Hepimiz biliriz: Marksistler, komünistler, yeninin yanındadırlar. Tarihin insan topluluklarının gelişimini yeni ile eskinin savaşımı olarak görürler, ilerlemenin yönünün her zaman yeni doğandan, gelişenden yana olduğunu saptarlar. Bu noktada da, tarihsel gelişmenin nesnel yasaları, komünistlerin sınıfsal tavır alışlarıyla çakışmakta, böylelikle de işçi sınıfının devrimci dünya görüşünün bilimsellikle üstüste düştüğünü parlak bir biçimde kanıtlamaktadır. Gerçekten de, toplum...
Siyaset “doğru” olarak bellenen bazı saptamalar üzerinde oluşturulur ve sürdürülür. Burada sözünü ettiğim, kısa vadeli hedefleri de içeren daha somut düzeydeki siyasettir. Yoksa, siyasi faaliyet içinde bulunanların ayrıca önsel ideolojik çerçeveleri, nihai hedefleri de vardır. Ne ki bunlar kesintisiz gündelik siyaset için kendi başına yeterli sayılamaz.Gündelik somut siyaset için, verili yapının belirli bir uğrağa özgü...
Devrim treninin lokomotifinin değişmezliği üzerine… Sosyalist demokrasi tartışmaları biraz “sakat” geldi ve “sakat” geçti, gidiyor. Gelişin sakatlığı, bu tartışmaların Türkiye sosyalist hareketinin kendi teorik hattını daha geri mevzilere çekmesinde çok sıradan bir araç olarak ortaya çıkmasından kaynaklandı. Gidiş sakat; onca uğraştan sonra geri mevzinin standart, kendisini iyi ifade eden ve kendi problematiğini sürekli olarak yenileyebilecek...
Marksist harekette, her yenilgi sonrasında, yenilgiye uğrayanların kendi tarihlerinin yazımı bir geleneği oluşturuyor. Türkiye’deki Marksist hareketin, yediği darbe sonrasında sergilediği tavır, Türkiye Marksistlerinin de bundan muaf olmadığını ortaya koyuyor. 1980’lere doğru yol alırken sıcak siyasal pratiğin yazımına izin vermediği ve gölgelediği tarih yazımı, 1980 sonrasında kendini yeniden dayattı. Bir kez daha klasiklere dönüldü. Dönüldü ama,...
Yazının başlığına baktıktan sonra “hâlâ mı Ne Yapmalı?” tepkisi verecekler çıkabilir. Tepki iki türlü olabilir. Bir kere, taşıdığı içerik ile Ne Yapmalı‘nın artık aşıldığını ya da iflas ettiğini düşünenler herhalde vardır. Bazıları da, Rus Sosyal-Demokrat işçi hareketinin başlangıç dönemlerine denk düşen bu çalışmanın, özellikle son 30 yıl içinde yoğun deneyimler yaşayan Türkiye sosyalist hareketi için...
Politikayı savaş olarak düşünmek, politik tavırları savaş taktikleri ile adlandırmak marksistlere çok yabancı değil. En azından değil idi. Bugünkü gibi, barışın sınıflar mücadelesinin dışında “demokrat” bir barışseverlik içinde kavranıldığı ve her türlü uzlaşmacılığın barış adına kutsandığı bir dönemde ise bu benzetmelere tekrar dönmemizin bazıları için sadece bir “yabancılaştırma efekti” rolü oynayacağını bilmemize rağmen “Birlik” tartışmalarına...
Sözkonusu olanlar, sosyalist mücadelenin bireyleri olduğunda ve “herkesin kendi geleneğine yabancılaştığı açıkça görülmekte” olduğunda, bunda sevindirici bir yan bulabilir misiniz? Gelenek okurlarının hayal gücünün geniş olduğunu biliyorum, ama bu soruya olumlu yanıt vereceklerini hiç sanmıyorum. Ne kadar geniş de olsa, hayal güçlerinin buna elvermeyeceğini düşündüğümden değil. Çünkü bu soruya olumlu yanıt vermek için hayal gücü...
Bu çalışmada, leninist politika ve örgütlenme süreçleri ile temel olarak bunların içerildiği leninist örgüt teorisi çıkış noktası alınarak, Türkiye somutunda devrimci sosyalizmin gelişme perspektiflerine ilişkin bazı yakın dönem saptamalarına yer verilecek. Gereksiz yinelemelerden kaçınmak için Gelenek‘te daha önce yeterince ele alınmış kimi noktalara değinmekle yetinilirken, çalışmanın ekseniyle çakışan kimi noktalar açımlanmaya çalışılacak. Bunlara ek olarak...
Siyasi hareketlerin kendi geçmişlerine yönelik olarak yaptıkları her değerlendirme, yayınladıkları her kitap vb., geçmişin gözler önüne serilmesi, bugün ulaşılan konumun “kamuoyu”na duyurulması anlamında bir belge niteliği taşıyor. Bunun yanısıra düşünsel yaratıcılık geleneğinin gelişkin olmadığı ülkemizde yapılan bu türden çalışmalar; eğer nitelikliyseler; kuşkusuz ayrı bir ilgi ve merak kaynağı oluyor. Eksen Yayıncılık tarafından yayınlanan “Devrimci Demokrasi...
Türkiye sosyalist hareketinin son bir buçuk yıl gündeminde önemli bir yer edinen birlik tartışmaları Nisan ayında geçtiği dönemeçten sonra Ağustos’ta bir diğer kritik noktaya ulaştı. BTDK’nın 7-8 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen son toplantısında Devrimci Sosyalist Blok ve Yasal marksist Parti önerilerinin damga vurduğu bir devrimci-reformist ayrışması yaşanmıştı. Yasal marksist Parti, Sosyalistlerin Birlik Partisi girişimi haline dönüştü,...