Gelenek’in 134. sayısında farklı boyutlarıyla Türkiye’ye odaklanarak devlet konusu ele alınıyor. Türkiye siyasetinde devlet konusu hep çok tartışmalı bir yerde durmuştur. Nedenini anlamak çok zor değil: Geç kapitalistleşmiş bir ülke olmaktan kaynaklı ve aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devrolunan mirasın gereği olarak bugüne kadar gelen tarihsel serüvende devletin rolü hep çok merkezi olmuştur. Burada tartışılacak bir...
2013’te, Haziran günlerinde “Bu insanlar nereden çıktı?” sorusu herkesin dilindeydi, şaşkınlık ve keyifle… Bugünse, “Biz Gezi’yi gerçekten yaşadık mı?” diye soranlara rastlıyoruz, bezginlik ve karamsarlıkla… Oysa ileriye atılış da gerçek, bugün yanıltıcı öğeler barındıran geriye çekiliş de… Gerçek olmayan, bir kısım solcunun kafasındaki Haziran. Sanırım büyük halk hareketiyle yeniden evlerine çekilen insanlar arasındaki ilişkiyi anlamak...
Türkiye komünist hareketinin tarihinde önemli eksikliklerden biri teorisyene sahip olmayışıdır denebilir. Komünist hareket önemli stratejistlere ya da siyaset adamlarına sahip olmuştur ancak teoriyi yeniden üretmek ve ideolojik girdiler yapmak konusunda fazla yaratıcı olamamıştır. Bu nedenle 1990’lara gelinceye kadar komünist hareketin liderlerinin geride bıraktığı önemli bir yazılı külliyat olduğu söylenemez. Mustafa Suphi bu açıdan bir istisna...
Türkiye komünist hareketi, işçi sınıfı lehine olduğunu söyleyemeyeceğimiz verili güçler dengesi hesaba katıldığında, olgunlaşmış bir stratejiye sahip olabilir mi? Sözünü ettiğimiz, tanımlanmış bir hedef doğrultusunda hazırlanan, güncel gelişmelere dirençli, kalıcı bir yol haritası. O halde, daha hemen başta hedefi nasıl belirlediğimize açıklık getirmek durumundayız. Nihayetinde, bir komünist partisi için mücadele, kesintili-sıçramalı bir süreç olduğu oranda,...
Gelenek’in bu sayısında komünist hareketin strateji sorununa odaklanıyoruz. Tüm dünyada etkisini derinden hissettiren ve artık yalnızca iktisadî sıfatı ile nitelendirilmesi mümkün olmayan bunalım ile Türkiye’nin hızla içine yuvarlanmakta olduğu siyasal kriz, bu sorunu ciddiyetle ele almayı gerektiriyor. Esas meselemiz, Türkiye’de ve dünyada komünist siyasetin bu krize anlamlı bir yanıt üretebilip üretemeyeceğidir. Bir diğer değişle, “hareketimizin...
Yeşilçam filmlerinin bilindik parodisidir. Filmin istenmeyen karakteri, varlığının hiç önemsenmediği, hatta açık açık istenmediği bir ortamdan ayrılırken, geride kalanlara tehditkar edalarla seslenir: “Gidiyorum bak, bak gidiyorum, giderim bak, vallahi gidiyorum, çok üzülürsünüz sonra, gidiyorum bak, bak giderim”. Kal diyen çıkmaz. Ama o gitmez, gidemez bir türlü.   Bu sahnede trajik olan ise, istenmeyen karakterin işe...
İnsanlığın büyük projelerinden Aydınlanma, her şeyi çözmek üzere yola çıkmıştı. İnsanoğlu yüzlerce yıldır süren ilahi güçlere olan teslimiyetine son verecekti. Kendi kaderini eline almak için yola çıkan insan, aslında dinin devrini tamamlamasını bekliyordu. En heyecanlı aydınlanmacılar Tanrının sonsuz iktidarının sonunun geldiğine inanıyorlardı; başka bir deyişle, Tanrı da artık insanların katına inmiş ve bu dünyada süren...
Geçen ayın notları, devreden soruları Tekel derslerine devam   Yaklaşık iki aydır devam etmekte olan Tekel direnişi, bu metni kaleme aldığımız günlerde yeni bir evreye girmiş bulunuyordu. Direnişin iç momentleri ayrı bir değerlendirmeyi hak ediyor. Ancak bu noktadan önce, uzun yıllardır eşine rastlamadığımız türdeki bu işçi hareketinin ülke siyaseti açısından doğurduğu bazı sonuçlar üzerinde durmak...
 Türkiye’nin güncel siyasi hayatına, kabaca bir tarafında TSK’nın diğer tarafında ise AKP’nin durduğu eksen etrafındaki gerilim damga vurmaya devam ediyor. Söz konusu cepheleşmeyi birbirinden bağımsız momentlerin, muhtelif gerilim başlıklarının bir toplamı olarak değil, bir süreç olarak değerlendirmek yerinde olacaktır. Gelişmelere bir süreç olarak bakmak ne cepheleşmenin suni olduğu, ne de tarafların rollerini baştan yazılmış bir...
Ekim ayı ve kasım ayının geride bıraktığımız günleri Türkiye siyasetinin neredeyse günlük olarak önemli gündem kaymaları yaşadığı bir dönem olarak kayda geçti. Bunun Türkiye’nin olağan durumu olduğu söylenebilir. Doğrudur, ancak belirli bir ağırlık merkezi etrafında öbeklenen bir dizi gerilimin günlük tempoda yer değiştirmesini, Türkiye koşullarında bile sıradan bir durum saymak yanıltıcı olur. Halen gündemin üst...
İşaret/Notlar
Yükleniyor...
İşaretle
Kapat
Okur Giriş

Parolanızı mı unuttunuz
×
Signup

Already have an account? Login
×
Kayıp Parola

×