Dinci, Amerikancı, piyasacı… AKP bloğunu, başından beri böyle tanımladık. Başından beri! Peki şu darbeyi ve darbenin örgütleyicisi Fethullah Gülen Cemaati’ni nasıl tanımlarsınız? Dinci, Amerikancı, piyasacı. Bir ek gerekiyor, sözcüğün hakkını verecek ölçüde takiyyeci. AKP bloğunun diğer tarafı için de geçerli bu ek. AKP meşruiyetini sandıktan aldığını iddia ediyordu, Fethullah Gülen tayfasının böyle bir iddiaya da...
AKP’nin uzun iktidarı boyunca kullandığı söylemin en temel motiflerinden birisi ezilen bir topluluk olarak Müslümanların ve onların siyasi temsilcisi AKP’nin seçimler yoluyla kazandığı iktidarın bir türlü kendilerine verilmemesiydi. Erdoğan ve arkadaşlarına bakılırsa, AKP adeta iktidardaki bir muhalefet partisi gibi mücadele ediyordu. Bu söylem Türkiye sağının yıllardır anlattığı tarih masallarıyla da uyumluydu; Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ezilen...
YÖNTEME İLİŞKİN 2001’de AKP’nin kurulmasından ve 2002’de hükümet olmasından bu yana 15 yıla yakın zaman geçti. 1950’den sonra tek bir partinin iktidarda olduğu bu en uzun dönem boyunca Recep Tayyip Erdoğan’ın tuhaf ve son derece rahatsız eden mizacı ve siyasi tarzı ile uğraşmak zorunda kaldık. Erdoğan kurulan yeni rejimin aynı zamanda zayıf karnı olduğu için...
AKP’yi tek başına iktidara ve giderek Cumhuriyet tarihinde az görülen bir “uzun süreli” yönetime taşıyan 3 Kasım 2002 seçimleri, pek çok açıdan yeni ve beklenmedik bir olay olarak gerçekleşti. İslamcı siyasal partinin tarihindeki bu ilk “iktidar” deneyimine başka ilkler de eşlik etti. Esasen Cumhuriyet’in 70 yılına damga vuran “sosyalizmli dünya”nın 1990’lı yıllarda son bulması, bir...
Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı bırakarak cumhurbaşkanlığına aday olmasıyla birlikte parti içinde Erdoğan’ın boşalttığı koltuğa aday isimler arasında öne çıkan Binali Yıldırım olmuştu. O dönem AKP’nin Yeni Osmanlı hayallerinin tepe noktasına çıktığı günlerden geçiliyordu. Erdoğan, o koşullarda partinin öne çıkardığı ismi değil, dış politikasının mimarı Ahmet Davutoğlu’nu seçmişti. Davutoğlu’nun Erdoğan’ın gölgesinden ufak da olsa uzaklaşma sinyalleri...
Kemalist tarih yazımı CHP’nin temel prensiplerinden olan laikliğin ve “Türk Aydınlanması”nın bir “yobazlık canavarı” tarafından öldürüldüğünü ima ediyor. “Muhalif” cumhuriyet tarihi yazımı ise Türkiye’de laikleşmeyi basitçe mahkum ve inkar ediyor; diyor ki “toplum hiç modernleş(e)me(z)di ki!” İdeolojik ve siyasal planda laikliğin başarıları ve sınırlarının ortaya konulması çabası bu iki anlayışa da sığmıyor. Cumhuriyetin din politikalarının...
Savaş, sözlükte “devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele” olarak tanımlanıyor. Savaşın aracı olan silah öne çıkarılmış; tanımın içi boşaltılmış. Oysa tanımın anahtar kavramı ve öznesi devlet; gizlenen temel fiili ise şiddet. Tarihsel materyalizm, savaşın nedenselliğini maddi dünyanın ilişkilerinde aramamız gerektiğini söylüyor. Sınıfsal boyut teorinin ışığında görünür hale gelir; bu, çoklukla derin bir çözümlemeyi gerektirir....
Geçtiğimiz aylarda, olaylı bir DİSK Genel Kurulu’nu geride bıraktık. Olaylı ifadesini kullanmamın sebebi tek başına AKP’li bakanın protesto edilmesi değildi, DİSK’in içerisinde bulunan üç sendikanın, Maden-İş, Nakliyat-İş, Sosyal-İş, eski ve yeni yönetimi protestoları ve önümüzdeki dönemde yeni yönetimle mücadele içerisinde olacaklarını açıklamalarıydı. “Muhalif” sendikalar sonraki açıklamalarında her ne kadar, çubuğu biraz daha DİSK yönetiminin yaptığı...
Anlaşma kavramı tarihsel olarak neyi eder? Sınıflardan söz ediyorsak iki ihtimal vardır. Birincisi, işçi sınıfı mücadelesi yükselir, sistem için tehlike çanları çalmaya başlar, devrimi önlemek isteyen sermaye iktidarı işçi sınıfına tavizler vererek masaya oturur. İkincisi, işçi sınıfı mücadelesi yükselir fakat öncülük eksikliğinde patinaj yapmaya başlar, sermaye sınıfı işçi sınıfını kendisine taviz vererek işbirliğine zorlar. İkisi...
Aşağıdaki görüşme 1 Mart 1936 tarihinde Moskova’da gerçekleşmiştir. Stalin ile görüşme yapan kişi ABD’deki Scripps-Howard Medya Grubu Başkanı Roy Howard’dır. Görüşmenin yapıldığı dönem bir çok açıdan olağanüstü bir dönem olarak adlandırılabilir. Yoğun bir sanayileşme hamlesi içinde olan SSCB 1936 yılında İkinci Beş Yıllık Planı başarıyla uygulamaktadır. Uluslararası arenada İtalya’da Mussolini, Almanya’da Hitler iktidardadır. İspanya İç...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×