“Ulusallık sorunu bir dünya devrimi sorunu olduğuna göre, olumlu ya da olumsuz niteliği, ancak dünya devrimine oran ve görecelilikle belirir.” Genel olarak ulusal sorun, Türkiye özelinde de Kürt sorunu daha önceleri defalarca Gelenek sayfalarında, değişik boyutlarıyla işlendi. Ulusal sorun konusunda, konuşan ve konuşabilecek herkes açısından söylenmesi gerekenlerin söylendiğinde ısrar etmek durumundayız. Güncel politik konumlanışların bu...
Türkiye 2009 yılını konjonktür dalgalanmaları içinde geçirdi. Hatırlanacak olursa, önceki yılın sonları ve 2009’un başları sol zihinlerde ekonomik krizin olası etkileri ve bunlara bağlı beklentilerle belirleniyordu. Ekonomik krizin, mağdur emekçi ve yoksul kitlelerin hareketlenmesini tetikleyeceği yaygın bir kabuldür ve solla sınırlı da değildir. Hatta Marksistlerin krizle devrim arasında ilişki kurmakta gösterebilecekleri hızın, kapitalist egemen sınıfların...
Gelenek’in 23 yıllık külliyatında faşizm analizine adanmış çok az makale bulunur. Binden fazla makale içinde ancak üç-dört tanesi faşizm ile ilgilidir. Bunun bir nedeni 12 Eylül askeri darbesinden sonra faşizmin gündemden düşmüş olmasıdır. Hatta Türkiye solunun bazı kesimlerinin özle biçimi ayırt edememeleri, sermaye ile devlet arasındaki ilişkiyi çözememeleri nedeniyle, her baskı ve şiddet unsurunda faşizmi...
Osmanlı hanedanının son muktedir temsilcisi, yüzyılların birikimi ve sınıf çıkarlarının bilinci ile yüklü II. Abdülhamid’in canını ve mülkünü, yani Osmanlı ülkesini ayakta tutma mücadelesinin tarihi oldukça trajiktir. Trajik olarak görmemizin sebebi bu tarihin aynı zamanda Osmanlı halklarının esir ediliş tarihi oluşudur. Sıklıkla rastladığımız Abdülhamid’e yönelik empatik yaklaşımlara ise soğuk bakmaktayız. İnsanlığın, kendi kurtuluşu yolunda ne...
Yakın Osmanlı Tarihinde Aykırı Çehreler Taner Timur İmge, Ankara, 2006, 190 sayfa   Bir devletin, hele hele 600 seneden uzun bir sürede, “üç kıtada at koşturmuş” bir imparatorluğun çözülüş döneminde “aykırı” olmak ne anlama gelir? İmparatorluğun küçük bir coğrafyaya doğru geri çekildiği, dış borçlar altında ezildiği, emperyalist aşamaya geçmiş devletlerin paylaşım sahası haline geldiği, yalnızca...
Bir kavram olarak “popülizm”, kullanıcısını uğraştıracak kimi karışıklıkları da beraberinde getirir. Öyle ki, bu kavrama ilişkin olarak yapılabilecek en genel, ancak gene de belirli bir anlam taşıyan tanım bile, özgül bir tarihselliğin ve mekânın izlerini taşıyacaktır. Zaman ve mekân çağrışımı dolaylılaşıp silikleşmiş bir popülizm tanımı yapmak güçtür. Bu konuya daha sonra yeniden döneceğiz. Ancak, popülizm...
1917’de Rusya kaynarken, Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu I. Savaş -eğer sonu 1918 kabul edilirse- hâlâ bitmemişti. Bir yıl sonra Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla Anadolu için sancılı bir dönem başladı. Savaşın bu coğrafyada 1922’de sonlandığını varsayarsak, çalkantılarla geçen dört yıl incelenmesi gereken büyük bir mirası geride bırakmıştır. Mücadelesiyle, yenilgileriyle, uzlaşmalarıyla ve sonunda Kemalist önderliğin zaferini ilan...
Geçiş dönemleri ve tarihsel dönüm noktaları pek çok soruyu beraberinde getiriyor. İlkin söz konusu geçişin tanımlayıcı karakterine ilişkin tartışmalardan başlayarak. Süreklilik ve kopuş tartışmalarından bahsediyoruz.  Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş bir kopuş mudur? Eğer öyle ise bu kopuş, resmi tarihin iddia ettiği gibi gerçekten sui generis midir? Eğer bu geçişi tanımlayan kopuş değilse, böyle bir kopuş çağdaş...
Serpil Çelenk GüvençDaktylos Yayınevi (2008)Türkiye sol tarihi söz konusu olduğunda yapılan araştırmaların daha çok belli partiler ve onların siyasi ve örgütsel konumlanışlarına ya da bu tarihte önemli rol oynamış isimlere yoğunlaşıldığını biliyoruz. Bu alanda yayımlanan kitapların sayfalarında TİP, TKP, Yön dergisi, Dev-Yol, THKO gibi yapıların tarihlerine dönük çalışmalara ya da bu örgütlerde yer alan/almayan önemli...
Burjuva devrim sürecine ve bu sürecin ürünlerine kolaycı yaklaşımları sevmeyiz. Kolaycılıkla işin içinden çıkılamıyor çünkü… Türkiye’nin kapitalistleşme süreci, işin sahibi burjuvazinin bile devrim diye adlandırmaktan kaçınmaya çalıştığı ölçüde ağır aksak yaşanmış, burjuva aydınlanma süreçleri pek yüzeysel geçmiştir. Buna karşılık bugün geleceğe uzanmak isteyenlerin bu tarihi miras olarak sahiplenmemeleri olacak şey değildir. Dahası eksikli ve tartışmalı...