Uzun bir aradan sonra, yeniden merhaba derken vereceğimiz haber bizi aylardır süren “sessizliği” gerekçelendirme yükünden de kurtaracak diye düşünüyoruz. Haber şu: Gelenek bundan sonra her ay düzenli olarak elinize ulaşacak. Arada kalan “sessiz” döneme ilişkin elbette “mazeret”imiz var. Ancak, mazeretin bir “açıklama” anlamına gelmeyeceğini biliyoruz. Yine de, okur ve dostlarımızın haberimiz daha fazla önemseyeceklerini varsayarak...
Aydemir GÜLERYoldaşlar,Sevgili dostlar,Değerli konuklar, Sosyalist İktidar Partisi’nin Olağanüstü Kongresi’ne hoş geldiniz. Sosyalist İktidar Partisi bu toplantısıyla dostlarımızın, diğer ülkelerden kardeşlerimizin, Türk ve Kürt emekçilerinin, ülkemiz ilerici güçlerinin, işçi sınıfımızın önüne başı dik çıkıyor.Başını dik tutmak, komünistlerin doğal meziyetidir. Sosyalist İktidar Partisi bu doğal meziyetin ötesinde, yakın geçmişinde yaptıklarından haklı bir övünç duyarak karşınıza çıkıyor. Yaptıklarımızı...
Sosyalist İktidar Partisi’nin Mart ayında toplanan Konferansı’nda bazı siyasal ve örgütsel kararlar alındı. Yeni bir sınıf hareketi yaratma, sendikal mücadele alanına müdahale, bir aydın hareketi oluşturma, Türk ve Kürt emekçilerinin “sosyalizm için birlik”te mücadelelerinin örgütlenmesi için yürütülecek çalışmalar ve yakın dönem siyasi faaliyetlerinin planlanması konusunda hazırlanan bir sonuç belgesinin yanı sıra, Sosyalist İktidar Partisi Konferansı’nda...
Bir kez daha kriz kavramı üzerinde duran bir çalışma… Ancak son zamanlarda Gelenek’te yer verdiğimiz çalışmalar, çoğunlukla Türkiye’nin güncel süreçlerini odak aldı. Bu kez ufkumuzu önce bir ölçüde genişletip, 1990’ların sınıf mücadelelerinden bağımsızlaşacak ve ülkemizde tarihsel/yapısal anlamda işlerlikte olan kriz mekanizmalarına bakmayı deneyeceğim. Sonra bugüne geri dönmek ve solun görevlerini kısaca tartışmak üzere… Kriz tasviri...
Bu yazı yazılırken Abdullah Öcalan’ın ya da “asrın davası” Yargıtay aşamasına gelmişti. Hala masanın üzerine yeni şeyler çıkma olasılığı var. Ancak davanın sonucuyla değil ama Kürt hareketinin yaşadığı süreçle ilgilenen bu çalışma açısından pek bir yenilik beklemeye gerek olmayacak. Kürt çevrelerinin Öcalan’ ın izinden giderek “bir 21.yüzyıl manifestosu” ilan ettikleri ilk savunma metni yeterince açık...
1980 öncesini, 12 Eylül’ün önce militarist, sonra liberal karanlığını, ‘90’ların gericiliğini yaşayan devrimci kuşaklar, biri diğerinden çok farklı ruh hallerine kapıldılar, yola devam diyebilmek için farklı gerekçelere sahip oldular. Kimi dönem ülkenin kaderini değiştirmenin eşiğinde olduğumuza inanarak, sonraları yalnızca insan olmanın namusu adına, bazen marksizmin açıklama gücüne ikna olarak, başka kerelerde ise siyasal öfkeye dayanarak…...
Türkiye siyaseti kemalizmin altından kalkamıyor. Kemalizmle başa da çıkılamıyor. Sol içerisinde ideolojik etkisi asla küçümsenmemesi gereken sol-liberalizm hâlâ kemalizmle hesaplaşmaya uğraşıyor. Solun bütünü hâlâ kemalizmden kopamamakla eleştiriliyor. Devrimci demokrasinin bir kesimi, sanki kemalizmin peşinde koşturan kendi öz ataları değilmişcesine solun diğer kesimlerine herhangi bir konuda fatura çıkartmak gerektiğinde kemalizmin izlerini arıyor. Bu arada, sola anti-kemalizm...
1993 yılının ikinci yarısıydı. Yoldaşlarla Türkiye kapitalizminin nasıl bir döneme girmekte olduğuna ilişkin tartışıyorduk. Bu tartışma ilk haliyle, bir mücadele stratejisi belirleme çabasından kaynaklanıyordu. Sistemin hangi unsurlarında devrimci hareketin yararlanabileceği zayıflamalar ortaya çıkacak, bu zayıflamalar giderek çatlak ve gedikler haline gelecekler mi, zayıf noktalara dönük müdahalelerimiz işçi sınıfını merkeze koyarak nasıl mümkün olacak vb… Bu...
Türkiye kapitalizminin gündemi siyasetle yüklemesi ile solun siyaset yoğunluğunu düşürmesi arasındaki çelişkinin üzerinde durulmalıdır. Gelenek Gündemi’ni bu konuya ayırarak, önümüzdeki aylarda sürece nasıl müdahale edeceğimizin ipuçlarını vermek istiyoruz. Yukarıda değindiğimiz çelişki ilk bakışta anlaşılmaz bulunabilir. 1980 sonrasında kendisini devreye sokucu az sayıda dönem bulan Türkiye solu, 1995 ve 1996’nın ilk yarısında eline geçen fırsatları belli...
Türkiye solu, elbette yasal sol partilerden ibaret değil. Bu ülkede yasal parti formuyla çalışmayan önemli siyasi hareketler var; daha az önemli siyasi hareketler de… Bütünü söz konusu olduğunda sol hareketleri yasal parti olanlar-olmayanlar diye ayırmak da pek mümkün değil. Siyasi hareketler, hedefler ve geliştirdikleri araçların bütünlüğünde değerlendirilebilirler. Nitekim yasal parti olmayan sol hareketler içerisinde, belirgin...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×