Gelenek, bu sayısında ağırlıklı olarak, burjuva siyaseti ile ilgili. Kriz sürecinde, bütün kurumları ile tıkanan ve söze hep “yenilenme ihtiyacı”na vurgu yaparak giren sermaye sınıfının bu ülkede engin bir siyasal deneyimi var. Daha önceki kitaplarımızda çeşitli açılardan ele aldığımız bu deneyim, bu kez bir dizi yazıyla ve yelpazenin değişik noktalarında yoğunlaşılarak gündeme geliyor. Bu ana...
Gelenek, bu sayısında ağırlıklı olarak, burjuva siyaseti ile ilgili. Kriz sürecinde, bütün kurumları ile tıkanan ve söze hep “yenilenme ihtiyacı”na vurgu yaparak giren sermaye sınıfının bu ülkede engin bir siyasal deneyimi var. Daha önceki kitaplarımızda çeşitli açılardan ele aldığımız bu deneyim, bu kez bir dizi yazıyla ve yelpazenin değişik noktalarında yoğunlaşılarak gündeme geliyor. Bu ana...
Geçtiğimiz aylar Türkiye’de siyasal ve ekonomik krizin giderek dizginlerinden boşandığı gelişmelere tanık oldu. Gidişat, Gelenek kitap dizisinin yaklaşık bir yıldır konu önceliklerinde birinci sırayı ısrarla “kriz”e vermesinin doğru bir tercih olduğunu da kanıtlar nitelikte. Bu sayımızda aynı çizgiyi sürdürüyoruz. Türkiye solunda düzenin içine yuvarlandığı krizi devrimcileşme doğrultusunda değerlendirmek yerine geri perspektiflerine, uzlaşmacılığa malzeme haline getirmeye...
Merhaba… GELENEK, ağırlıklı olarak yine kriz dinamiklerinde sosyalist hareketin siyasi ve ideolojik görevleri üzerinde duran bir kitapla çıkıyor karşınıza. Ama başlarken kriz sürecine denk gelen ve bu anlamda öncesi ve sonrasında gerek düzen cephesi, gerekse devrimci güçler açısından özel bir önem taşıyan 27 Mart Yerel Seçimleri’ne değinmek gerekiyor. Bu GELENEK’te Sosyalist İktidar Partisi’nin “sol güçlerin...
Kitap dizimizdeki gecikmelerden, dağıtım sorunlarından okurlarımızın bıktığını biliyoruz. Bu nedenle buradan bilinen vaatleri tekrarlamak yerine, gerçekten de basit gelebilecek bu sorunları fiilen çözerek, yeni ve anlamlı vaatlerle karşınıza çıkmak istiyoruz. Bu kitaptaki ilk yazı, Çulhaoğlu ve Hekimoğlu’nun ortak ürünü ve siyasi mücadelede teorik üretimin yeri üzerine. Yeni kurulan Sosyalist İktidar Partisi’nde de yöneticilik sorumluluğu alan...
Okurlarımızla bir kez daha gecikerek buluşmanın burukluğuyla; merhaba… Gelenek kendi gündemini Türkiye’de sosyalist iktidarı hedefleyen bir partiyi Sosyalist Türkiye Partisi’ni hesaba katmayarak belirleyemez. Tam tersine bundan böyle teorik-siyasal misyonlarımızın ayrılmaz bir parçası olacaktır STP… Dünya Armağan böyle bir kesitte Gelenek’in işlevleri konusuna değiniyor. Gelenek’in belli bir nitelik ve yaratıcılık konusundaki titizliğinden kesinlikle vazgeçmeyeceğini vurgulayan arkadaşımız...
Elinizdeki kitapçığımız ağırlıklı olarak ideoloji tartışmalarını konu alıyor. “Siyaset Gündemi” sayfalarımızda, konuya son dönemde Türkiye’de yaşanan siyasal gelişmeler çerçevesinde yaklaşılmakta: Bu kolektif çalışmanın başlığı ortaya konulan temel soruya ilişkin ipucunu da veriyor: “İdeolojik Hegemonya mı Devlet Otoritesi mi?“ Gündem yazısını Metin Çulhaoğlu’nun “Gelenekten Geleceğe” köşesi izliyor. Çulhaoğlu son yıllarda Türkiye solunda tartışmasız bir doğru zannedilmeye...
Son kitabımızdan bu yana Türkiye kapitalizminin defteri kabarmayı sürdürdü. Kimilerine göre Demirel’in kadersizliği Kozlu grizu patlamasında Erzincan depreminde kana bulanan Nevroz kutlamalarında bir kez daha tecelli ediyor (!) Zonguldak madencisinin üretim durmasın diye yeni bir özelleştirme gürültüsüne ortam olsun diye ölüme terkedilmesinin, ocağa gömülmesinin Türkiye kapitalizminden başka sorumlusu var mı?  Bir kentin bir kaç on...
Gelenek geleneğini bozdu!.. Karşınıza yeni bir biçim ve biraz daha farklı bir içerik ile çıkıyoruz. Önceki formumuzun bütün olumluluklarını yaşatmaya çalışacağız, ama değişikliğin mutlaka daha iyiye doğru yönelmesini sağlayarak… Bizim açımızdan bir değişiklik daha var: Aylık gazetemiz Siyaset bir periyodik olarak artık çıkmayacak. Onun boşluğunu ve daha ötesini ortak bir süreçte doldurmak temel hedefimiz ama...
1991’in 1 Mayısı’ına yaklaştığımız günlerde sizlere merhaba diyoruz. Türkiye işçi sınıfı genel grev, Zonguldak Direnişi, geniş bir grevler dalgası, bunların ardından gelen bir tensikat ve baskı politikası ile dolu dolu geçirdi bu yılın ilk aylarını… Sorunlarının yoğunluğu ve hareketliliğin boyutlanmasına karşılık, bunlara paralel bir politizasyonun kendini göstermemesi 80’li yıllar işçi hareketinin bir karakteristiğiydi. Bu özellik...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×