modellerinin konması, sanayileşmeden alıkonmaları ile birlikte düşünülmelidir. Diğer yandan,...
Tarımsal yapıların kapitalistleşmesi çok genel olarak iki başlık altında incelenebilir. Kapitalizm koşullarında, tarımda kapitalist üretim tarzının kendisinden önceki üretim tarzlarını dönüştürmesi veya tasfiye etmesi ilk akla gelen başlıktır herhalde. Ama hep “bir kez ortaya çıkan kapitalizm”den söz ettiğimiz bugünkü şartlarda, kapitalizmin ilk anda nasıl ortaya çıktığı ve dünya üzerinde tarımsal yapıları ilk anda nasıl dönüştürdüğü...
Tarımın kendisi, başlı başına “yüksek teknoloji” nitelemesini hak ediyor. Toplumların avcı-toplayıcı yaşam biçiminden tarıma dayalı üretim tarzına geçişleri en az sanayi devriminin kendisi kadar büyük bir sıçrama olarak görülebilir. İnsanın günü birlik bir yaşama tarzını terk edip zamanını ve içinde yaşadığı toplumu organize etmeye başlaması, toprağı işlemesiyle mümkün olabiliyor. Ürün kültürü, hayvanların evcilleştirilmesi, sulama kanallarının...
Yunanistan tarımının, son soğuk dalgasının yol açtığı felaket nedeniyle yok olma tehdidiyle karşı karşıya bulunduğu bir sırada, hükümetin ve Avrupa Birliği’nin tarım karşıtı politikası, küçük ve orta çiftçilerin yoksullaşmasına ve tasfiyesine yol açmıştır. “2000 Gündemi” çerçevesinde Yunanistan hükümetinin teklifiyle oylanarak kabul edilen yeni yönetmelikler, yaşamlarını idame ettirmekte zorluk çeken küçük ve orta çiftçilerin durumunu daha...
3 Kasım 2002 Genel Seçimleri öncesinde hazırlanan tarım broşürü Kırları bir “oy deposu” olarak gören düzen partileri, seçim dönemlerinde bol keseden atıyor. Destekleme alım fiyatlarının artırılacağını, çiftçinin bütün ürününün satın alınacağını, girdi fiyatlarının düşürüleceğini söylüyorlar. Ya sonra? Sandıklar açıldıktan sonra bütün bu söylediklerini bir yana bırakıyorlar ve IMF ne diyorsa, emperyalist şirketler ne istiyorsa, tekelci...
Marksist literatürde “işçi sorunu” türünden bir başlıkla karşılaşılmaz. Bir alt başlık olarak, sözgelimi “sendikalar sorunu”na veya “işyeri komiteleri sorununa” da sık rastladığımızı söyleyemeyiz. Bu doğaldır. Çünkü marksizm teorik ve pratik düzlemlerde işçi sınıfını merkeze koymuştur. Merkeze konan “sorun” olmaz; sorun yaratır veya sorunlara müdahale eder. Bu anlamda sosyalist devrim mücadelesinde işçi sınıfının iki temel sorunu...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×