Bir kez daha kriz kavramı üzerinde duran bir çalışma… Ancak son zamanlarda Gelenek’te yer verdiğimiz çalışmalar, çoğunlukla Türkiye’nin güncel süreçlerini odak aldı. Bu kez ufkumuzu önce bir ölçüde genişletip, 1990’ların sınıf mücadelelerinden bağımsızlaşacak ve ülkemizde tarihsel/yapısal anlamda işlerlikte olan kriz mekanizmalarına bakmayı deneyeceğim. Sonra bugüne geri dönmek ve solun görevlerini kısaca tartışmak üzere… Kriz tasviri...
1986-89 arasında yazdıklarımızı, o yıllarda çeşitli sol çevrelerle yaptığımız tartışmaları yeniden okuduğumda, uluslararası devrimci hareketin nasıl bir kuşatma ile karşı karşıya olduğunu, bu kuşatmadan neden bir türlü çıkılamadığını daha iyi kavradığımı düşünüyorum. Değişen fazla şey yok. Marksizm, o yıllardan beri ontolojik belirlenimli bir iç gündeme mahkum edildi. Marx’ın bilimsel üretiminin güdüleri ile büyük devrimci dönüşümler...
1993 yılının ikinci yarısıydı. Yoldaşlarla Türkiye kapitalizminin nasıl bir döneme girmekte olduğuna ilişkin tartışıyorduk. Bu tartışma ilk haliyle, bir mücadele stratejisi belirleme çabasından kaynaklanıyordu. Sistemin hangi unsurlarında devrimci hareketin yararlanabileceği zayıflamalar ortaya çıkacak, bu zayıflamalar giderek çatlak ve gedikler haline gelecekler mi, zayıf noktalara dönük müdahalelerimiz işçi sınıfını merkeze koyarak nasıl mümkün olacak vb… Bu...
1980 sonrası burjuva siyaset ve ideoloji alanının yapılanmasının temel zemini liberalizm, bunun emekçi sınıflara izdüşümü ise depolitizasyon ve örgütsüzlük olmuştu. 12 Eylül askeri diktatörlüğünün sınıf mücadelesini küllendirmesi ve otoriter yapıyı yeniden inşa etmesinden sonra liberalizm ve depolitizasyon çifti yeni krizlerin önünü alacak, krizin kapitalizmin içsel mekanizmalarından kaçınılmaz yeniden üremesi ise Türkiye’nin dünya kapitalizmine eski dönemlerde...
  Gelenek bu sayıyla birlikte 50. sayıya ulaşmış oldu. Türkiye’nin en eski marksist teorik yayını olma onurunu taşıyan Gelenek, bütüncül bir mücadelenin giderek daha fazla zenginleşen araçları içerisinde hiçbir zaman önemini kaybetmedi. Kendi misyonunu bu araçlar zenginliği içerisinde her durumda yeniden ayarlayan Gelenek’te bugüne kadar oldukça anlamlı bir birikim oluştuğu kanısındayız. Bu birikimi muhakkak daha...
49. sayımız, daha önce sözünü ettiğimiz yayıncılık faaliyetlerimizdeki artışın yarattığı canlılık ve toplatma terörünün çalışa azmimizi arttırıcı etkisiyle çıkıyor. Yeni yayınlarımızdan Okul ve Ülke ile Düşünce ve Eylem’in 3., Sağlıkta Sınıf Tavrı ile Tekstilde Sınıf Tavrının 2. sayıları çıkmış oldu. Sosyalist Türkiye Partisi’nin kapatılmasına neden olan Program ve Anayasa Mahkemesi’nde görülen kapatma davasının belgeleri de...
Gelenek Kitap Dizisi’nin 48. sayısı öngördüğümüzden daha geç elinize ulaşmış oluyor. 1995 yılında bütün dostlarımıza sosyalizm mücadelesinde başarılar dilerken bu tür gecikmelerin yeni yılda ortaya çıkmaması için elimizden geleni yapacağımızın da bilinmesini istiyoruz. Yayıncılık faaliyetlerimizin çeşitlenmesi bu gecikmeleri zaman zaman kaçınılmaz kılıyor. Sosyalist İktidar ve çıkarmakta olduğumuz yerel yayınlara ek olarak 1995 yılı, Tekstilde Sınıf...
Gelenek, bu sayısında ağırlıklı olarak, burjuva siyaseti ile ilgili. Kriz sürecinde, bütün kurumları ile tıkanan ve söze hep “yenilenme ihtiyacı”na vurgu yaparak giren sermaye sınıfının bu ülkede engin bir siyasal deneyimi var. Daha önceki kitaplarımızda çeşitli açılardan ele aldığımız bu deneyim, bu kez bir dizi yazıyla ve yelpazenin değişik noktalarında yoğunlaşılarak gündeme geliyor. Bu ana...
Gelenek, bu sayısında ağırlıklı olarak, burjuva siyaseti ile ilgili. Kriz sürecinde, bütün kurumları ile tıkanan ve söze hep “yenilenme ihtiyacı”na vurgu yaparak giren sermaye sınıfının bu ülkede engin bir siyasal deneyimi var. Daha önceki kitaplarımızda çeşitli açılardan ele aldığımız bu deneyim, bu kez bir dizi yazıyla ve yelpazenin değişik noktalarında yoğunlaşılarak gündeme geliyor. Bu ana...
Geçtiğimiz aylar Türkiye’de siyasal ve ekonomik krizin giderek dizginlerinden boşandığı gelişmelere tanık oldu. Gidişat, Gelenek kitap dizisinin yaklaşık bir yıldır konu önceliklerinde birinci sırayı ısrarla “kriz”e vermesinin doğru bir tercih olduğunu da kanıtlar nitelikte. Bu sayımızda aynı çizgiyi sürdürüyoruz. Türkiye solunda düzenin içine yuvarlandığı krizi devrimcileşme doğrultusunda değerlendirmek yerine geri perspektiflerine, uzlaşmacılığa malzeme haline getirmeye...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×