‘Bir Başkadır’ tartışmalarına dair bir eleştiri

Berkun Oya’nın “Bir Başkadır” adlı dizisi, Türkiye’de uzun süredir hiçbir sanatsal yapıtın beceremediği kadar hararetle tartışıldı. Bu tartışmalarda, özellikle diziye soldan yöneltilen eleştirilerin bir kısmında katılmadığım bir yön var, ve bu, aslına bakılırsa, epeydir soldan yapılan sanat eleştirilerinde gözlemlediğim bir sıkıntı. Dolayısıyla, bu yazıyı kaleme almaktaki esas amacım, “Bir Başkadır” dizisinin kendisinden çok, sanat eleştirisinin…

Devamı...

Sakin ol champ! Pandemide sermaye sınıfının halleri

Henüz bir yıl dolmamasına rağmen pandemi hayatımızı oldukça etkiledi. İlk vakanın açıklandığı günden bu yana bilimsel anlamda epey yol kat edildi. Örneğin artık geliştirilen aşıların yaygın kullanımı tartışılıyor. Aşılamanın salgını tamamen ortadan kaldırmasa da hızını kırması bekleniyor. Salgın etkeni olan virüs hakkında, bulaşma şeklinden korunma yollarına çok şey öğrenildi. Sosyal hayatı kısıtlama ve çalışma şekillerini…

Devamı...

2020 geride kalırken… Stratejik bir muhasebeye giriş

Korona günlerinde devrimcilik sınırlandıysa, bunu toplum sağlığına duyarlılıkla, gelişkin sorumluluk bilinciyle açıklamanın sanırım bir sınırı var. Eğer 2020 yılına damgasını vuran salgın boyunca işçi sınıfının hak arama mücadelelerinde, eşitlik ve özgürlük arayışı bağlamına yerleştirilebilecek direniş ya da inisiyatiflerin sayısında ve etkisinde bir azalma olduysa bunun tek açıklaması, “ezilenler” cephesindeki “yüksek ahlak” olamaz. Amerika Birleşik Devletleri’nde…

Devamı...

Umuttan umutsuzluğa: Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye Öyküsü

Umut bağlanan parlamentolar insanlığı vahşete sürükleyen siyasal iktidarları içinden çıkarmış, onlara dayanak olmuştu, denetlenmeliydi.  Hak ve özgürlüklerin güvencesi, toplumsal düzenin yansıtıcısı ve kullanım belgesi olan anayasa kanun ya da polis devletinin değil, hukuk devletinin esas belgesi olmalıydı. Toplumsal düzenin tüm organlarıyla, hukuk belgeleriyle, kararlarıyla, iş ve işlemleriyle, bireysel ve toplumsal yaşamıyla huzur, refah ve istikrar…

Devamı...

Pandemi Hukuku: Kurallarla Kuralsızlaşma

2019 Aralık’ında Çin’de ortaya çıkan ve kısa sürede küresel ölçekte bir salgına dönüşen Covid-19, salgına rastlanan tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de devletin çeşitli önlemler almasını zorunlu kıldı. Salgının kontrol altına alınması ile kişisel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması dengesine bakıldığında Türkiye’nin epey sorunlu bir fotoğraf verdiğini baştan söylemeliyiz. Dünya kapitalizmini bu değerlendirmeden azade tutamayacağımızı da……

Devamı...

Pandemi, Türkiye Ekonomisi ve IMF Tartışmaları

Aralık ortalarında Çin’de ilk vakanın görüldüğü Covid-19’un merkez üssü Mart ayı itibariyle önce Avrupa, ardından da ABD’ye kaydı ve virüs küresel düzeyde bir salgın (pandemi) olarak nitelendi. Yazının kaleme alındığı tarihlerde tüm dünyada toplam vaka sayısı 3,2 milyonu, toplam can kaybı ise 230 bini aşmış ve pandeminin ekonomik etkisinin, 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana en…

Devamı...

Covid-19 salgını ve Türkiye Ekonomisi: Sermaye sınıfının ufkunda ‘düzeltilmiş’ kapitalizm var mı?*

Türkiye kapitalizmi tarihinin en ağır krizinden, ufukta belirgin bir çıkış reçetesi olmaksızın geçerken Covid-19 salgınının en fazla tahribat yaratacağı ülkelerden biri olmaya da aday. Sermaye iktidarlarının ideolojik tercihleri, kapitalizmin, piyasa düzeninin irrasyonellikleri dünyanın her yerinde salgının neden olduğu insani yıkımı artırıyor. Ancak Türkiye kapitalizmi özelinde ideolojik tercihler ve sermaye düzenine içkin irrasyonelliklerin ötesinde yaklaşık iki…

Devamı...

Reklam arasını bitirmek: İktidar, sınıf ve psikopolitika

Siyaset her şeyden önce bir düşünce eylemi. Evet, sadece düşünmekten ibaret değil, hatta sadece düşünmekten ibaret olduğunu söylemek yanıltıcı olur ama siyaset öncelikle düşünmeyi içeriyor. Yani muhakemeyi, tartıp biçmeyi, irdelemeyi, bazı sonuçlara varmayı, anlamayı, anlamlandırmayı ve seçmeyi. Tabii ki bu süreç oldukça dinamik. Yani sürekli devinen, sürekli değişen bir yanı da var siyasetin. Ama kemikleşmiş,…

Devamı...

II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Anti-Komünizm

Anti-komünizm Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından itibaren iktidarın sınıf karakterinin doğal bir sonucu olsa da, iki nedenle 1940’lara kadar günlük siyasi söylemin ve propagandanın sürekli bir unsuru olmaktan nispeten uzaktı. Birinci neden, Sovyetler Birliği ile Millî Mücadele sırasında kurulan olumlu ilişkilerin 1930’lara kadar sürdürülmüş olmasıdır. İkincisi ise, anti-komünizmin iktidarın tek elde toplandığı, halkın siyasete katılım kanallarının kapalı…

Devamı...

Türkiye Siyasi Tarihinde Antikomünizm

Türkiye’de antikomünizmin ve aslında aynı anlama gelmek üzere antisovyetizmin hayli köklü, neredeyse Cumhuriyetle yaşıt bir geçmişi olduğu söylenebilir. Hatta öyle ki, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Anadolu’daki kurtuluş mücadelesine katılmak üzere Bakü’den yola çıkmalarının ardından 28-29 Ocak 1921’de Trabzon’da katledildiklerini hatırlayacak olursak, burjuva iktidarın sınıf kininin Cumhuriyetin kuruluşundan da geriye götürülebileceğini öngörmek gerekecektir. Bu tarihte Şefik…

Devamı...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×