2013’te, Haziran günlerinde “Bu insanlar nereden çıktı?” sorusu herkesin dilindeydi, şaşkınlık ve keyifle… Bugünse, “Biz Gezi’yi gerçekten yaşadık mı?” diye soranlara rastlıyoruz, bezginlik ve karamsarlıkla… Oysa ileriye atılış da gerçek, bugün yanıltıcı öğeler barındıran geriye çekiliş de… Gerçek olmayan, bir kısım solcunun kafasındaki Haziran. Sanırım büyük halk hareketiyle yeniden evlerine çekilen insanlar arasındaki ilişkiyi anlamak...
Türkiye komünist hareketinin tarihinde önemli eksikliklerden biri teorisyene sahip olmayışıdır denebilir. Komünist hareket önemli stratejistlere ya da siyaset adamlarına sahip olmuştur ancak teoriyi yeniden üretmek ve ideolojik girdiler yapmak konusunda fazla yaratıcı olamamıştır. Bu nedenle 1990’lara gelinceye kadar komünist hareketin liderlerinin geride bıraktığı önemli bir yazılı külliyat olduğu söylenemez. Mustafa Suphi bu açıdan bir istisna...
Türkiye komünist hareketinin tarihinde önemli eksikliklerden biri teorisyene sahip olmayışıdır denebilir. Komünist hareket önemli stratejistlere ya da siyaset adamlarına sahip olmuştur ancak teoriyi yeniden üretmek ve ideolojik girdiler yapmak konusunda fazla yaratıcı olamamıştır. Bu nedenle 1990’lara gelinceye kadar komünist hareketin liderlerinin geride bıraktığı önemli bir yazılı külliyat olduğu söylenemez. Mustafa Suphi bu açıdan bir istisna...
Türkiye komünist hareketinin tarihinde önemli eksikliklerden biri teorisyene sahip olmayışıdır denebilir. Komünist hareket önemli stratejistlere ya da siyaset adamlarına sahip olmuştur ancak teoriyi yeniden üretmek ve ideolojik girdiler yapmak konusunda fazla yaratıcı olamamıştır. Bu nedenle 1990’lara gelinceye kadar komünist hareketin liderlerinin geride bıraktığı önemli bir yazılı külliyat olduğu söylenemez. Mustafa Suphi bu açıdan bir istisna...
Türkiye komünist hareketinin tarihinde önemli eksikliklerden biri teorisyene sahip olmayışıdır denebilir. Komünist hareket önemli stratejistlere ya da siyaset adamlarına sahip olmuştur ancak teoriyi yeniden üretmek ve ideolojik girdiler yapmak konusunda fazla yaratıcı olamamıştır. Bu nedenle 1990’lara gelinceye kadar komünist hareketin liderlerinin geride bıraktığı önemli bir yazılı külliyat olduğu söylenemez. Mustafa Suphi bu açıdan bir istisna...
Merhaba, Gelenek’in 121. sayısını Haziran Direnişi’ne ayırmıştık. Ve bu konuda düşünmeye ve tartışmaya daha uzun bir süre devam edeceğimizden bahsetmiştik. Görüldüğü üzere, bu sayımızda da yine büyük ölçüde Haziran Direnişi’ne ve onun işaret ettiği olgulara yer verdik. Aslında 2013 Haziran’ında gerçekleşen toplumsal patlamadan bir süre önce AKP’nin İkinci Cumhuriyet’i kurma çabaları karşısında bir takım toplumsal...
Merhaba, Gelenek’in 118. sayısının kapak konusu İkinci Cumhuriyet’te dış politika. Dergimiz tam da Patriot füzelerinin ve beraberinde NATO askerlerinin Türkiye’ye yerleştirilmeye hazırlanıldığı günlerde baskıya giriyor. AKP’nin “Yeni Osmanlıcılık” olarak kodlanan politikası, Suriye’de savaş kışkırtıcılığı sapağına girmiş bulunuyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “komşularla sıfır sorun” sloganıyla pazarlamaya başladığı yeni dış politika anlayışı, geldiğimiz noktada ülkeyi bölgede...
 Türkiye’nin güncel siyasi hayatına, kabaca bir tarafında TSK’nın diğer tarafında ise AKP’nin durduğu eksen etrafındaki gerilim damga vurmaya devam ediyor. Söz konusu cepheleşmeyi birbirinden bağımsız momentlerin, muhtelif gerilim başlıklarının bir toplamı olarak değil, bir süreç olarak değerlendirmek yerinde olacaktır. Gelişmelere bir süreç olarak bakmak ne cepheleşmenin suni olduğu, ne de tarafların rollerini baştan yazılmış bir...
29 Mart yerel seçimleri Kürt illerinde DTP’nin gerilemediği, ancak AKP’nin düzen siyasetinin bölgedeki ana aktörü olmasının bir kez daha tescillendiği bir sonuç verdi. Gelenek’in bir önceki sayısında bu başlığa ilişkin, “DTP seçmeniyle AKP seçmeni arasında hangi ideolojik farklılıklar belirginleşmektedir?” sorusunu yöneltmiştik. Bu soruyu biraz daha açarak, “devreden sorular” havuzumuza yeniden dahil edelim: Kürt illlerinde çıkan...
Medya 2007 Newroz’unun çatışmasız kapandığında mutabakata vardı. “Göstericiler olaysız dağıldı” şablonunu biliyoruz… Oysa iki yıl önce Mersin’de cezai ehliyet yaşının hayli altında çocukların bayrak olayı, bir milli hezeyan için yeterli sayılmıştı. Türk milliyetçiliği canlanmış, dönemin genelkurmay başkanı Kürt halkına “sözde vatandaş” demekten yüksünmemişti. Peşi sıra Kürtlerin görece yüksek doğurganlığının ne büyük tehlike oluşturduğuna dair ırkçı...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×