“Bu seçim çok önemli” sözü Türkiye’de artık neredeyse bir atasözüne dönüştü. Her seçim döneminde yaratılan şişirilmiş beklentiler üzerinden “kamuoyu” şekillendiriliyor. Bu durumun bir benzeri ABD’de 6 Kasım’da yapılan ara seçimlerde de yaşandı. Sık sık bu seçimin ne kadar önemli olduğu telaffuz edildi. Ortaya çıkan sonuçlarsa ülkedeki siyasi krizin çözümünün seçimlerle ilişkisinin olsa olsa hayli dolaylı...
Kısa bir süre önce kanserin kökenine ilişkin yeni bir hipotez ortaya atıldı. Hipotezi ortaya atan bilim insanı Arizona Devlet Üniversitesi’nde teorik fizik profesörü Paul Davies, yani alanın dışından bir isim. Hipotezinin bilimsel açıdan bir geçerliliği olup olmadığını değerlendirebilecek bilgiye sahip değilim. Aslında hipotezin kendisini de çok kabaca özetleyebileceğim.   Kısaca şöyle: Davies, kanserin, evrimin karmaşık...
Bu yazı kaleme alındığı sırada Halep’in Kürt mahallesi Eşrefiye’de Batı Kürdistan Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Özgür Suriye Ordusu’na bağlı güçler arasındaki çatışmalar devam etmekteydi. 25 Ekim günü gerçekleştirilen ve 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan ilk saldırı, Halep’teki yoğun çatışmalar başladığından bu yana Kürtlerin kontrolünde olan bölgeye yönelik ilk büyük tacizdi. İddiaya göre Eşrefiye’ye saldıranlar Selahaddin...
Aralık ayının ortalarında bir tarihte, Türkiye’deki gazeteler de dahil, bir ülke bütün dünya basının manşetlerine taşınmıştı: Yunanistan “batıyordu”… Bu ani ve eş zamanlı neşriyat akla bir dizi soru getirmekteydi. Örneğin bir ülkenin “batması” ne anlama geliyor? Ya da Yunanistan’daki ekonomik kriz bir gecede mi patlak verdi? Gazetelerde ilk soruya verilen yanıt kabaca şuydu: Yunanistan’ın kamu...
Nisan 2009’da Londra’da yapılan G-20 zirvesi kararları arasında diğerleri kadar dikkat çekmeyen bir “tavsiye” de yer alıyordu. Dünya ekonomisinin yeni “karar mercii” olduğu iddia edilen liderler zirvesi, Uluslararası  Çalışma Örgütü’ne (ILO) bir görev tevdi ediyor ve ILO’dan “ilgili kurumlarla” birlikte çalışarak ekonomik krizin emek piyasaları üzerindeki etkilerini, o ana değin atılan adımları değerlendiren ve geleceğe...
AKP’nin iktidara gelişinden bu yana sık sık, bu partinin kendi sermaye tabanını yaratarak veya güçlendirerek sermaye sınıfının temsiliyeti konusunda kendisine bazı avantajlar yarattığı olgusuna işaret ettik. Bu kuşkusuz AKP’nin izlediği siyasetin sermaye sınıfının genel çıkarlarından bağımsız olduğu anlamına gelmiyor; bilakis AKP bu çıkarları Türkiye’nin yeniden yapılandırılması çerçevesi içerisinde yeniden üretiyor. Ancak şurası kesin: Türkiye’nin yeniden...
“1929’dan beri kapitalizmin yaşadığı en ağır bunalım”… Son iki yıldır bu cümleyle, bazı küçük farklılıklar olabilse de, çok sık karşılaşmaktayız. Dünya kapitalizminin içinden geçmekte olduğu bunalımın karşılaştırılabileceği tarihsel referansın 1929 Krizi ve onu takip eden, adı üstünde “Büyük” Bunalım olduğu konusunda genel bir uzlaşma bulunuyor. Bu konudaki uzlaşma öylesine genel bir hal almış durumda ki...
Emperyalizmin bir reforma ihtiyaç duyduğuna ilişkin ifadeler, sağda ve solda hiç değilse son beş yıldır daha yüksek sesle dile getiriliyor. Solda reformist beklentiler ağırlıklı olarak, yeni-muhafazakârların egemenliği altına giren emperyalizmin yoluna bu şekilde devam etmesinin olanaksız olduğu kanısına dayanıyordu. Bu, Irak ve Afganistan işgallerinde çuvalladığı düşünülen ABD’nin diğer emperyalist odaklardan, özellikle de Avrupa Birliği’nden kaynaklanan...
Dünya kapitalizminin yaşamakta olduğu krizin 1929’dan bu yana yaşanan en derin kriz olduğu konusunda artık genel bir uzlaşma var. Kapitalizmin böylesine derin bir krizle başa çıkmaya çalıştığı bir dönemde sosyalizmin “iktisadi tahayyülü”nü daha fazla vurgulamak, daha açık seçik ortaya koymak ihtiyacının arttığını söyleyebilir miyiz? Şüphesiz iktisadi vizyonumuzun ya da daha güzel ifadeyle gelecek tahayyülümüzün iktisadi...
Geçen yüzyılın başında Marksistler “20. yüzyılın sosyalizmi” diye bir kavramla düşünüyorlar mıydı? Dönemin Marksistlerinin emperyalizmden, kapitalizmin yeni ve en son aşamasından bahsettikleri malum. Ancak emperyalizm teorisinden hareketle içinde bulundukları yüzyılın özellikleriyle anılan bir sosyalizm tarifi yaptıklarını sanmıyorum. O halde neden 21. yüzyıl için durum farklı olsun? Üstelik içinde bulunduğumuz yüzyılın kapitalizm açısından yeni bir döneme...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×