Tahtını da bahtını da kendi kuran kadınlar: Reel sosyalizm deneyimlerinde kadın eşitlik ve özgürlüğü

Elimizde, Sovyetler Birliği ve Küba ile birlikte, bakmamız gereken oldukça zengin bir deneyim birikimi var. Tekil örnekleri beğenelim beğenmeyelim, sosyalizm döneminde Bulgaristan Halk Cumhuriyeti’nden, Çekoslovakya Sosyalist Cumhuriyeti’ne, Polonya Halk Cumhuriyeti, Demokratik Almanya Cumhuriyeti, Macaristan Halk Cumhuriyeti hatta Romanya Sosyalist Cumhuriyeti’nde dahi kadının eşitlik ve özgürleşmesi adına verilen mücadele programının incelenmesi ve bu deneyimlerin önemsenmesi gerekiyor….

Devamı...

Napolyon ve Bismarck’ın Avrupası’nda savaş ve devrimin izleri

“Ama unutmamalıyız ki Avrupa’da, belirli anlarda beş sözde ‘büyük’ gücün tamamı üzerinde üstünlük sağlayan ve her birini titreten altıncı bir güç bulunuyor. Bu güç devrimdir. Uzun süre sessiz kaldı ve kenara çekildi, ticari kriz ve besin kıtlığı nedeniyle şimdi yeniden eyleme çağrılıyor. Manchester’dan Roma’ya, Paris’ten Varşova ve Pest’e kadar her yerde yaşıyor, başını kaldırıyor ve…

Devamı...

Komün sadece tarih mi?

Bundan tam yüz elli yıl önce, 1871’de, Fransa’da nesnel koşullar elverişli olmasa da tarih, işçi sınıfının önüne ülkesini korumak için kendisini iktidara taşıma zorunluluğunu koydu. Birkaç darbe taraflısı dışında kimse işçi sınıfı adına iktidarı istemiyordu. Ama imparatorluğa son veren burjuvazi cumhuriyeti üçüncü kez ilan ettiğinde bunu hemen bir teslim anlaşmasıyla taçlandırdı ve bu ağır teslimiyet…

Devamı...

İsa’nın Vekilliğinden Sermayenin Arabuluculuğuna Vatikan: Papa’nın Irak ziyaretinin düşündürdükleri

I. Asa ile kılıç Esaslı bir rıza üreticisi olan dinin güncel pratiği, bin yıllık metinler ve mitlerin analizinden çok daha önemli veriler sunar. Marksizm, meseleyi dinler tarihi ekseninde değil, dinleri sınıf mücadelesinin tarihi içinde okuma çabası olarak kavradığı için, teorik çerçevenin ete kemiğe büründürülerek analiz edilmesi, devrimci öznenin dönüştürülmesi istenen olgu ve süreç üzerine daha…

Devamı...

Söyleşi: Avrupa Birliği için yeni bir dönem mi?

Geçtiğimiz günlerde tüm dikkatler başkanlık seçimleri için Amerika Birleşik Devletleri’ne çevrilmişken Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri de yeniden gündeme girdi. Doğu Avrupa’daki krizden Erdoğan’ın Avrupa vurgusuna kadar AB uzunca bir süredir Türkiye düzen siyasetinde yer kaplamadığı kadar başlıklarda yer aldı. Ancak 2021’nin ilk günleri aynı zamanda Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasının, yani Brexit’in de nihayete erdiği…

Devamı...

21. yüzyıl enternasyonalleri ve yeşillendirilmiş kapitalizm

Kapitalizmin krizde olduğu, sermaye cephesinin ideologlarının ve siyasetçilerinin de ayırdında oldukları bir gerçek. Bu kriz, emperyalist sistemin aktörlerinin oluşturduğu birliklere de yansıyor. Avrupa Birliği’nin yaklaşık on yıldır içinde olduğu kriz, özellikle pandemiyle birlikte birliğin geleceğinden duyulan endişeleri artırmış durumda. Bu, Avrupa solunda birtakım yan yana gelişleri ve ittifakları da beraberinde getiriyor. Sosyal demokrasinin soldan konuşması…

Devamı...

Engels’e saldırmanın kaynağındaki ‘ayakları yerden kesme’ arzusu

Engels’in Marksizme katkılarının da, Marksizm karşıtlarının ona saldırı nedenlerinin de tamamını tek bir yazıda işlemek mümkün değil. Böyle bir çaba, olsa olsa bir “listeleme” niteliği taşır ve ister istemez önemli olana odaklanmayı ve derinleşmeyi engelleyecek bir yöntemle yazılmış olur. Oysa Engels’in Marksizme olan katkılarına yönelik saldırılar o henüz hayattayken başlıyor ve bu saldırılarda belirli bir…

Devamı...

Avrupa Komünizmi, Yeni Sol, Marksizm: Eski tartışmada yeni olan ne var?

Kremlin Duvarı, bir mezarlık olmanın ötesinde, “Sovyet Panteon”u olarak hep ilgi çekici bulundu. Yıllar geçtikçe, duvara eklenen isimlerin sayısı arttıkça “Kremlin Duvarı’na gömüldü” Sovyet insanının ezberinde yer edinen bir deyiş haline gelir. Öyleki duvarda gerçek anlamıyla gömülebilecek yer kalmadığında, sadece ölülerin küllerinin duvara yerleştirilmesi söz konusuyken bile bu deyiş bozulmaz. “Hiç olmazsa gerçeğe uygun hale…

Devamı...

1968’in asıl sırrı neydi?

Bütün devrimlerin temel sorunu devlet iktidarı sorunudur. Bu sorun kavranmadıkça devrimi yönlendirmekten söz etmek şöyle dursun, devrime aklı başında bir katılım dahi gösterilemez. Devrimimizin en göze çarpan özelliği bir ikili iktidar doğurmuş olmasıdır. N. Lenin, 9 Nisan 1917[1]  Devrim ve ancak onun yaratabileceği bir ürün olarak ikili iktidar… Ya bir devrimden söz etmiyorsak? Örneğin işçi…

Devamı...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×