II. Dünya Savaşı’nın üzerinden henüz çok geçmemişken, varoluşçuluğun aydınlar arasında güç kazandığı bir momentte Albert Camus Veba’daki anlatıcısına “Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez, kötü rüyalar arasında insanlar geçip gider ve önlemlerini almadığından başta hümanistler gider. Yurttaşlarımız da başkalarından daha az ya da...
Umut bağlanan parlamentolar insanlığı vahşete sürükleyen siyasal iktidarları içinden çıkarmış, onlara dayanak olmuştu, denetlenmeliydi.  Hak ve özgürlüklerin güvencesi, toplumsal düzenin yansıtıcısı ve kullanım belgesi olan anayasa kanun ya da polis devletinin değil, hukuk devletinin esas belgesi olmalıydı. Toplumsal düzenin tüm organlarıyla, hukuk belgeleriyle, kararlarıyla, iş ve işlemleriyle, bireysel ve toplumsal yaşamıyla huzur, refah ve istikrar...
150 yaşına basan ölümsüz yoldaşımızın anısına saygıyla… Leninizme yönelik, sahiplenenleri arasında dahi yaygın bir yanlış (ya da işe geldiği gibi) anlama onun bir “pratik yöntemi”nden ibaret görülmesidir. Buna göre Marx işin bilimini yapmış, kapitalizmin işleyiş yasaları ve zaaflarını ortaya koymuş, Lenin de buradan çıkarttığı sonuçları siyasete tahvil edip Rusya’da devrim yapmıştır. Bu düşüncenin “zannettiği” Lenin...
Marx’ın döneminde devrimci sınıfı aramak Bugün işçi sınıfının tek devrimci sınıf olduğu genellikle tartışılmadan kabul ediliyor. Şu veya bu şekilde sosyalist devrimci olmayan siyasetler sosyalizme mesafe koyarken bu konuyu bulanıklaştırmayı tercih ediyorlar. Bazen sosyalizmin neden olmayacağına ilişkin gerekçeler üretmeye çalışırken, çok zayıf bir tez olan “günümüzde işçi sınıfının kalmadığını” geveleyebiliyorlar. Ancak Marx ve Engels’in gençliğinde...
İddia edilen odur ki, neoliberalizm ve kapitalist küreselleşme iflas etti. Doğal kaynakların sınırsız ve hesapsız tüketimi, kamu hizmetlerinin tümden ticarileştirilmesi, reel sosyalizmin çözülüşü sonrası beklenen barış ve demokrasi ikliminin gelişimi yerine otoriter rejimlerin ortaya çıkması, servet ve gelir eşitsizliğinin görülmemiş ölçüde artması, söz konusu iflasın başlıca nedenleri arasında sıralanıyor.  Sınıflı toplumlarda mevcut düzenin iflas etmesi,...
“Ama unutmamalıyız ki Avrupa’da, belirli anlarda beş sözde ‘büyük’ gücün tamamı üzerinde üstünlük sağlayan ve her birini titreten altıncı bir güç bulunuyor. Bu güç devrimdir. Uzun süre sessiz kaldı ve kenara çekildi, ticari kriz ve besin kıtlığı nedeniyle şimdi yeniden eyleme çağrılıyor. Manchester’dan Roma’ya, Paris’ten Varşova ve Pest’e kadar her yerde yaşıyor, başını kaldırıyor ve...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×