İnsanlığın başındaki̇ iki̇ mi̇krop

Dünya ölçeğinde oldukça zorlu bir yılı geride bıraktığımız günlerdeyiz. Önümüzdeki yılın öncülünden daha az zor olacağını düşünmemiz için de herhangi bir gösterge bulunmuyor. 2020 yılında neler yaşandığını hatırlayalım. Olgusal olarak 2019 yılının sonlarında başlamış olduğu kabul edilen, koronavirüsün neden olduğu, Covid-19 hastalığının birkaç ay içerisinde küresel ölçekte yayıldığı gözlendi. Bunun üzerine, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)…

Devamı...

Sahte umutlar üzerine

Stalin ’46 yılındaki bir görüşmesinde kendisine “Sizce ABD’nin atom bombası tekeli dünya barışını tehdit ediyor mu?” diye soran gazeteciye “Atom bombası zayıf sinirlileri korkutmak içindir” yanıtını verir.[1] Zamanlaması ve mesajı bakımında ilginç olan bu görüşmede Stalin’in verdiği yanıtı bugün yine ilginç bir yer değiştirmeyle okumak mümkündür. Aslında görüşmeden çok bu özel yanıtın kendisi büyük önem…

Devamı...

Umuttan umutsuzluğa: Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye Öyküsü

Umut bağlanan parlamentolar insanlığı vahşete sürükleyen siyasal iktidarları içinden çıkarmış, onlara dayanak olmuştu, denetlenmeliydi.  Hak ve özgürlüklerin güvencesi, toplumsal düzenin yansıtıcısı ve kullanım belgesi olan anayasa kanun ya da polis devletinin değil, hukuk devletinin esas belgesi olmalıydı. Toplumsal düzenin tüm organlarıyla, hukuk belgeleriyle, kararlarıyla, iş ve işlemleriyle, bireysel ve toplumsal yaşamıyla huzur, refah ve istikrar…

Devamı...

Reklam arasını bitirmek: İktidar, sınıf ve psikopolitika

Siyaset her şeyden önce bir düşünce eylemi. Evet, sadece düşünmekten ibaret değil, hatta sadece düşünmekten ibaret olduğunu söylemek yanıltıcı olur ama siyaset öncelikle düşünmeyi içeriyor. Yani muhakemeyi, tartıp biçmeyi, irdelemeyi, bazı sonuçlara varmayı, anlamayı, anlamlandırmayı ve seçmeyi. Tabii ki bu süreç oldukça dinamik. Yani sürekli devinen, sürekli değişen bir yanı da var siyasetin. Ama kemikleşmiş,…

Devamı...

İşçi sınıfının örgütsüzlüğü aşılabilir

İddia edilen odur ki, neoliberalizm ve kapitalist küreselleşme iflas etti. Doğal kaynakların sınırsız ve hesapsız tüketimi, kamu hizmetlerinin tümden ticarileştirilmesi, reel sosyalizmin çözülüşü sonrası beklenen barış ve demokrasi ikliminin gelişimi yerine otoriter rejimlerin ortaya çıkması, servet ve gelir eşitsizliğinin görülmemiş ölçüde artması, söz konusu iflasın başlıca nedenleri arasında sıralanıyor.  Sınıflı toplumlarda mevcut düzenin iflas etmesi,…

Devamı...

Neden işçi sınıfı?

Marx’ın döneminde devrimci sınıfı aramak Bugün işçi sınıfının tek devrimci sınıf olduğu genellikle tartışılmadan kabul ediliyor. Şu veya bu şekilde sosyalist devrimci olmayan siyasetler sosyalizme mesafe koyarken bu konuyu bulanıklaştırmayı tercih ediyorlar. Bazen sosyalizmin neden olmayacağına ilişkin gerekçeler üretmeye çalışırken, çok zayıf bir tez olan “günümüzde işçi sınıfının kalmadığını” geveleyebiliyorlar. Ancak Marx ve Engels’in gençliğinde…

Devamı...

“Devrimin Gölgesinde” üzerine: Ekim Devrimi sonrası siyasetten Leninizm dersleri

150 yaşına basan ölümsüz yoldaşımızın anısına saygıyla… Leninizme yönelik, sahiplenenleri arasında dahi yaygın bir yanlış (ya da işe geldiği gibi) anlama onun bir “pratik yöntemi”nden ibaret görülmesidir. Buna göre Marx işin bilimini yapmış, kapitalizmin işleyiş yasaları ve zaaflarını ortaya koymuş, Lenin de buradan çıkarttığı sonuçları siyasete tahvil edip Rusya’da devrim yapmıştır. Bu düşüncenin “zannettiği” Lenin…

Devamı...

Bir Kopuşun İzinde: Nisan Tezleri

Söz Nisan Tezleri’nden açıldığında, Leninist parti teorisinden ikili iktidar kuramına değin pek çok başlık üzerine konuşabiliriz. Bu kısa metinde küçük burjuva ideolojisi ile arasına çizdiği kalın sınırlarla aynı zamanda komünist partilerin omurgasını da oluşturan Lenin, devrimini arayan komünistlere anahtar niteliğinde bir kılavuz bırakmıştı. Ve kısalığı oranında yoğun olan Nisan Tezleri’nde şüphesiz ki üzerine düşünecek çok…

Devamı...

Şehir Vebadan Kırılırken

II. Dünya Savaşı’nın üzerinden henüz çok geçmemişken, varoluşçuluğun aydınlar arasında güç kazandığı bir momentte Albert Camus Veba’daki anlatıcısına “Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez, kötü rüyalar arasında insanlar geçip gider ve önlemlerini almadığından başta hümanistler gider. Yurttaşlarımız da başkalarından daha az ya da…

Devamı...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×