Burjuvazi̇ni̇n yapmadığı devri̇m ve iki̇li̇ ikti̇dar: 1917’ni̇n içi̇ne doğan 1871

Sloganlar, öznenin parçası olduğu nesnelliğin üzerine attığı boya gibidir. Boyanın döküldüğü yerde zemine renginizi çalarsınız ve zemin artık eski zemin olmaktan çıkar, sizden de bir renk taşır. Boyanızı bazen bugünün arızalı parçaları üzerine atarsınız, düzeni teşhir etmek için; bazen de döner dünün mücadelelerine, kavramlarına, örneklerine atarsınız boyanızı, onları bugüne taşımak, ‘başka türlüsü mümkün’e işaret etmek…

Devamı...

Sol, Komün derslerinden geçti mi?

Solun siyasi ve toplumsal tarihinde yıldönümü çok. Takvimde işaretlemeye kalksak her güne birden çok yıldönümü, anma bile düşebilir. Yıldönümleri çok, ama bu tür günlerin, anmaların geçmişte yaşananları ve günümüze yansımalarını anlamamıza aracı olduklarını söylemek her zaman mümkün olmuyor. Anmalar, geçmişi, daha çok geçiştirmeye yarıyor. Bu aralar ise birkaç on yıllık değil yüzyıllık, 150 yıllık ve…

Devamı...

Judith Butler’ın atladıkları: Cinsiyetin belası, düzenin bekası!

Pırıl pırıl yüzler, ışıltılı bakışlar arasında öfkeyle sesler yükseliyor, neşeyle şarkılar söyleniyor, kararlılıkla itirazlar dillendiriliyor. Bir arada olanlar, belli ki heyecanlılar, mutlular. Ve yüzlerinden, duruşlarından da belli ki kendileriyle, savunduklarıyla ve bir arada olma nedenleriyle de barışıklar. Bir enerji var: Mütevazı, insancıl, yumuşak ve sıcak. Dalga dalga yayılıyorlar ve onları her yerde görmek mümkün. Şili’den…

Devamı...

Engels’in tasaları ya da Das Problem Des Engels Problems!

Dünya tekrarlarla dolu. Ama tekrarlar geniş bir zaman aralığı içinde dönüp durduğu için ortada bir tekrar olduğu da öyle kolayca farkedilemiyor. Hatta araya o kadar çok zaman giriyor ki tekrarlayan bir durum ya da düşünce yeni zannedilebiliyor, yeni olarak sunulabiliyor. Zaten “yeni” olanın her halükârda alıcısı da bol. En az bir 10 yıl durumu idare…

Devamı...

İşini sevmemenin dayanılmaz hafifliği

TKP’nin yüzüncü yılına Birikim dergisi de “kuruluş yıldönümü” başlığı atılmış bir dosyayla değindi: İki söyleşi ve bir makale. Katkıcıların en ünlüsü Mete Tunçay. Ahmet Kardam diğer söyleşinin konuğu. Canan Özcan ise Atılım dönemi üstüne bir makale yazmış… Aşağıda yalnızca Mete Tunçay hakkında yazacağım. Başlığı koyarken de gözümün önüne gelen kişi odur! 1990’ların başında Sol Kemalizme Bakıyor[1]diye bir röportaj-kitap…

Devamı...

Bir meşruiyet tartışması: Cumhuriyetin kazanımları derken…

Cumhuriyet’in yıldönümündeyiz, ancak mevcut rejimin 1923’te kurulanla bir ilintisinin kalmadığını görüyoruz. Buna karşın toplumun baskın kanaati 29 Ekim’i kutlanmaya değer saymaya devam ediyor. Bu çelişki biricik olmamakla birlikte gerçekten ilginçtir. Yalnızca bize özgü değil. Aynı durum başka büyük devrimler için de ilgili ülkelerde geçerliliğini koruyor. Fransız Devrimi’nin defalarca o ülkenin egemen güçlerince reddedildiğini biliyoruz. Keza…

Devamı...

1968’in asıl sırrı neydi?

Bütün devrimlerin temel sorunu devlet iktidarı sorunudur. Bu sorun kavranmadıkça devrimi yönlendirmekten söz etmek şöyle dursun, devrime aklı başında bir katılım dahi gösterilemez. Devrimimizin en göze çarpan özelliği bir ikili iktidar doğurmuş olmasıdır. N. Lenin, 9 Nisan 1917[1]  Devrim ve ancak onun yaratabileceği bir ürün olarak ikili iktidar… Ya bir devrimden söz etmiyorsak? Örneğin işçi…

Devamı...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×