Medyada merkezin tasfiyesi ve basın emekçisi kimliği

Reuters Enstitüsü’nün 2020 yılında yaptığı medya güvenilirliğine ilişkin araştırmaya bakılırsa, Türkiye yüzde 55’lik bir oran ile medyaya güvenin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Basın geleneği ve kurumları son derece köklü İngiltere, Fransa gibi gelişmiş kapitalist ülkelerde ise medyaya güvenin şaşırtıcı derecede düşük kaldığı (sırasıyla %20 ve %23) görülüyor.[1] İlk bakışta, bu araştırmada bir…

Devamı...

Söyleşi | Çağdaş Sümer ile 24 Nisan üzerine: Yeni bir tarihin peşine düşmeliyiz!

Her 24 Nisan’da başta Ermenistan ve Türkiye’de olmak üzere dünyada çeşitli nedenlerle 1915’teki felaket tartışılıyor. Bu yıl bütün gözler bir kez daha, ABD Başkanı Joe Biden’ın seçimlerden önce söz verdiği gibi, 1915’te Osmanlı Ermenileri’nin yaşadığı trajediyi ‘‘soykırım’’ olarak adlandırıp adlandırmayacağına çevrilmişken, Büyük Felaket’i tarihsel bir çerçevede değerlendirmek istedik. Soykırım tartışmalarının saplanıp kaldığı çözümsüzlüğü, tartışmaların Türkiye…

Devamı...

Komün sadece tarih mi?

Bundan tam yüz elli yıl önce, 1871’de, Fransa’da nesnel koşullar elverişli olmasa da tarih, işçi sınıfının önüne ülkesini korumak için kendisini iktidara taşıma zorunluluğunu koydu. Birkaç darbe taraflısı dışında kimse işçi sınıfı adına iktidarı istemiyordu. Ama imparatorluğa son veren burjuvazi cumhuriyeti üçüncü kez ilan ettiğinde bunu hemen bir teslim anlaşmasıyla taçlandırdı ve bu ağır teslimiyet…

Devamı...

Çimento: Sovyetlerden insan manzaraları ve yeninin gücü

Fyodor Gladkov’un yazmış olduğu Çimento romanı, Rusya’da iktidarın Bolşevik Partisi öncülüğünde işçiler ve köylüler tarafından ele geçirilmesinden sonra çok zorlu mücadelelere konu olan iç savaş döneminde, halkın taşrada yaşadığı kavgayı ve değişim iradesini konu almaktadır. Devrimin sarsılmaz iradesinin ve kazanımlarının toplumsal yaşamda yarattığı olumlu gelişimi ve bununla birlikte gerilimlerini de ele almaktadır. Kitabın içeriği ve…

Devamı...

Sovyet Anayasaları: Kısa tarihçe ve arka plan

Bu yazıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’ndeki işçi iktidarının anayasalarını öz itibarıyla inceleyerek ülkemizde süregiden tartışmalara yeni bir bakış açısı kazandırmaya çalışacağız. 1918 Rusya Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Anayasası[1] 1917 Ekim Devriminin ardından Bolşevikler önderliğinde iktidara gelen Rusya topraklarındaki işçiler ve emekçiler, yeni kurdukları sosyalist işçi cumhuriyetinin temel yasası olarak 10 Temmuz 1918 tarihinde kabul edilen ve…

Devamı...

Ali Rıza Aydın ile söyleşi: Anayasal cumhuriyetin durumu üzerine

Geçtiğimiz ayın ana gündemlerinden bir tanesi de anayasa tartışmalarıydı. AKP iktidarı “2023 hedefleri” doğrultusunda “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” uygun ve Türkiye’yi “21. yüzyıldaki yeni hedeflere” hazırlayacak yeni bir anayasa yapılması çağrısı yaptı. Daha doğrusu böyle bir sürece dair bir “kart” açmış oldu. Kart diyoruz çünkü kimileri anayasa başlığının sadece AKP karşıtı düzen-içi muhalefet bloğunu çözmek için…

Devamı...

Komünist laikliği ayırt etmek

Laik sözcüğü için sözlükler “halka ait olan” anlamını veriyor ve kökenini Latince laicus, Yunanca laikos’a dayandırıyor. Ölü bir dil olan Latinceden türemiş dillerde halk sözcüğü bu kökten ayrılmış, ama günümüz Yunancasında laos olarak kullanılıyor. Türkiye laikliğiyle veya Kemalist laiklikle sık sık eşleştirilen Fransız laisizminin şekillenmesine emek verenler arasında bazı Marksistler de sayılır. Bunların başında gelen…

Devamı...

Kadına yönelik şiddet: Bütünle bağ kurmak ve zemin tarifi

Bugün[1] kadına yönelik şiddet başlığı altında birikenlerin niceliği ve yoğunluğu, konuşarak tüketilebilecek düzeyi çoktan aşmış durumda. Nesnellik, iktidarı aldıktan sonra dahi uzunca bir süre, komünistleri bu konuyla meşgul edeceğe benziyor. İşte bu sebeple, bizim bu başlığa dair tüm biriktireceklerimiz, hem sosyalizmde elimizi rahatlatacak hem de iktidar mücadelemizde, uygun müdahale araçları geliştirmek için nesneyi anlamamıza yarayacak….

Devamı...

Geçmişten günümüze kadının annelik sınavı

Günümüzden dört bin yıl önce bu topraklarda Neşili[1] dilini konuşan çocuklar, annelerine “anna” diye hitap ederlermiş.[2] İnsanlık tarihinin günümüze dek ulaşan mirası, ister istemez bugün ile geçmiş arasında bir bağ kurmamıza neden oluyor. O “anna”nın bizim “anne”miz olma olasılığı hiç de düşük değil. Anneliğin tarihi yolculuğuna çıkarken sıklıkla üremenin, anneliğin, bereketin ve adaletin simgesi olan…

Devamı...

Kadın-erkek eşitsizliği konusunda Marksizm’in tartışma çerçevesi

Giriş: Yöntem ve amaç Marksistlerin teori geliştirir veya teorik bir zeminde tartışma yürütürken düşebilecekleri en temel tuzak, çabalarının onları siyaseten hareketsiz kılacak bir sonuca varmasıdır. Marksist teori, Marx ve Engels’in Alman İdeolojisi’nde yaptığı doğa ve tarih bilimi “kıtaları” ayrımında esasen tarih bilimi kıtasında faaliyet gösterir ve bu faaliyet devrimcidir. Yani Marksizm asıl olarak anlamayı ya…

Devamı...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×