Stendhal “Roman, yol boyunca gezdirilen bir aynadır” dediğinden bu yana yaşamın gerçekliğine temas etmeyen, toplumsal olaylardan etkilenmeyen bir yapıtın “kalıcılığını” daha çok sorgular olduk. 19. yy.’da zirve yapan roman türü açısından köprünün altından çok sular akmasına karşın, edebiyatın toplumsal bağlamından koparılamayacağı, yazarın içine doğduğu toplumun ürünü ve onun aynı zamanda değiştiricisi olduğu düşüncesi geçerliğini korumaya...
23 Nisan’da Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılışı 1920 yılının siyasi karmaşasının ortasında bir nirengi noktasıydı. Belirsizliklerin yarattığı geniş bir kurgu yelpazesi içinde tabloyu sadeleştiren, tarihsel gelişmenin yönüne ilişkin değerli bir ipucuydu. BMM’de somutlanan siyasi iradenin kumanda ettiği milli mücadele, emperyalistlerin Yakın Doğu politikasını alt üst etti. Aynı zamanda Ankara adlı küçük kasabada kurulan meclis bir...
Bitmesi mümkün olmayan bir öykü de diyebiliriz. Kıbrıs, çoğumuz için, Doğu Akdeniz’de arada sırada kabaran sürtüşmelerin hatırlattığı bir toprak parçası olabilir. Aslına bakarsanız bu görece iyi bir resimdir. Türkiye’nin geneli için Kıbrıs kumarhanedir, oteldir; vergiden muaf kalmanın yolu, tatil dönüşü içki getirmenin bahanesidir ya da susuz geçen askerlik anılarının kaynağıdır, “Allah’ın unuttuğu” yerlerden birisidir. Daha...
Profesyonel bilgi üretiminin merkezi olan üniversiteler, gençliğin siyasi pratik ile bilgi üretimi sürecine dahil olduğu, bu süreci yönlendirdiği ve Türkiye gibi bir ülkede kampüs sınırlarının dışına taşan, emek sürecinin parçası haline gelen bir dinamiği barındırır. Üniversitelere bakarken öncelikle Türkiye gençliğinin sosyo-ekonomik yapısına, gençliğin toplum yaşantısındaki karşılığına, emek süreci içerisinde aldığı konumlanışa ve elbette ki üniversite...
Marx Komünist Manifesto’da burjuvazinin dünyayı nasıl homojenleştirdiğini ve nasıl eski üretim tarzlarına ait özellikleri yıkarak kapitalizmi başat haline getirdiğini büyük bir coşku ile anlatır. Buna karşılık Lenin ise Emperyalizm kitabında eşitsiz gelişimin bu homojenliği nasıl bozduğunu, dünyanın farklı bölgelerinde sermaye birikiminin nasıl emperyalizme dönüştüğünü, rekabetin nasıl bir yeniden paylaşım savaşına neden olduğunu ve bunun yarattığı krizin...
AKP’yi tek başına iktidara ve giderek Cumhuriyet tarihinde az görülen bir “uzun süreli” yönetime taşıyan 3 Kasım 2002 seçimleri, pek çok açıdan yeni ve beklenmedik bir olay olarak gerçekleşti. İslamcı siyasal partinin tarihindeki bu ilk “iktidar” deneyimine başka ilkler de eşlik etti. Esasen Cumhuriyet’in 70 yılına damga vuran “sosyalizmli dünya”nın 1990’lı yıllarda son bulması, bir...
Kemalist tarih yazımı CHP’nin temel prensiplerinden olan laikliğin ve “Türk Aydınlanması”nın bir “yobazlık canavarı” tarafından öldürüldüğünü ima ediyor. “Muhalif” cumhuriyet tarihi yazımı ise Türkiye’de laikleşmeyi basitçe mahkum ve inkar ediyor; diyor ki “toplum hiç modernleş(e)me(z)di ki!” İdeolojik ve siyasal planda laikliğin başarıları ve sınırlarının ortaya konulması çabası bu iki anlayışa da sığmıyor. Cumhuriyetin din politikalarının...
Bilindiği gibi Türkiye’de sendikacılık Sadi Irmak’ın Çalışma Bakanlığı sırasında, 20 Şubat 1947 günü kabul edilen Kanun ile resmen başlamış bulunmaktadır. Oysa asıl sendikacılığımız fiilen 1946 yılında yerden fışkırırcasına doğmuş, gelişmiştir. Çok partili döneme geçişimizin gereksinimleri bazı kanun değişiklikleri gerektirmişti. 1938 tarihli ve 3512 sayılı eski Cemiyetler Kanunu’nun 9. uncu maddesine göre: “Aile, cemaat, ırk, cins...
2005’ten bu yana Yurtsever Cephe’nin ve Sol Cephe’nin çok sayıda yerel toplantısına katıldık, hemen her toplantıda daha önce pek tanımadığımız orta yaşta bir erkek katılımcı söz alır ve cephenin ne olup ne olmadığına ilişkin kısa bir tarihçeyi bir tebliğ olarak sunardı. Bu zorunlu kısmın, eksik ve yanlışları bir yana bir kez bile toplantının önünü açtığına...
Uzun dönemde ve mukayeseli bir perspektifle bakıldığında, seçmen davranışlarının iki boyutlu bir politik ajandaya dayalı olduğunu düşünebiliriz: Ekonomi ve ideoloji. İdeoloji, ekonomik açıdan aşikar gibi görünen sonuçları, tersine çevirebiliyor. Örneğin İtalya’da II. Dünya Savaşı sonrası –uzun ve zifiri karanlık faşizm gecesinden kurtuluş- kadın düşmanı faşizmin ideolojik ve kurumsal enkazının geri dönüşsüz biçimde tasfiyesi gerekiyordu. Ve...








