Gelenek’in bu sayısı Kemal Okuyan’ın 23 Haziran İstanbul yerel seçiminden sonra aldığı notlarla açılıyor. Okuyan, yalnızca İmamoğlu’na odaklanan herkesin hata yapacağının altını çizerken, yerli ve yabancı sermayenin Türkiye’deki arayışlarına dair bir çerçeve çiziyor. Türkiye’de sermaye sınıfı tüm bileşenleriyle yol ararken, bu arayışın önemli göstergelerinden birisi her zaman dış politika, özellikle de bölgesel denemeler oldu. Suriye...
Türkiye Komünist Partisi tüm Türkiye’de yerel seçimlere giriyor. Burjuva siyasetinde partilerin buharlaştığı, siyasetin kişiler üzerinden yapıldığı ve iç içe geçmişliğin had safhaya ulaştığı nesnellikte TKP’nin seçimlerde var olması ayrı bir önem taşıyor kuşkusuz. TKP’nin yıllardır biriktirdiği seçim tecrübesinin en önemli yansımalarından biri olması beklenen 31 Mart seçimlerinin sonucu düzen siyasetinde de yeni gelişmelere yol açabilir....
Bu ayın Gelenek’i Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin Kriz ve Devrim başlıklı raporuyla açılıyor. Rapor, Türkiye kapitalizminin yaşadığı çok boyutlu kriz hakkında ayrıntılı bir tarihsel değerlendirme içermesinin yanısıra, partinin yakın dönem stratejisine de ışık tutar nitelikte. Aydemir Güler ise bu sayıda kapitalizmin ülkemizdeki tarihini kriz uğraklarıyla birlikte ele alıyor. Bu tarihsel yolculuk bizi yaşadığımız son...
Merhaba Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nin 100. yıldönümü Türkiye’de ve dünyada çeşitli etkinliklere konu oldu. Hiç kuşkusuz başta Sovyetler Birliği olmak üzere 20. Yüzyılda yaşanan reel sosyalizm deneyimi, çözülüş ve karşı-devrimle değil, başlangıç noktasını oluşturan Ekim Devrimi ve onlarca yıllık deneyimin zengin içeriğiyle tarihe kaydolmuştur. Bu, Gelenek’in, parçası olduğu TKP’nin ve Marksist-Leninist geleneğin sübjektif duruşundan değil,...
Kasım ayında yayınlanan 132 numaralı Gelenek’in sunuş satırları bunun bir özel sayı olduğunu anlatarak başlıyordu. Gelenek dergimizin otuzuncu yaşını kutluyorduk… Yine bir özel sayıyla ve birkaç ay önceki sözümüzü gerçekleştirememenin mahcubiyetiyle Şubat 2017’de birlikteyiz. Gerçekleştiremediğimiz sözü yine aynı sunuş yazısındaydı; bir sonraki randevuyu Ocak’a vermiştik. Gecikmemiz ve yine bir özel sayı hazırlamamızın mazereti ve gerekçesi...
Kasım ayında yayınlanan 132 numaralı Gelenek’in sunuş satırları bunun bir özel sayı olduğunu anlatarak başlıyordu. Gelenek dergimizin otuzuncu yaşını kutluyorduk… Yine bir özel sayıyla ve birkaç ay önceki sözümüzü gerçekleştirememenin mahcubiyetiyle Şubat 2017’de birlikteyiz. Gerçekleştiremediğimiz sözü yine aynı sunuş yazısındaydı; bir sonraki randevuyu Ocak’a vermiştik. Gecikmemiz ve yine bir özel sayı hazırlamamızın mazereti ve gerekçesi...
Kasım ayında yayınlanan 132 numaralı Gelenek’in sunuş satırları bunun bir özel sayı olduğunu anlatarak başlıyordu. Gelenek dergimizin otuzuncu yaşını kutluyorduk… Yine bir özel sayıyla ve birkaç ay önceki sözümüzü gerçekleştirememenin mahcubiyetiyle Şubat 2017’de birlikteyiz. Gerçekleştiremediğimiz sözü yine aynı sunuş yazısındaydı; bir sonraki randevuyu Ocak’a vermiştik. Gecikmemiz ve yine bir özel sayı hazırlamamızın mazereti ve gerekçesi...
Gelenek özel bir sayıyla karşınızda. 132 numaralı sayımız yayın hayatına girişimizin otuzuncu yıldönümünde çıkıyor. Şaka değil, Gelenek Türkiye’nin yayınını aralıksız en uzun sürdüren ve şu anki en eski Marksist dergisidir. Başkalarını yalnızca ara verdikleri, isim değiştirdikleri için değil, Leninist olmadıkları için bile değil, ama Marksizmle bağları çok belirsiz hale geldiği, Marksist teoriyi düzen içi hesaplara...
Gelenek özel bir sayıyla karşınızda. 132 numaralı sayımız yayın hayatına girişimizin otuzuncu yıldönümünde çıkıyor. Şaka değil, Gelenek Türkiye’nin yayınını aralıksız en uzun sürdüren ve şu anki en eski Marksist dergisidir. Başkalarını yalnızca ara verdikleri, isim değiştirdikleri için değil, Leninist olmadıkları için bile değil, ama Marksizmle bağları çok belirsiz hale geldiği, Marksist teoriyi düzen içi hesaplara...
Türkiye komünist hareketinin tarihinde önemli eksikliklerden biri teorisyene sahip olmayışıdır denebilir. Komünist hareket önemli stratejistlere ya da siyaset adamlarına sahip olmuştur ancak teoriyi yeniden üretmek ve ideolojik girdiler yapmak konusunda fazla yaratıcı olamamıştır. Bu nedenle 1990’lara gelinceye kadar komünist hareketin liderlerinin geride bıraktığı önemli bir yazılı külliyat olduğu söylenemez. Mustafa Suphi bu açıdan bir istisna...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×